- Kategori
- Kişisel Gelişim
Nereye koşuyoruz?

“Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikât alemi birdir.”
Değerli bir büyüğümle sohbet ederken şöyle bir anısını paylaştı benimle. Doktora tezini vermek üzere savunmaya çıkıyor. Kararı diğer akademisyenler üzerinde etkili olan hocalardan bir tanesi kendisine: ” Sana bir soru soracağım. Bu soruyu bilirsen, başka bir soru sormadan senin çalışmanı onaylayacağız; fakat bilemezsen bu tezi bize kabul ettirmen mümkün olmayacak” der. Soru şu şekildedir;
- Bir hafta içerisinde yer alan günlerden ikisini çıkarman gerekse, hangilerini çıkarırsın var?
Kısa bir düşünme anından sonra, derin bilgi birikimine sahip olan büyüğüm şu cevabı veriyor; “Bugün günlerden Perşembe. İlk olarak Çarşamba günün çıkarırdım çünkü geçti; ikinci olarakta Cuma gününü çıkarırdım çünkü gelmedi. Benim için en önemli gün, bugün…” sonuç olarak bu cevabı duyan hocalar çalışmayı onaylıyorlar.
“Ân” ı yaşamak, herkes tarafından dile getirilen; fakat çok az insanın hayatına uyarladığı bir olgudur. Günümüz “modern insanı!”, buna “Carpe Diem” ismini verse de, ben izninizle Hz. Mevlana’nın şaheseri Mesnevi’yi referans alarak sizinle düşüncelerimi paylaşma yolunu seçeceğim.
Hz. Mevlânâ’ya göre; “Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikât alemi birdir.” Dolayısıyla bizler geçmişteki acıları, sıkıntıları düşünürken, geleceğe dair korkularımızı, kaygılarımızı yaşarken içinde bulunduğumuz “Ân” ı yaşayamıyoruz. En kötüsü de bunun farkında değiliz.
Durum böyleyken, televizyonda defalarca reklamını izlediğimiz Vodafone “Anı Yaşa” demiyor mu? Veya Turkcell reklamlarında “Bağlan Hayata” sloganını kullanmıyor mu? Ya da Doritos “Hayatı Dibine Kadar Yaşa” derken neyi amaçlıyor? Verdiğim bu örnekler firmaların aynı zamanda ticari cirolarını da artırmak için kullandığı sloganlar, fakat bunun üzerine düşünmemiz gerekmiyor mu?
Seçim bize ait dostlar. Ya Hz. Mevlânâ’nın dediği gibi “Sufî, bulunduğu ânın oğludur .” mesajına kulak vereceğiz ve âna hizmet edeceğiz. Bu şekilde, günümüz hastalıkları olan depresyondan ve evhamdan kurtulacağız. Ya da Vodafone’la anı yaşayıp, Turkcel’le hayata bağlanıp, Doritos’la hayatı dibine kadar yaşayacağız!
Geçmişi değiştiremeyiz. Geçmişten ancak dersler çıkartabilir. Yaptığımız hataları tekrarlamamaya çalışırız. Gelecekle alakalı planlar yaparak, korkular ve belirsizlikleri azaltabiliriz. Şu an yaşayacağımız kaygılar, endişeler azalır. Önemli olan odaklanarak ve yüksek motivasyonla bulunduğumuz ânı yaşayabilmektedir. Yine Hz. Pîr’in önemli uyarısına kulak vermemiz gerekir: “Sakın yarın deme. Nice yarınlar geçti. Ekin zamanı tamamıyla geçmesin, uyanık ol.” Evet “uyanık” olmamız, “uyanık” kalmamız şart.
Belki de “Ân” da kalabilmenin farkındalığını oluşturacak şu sorularla da yazımızı bitirsek nasıl olur?
Gerçekten yaşıyor musun?
Hayat amacın ne?
Nereye koşuyorsun?