Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Nereye koşuyoruz

Bir koşuşturmadır gidiyoruz. Şöyle sakin kafayla oturup da düşünmüyoruz bile, neyi yaşadığımızı ve nereye koştuğumuzu. Gündelik hayatımız o kadar etkisi altına almış ki bizi, o kıskacı aşarak hayatı farklı yönleriyle göremiyor, farklı yönleriyle algılayamıyoruz.

Her birimiz çeşitli coğrafi mekanlarda, çeşitli uğraş ve mesleklerde, çeşitli dünya görüşlerinde, çeşitli eğilimlerde her yaştan ve her tabakadan insanlar olarak hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Hayatı yaşama aşamasında farklı farklı özellikler sergilesek de, hayatı algılama noktasında ne yazık ki çoğumuz aynı yanılgılarda birleşiyoruz. Kendi gerçeklerimiz ve gücümüzden habersizliğimiz bizi yanlışlara ve yanlış hedeflere kanalize ediyor. Kimimiz, tüm enerji ve yeteneklerini maddi olarak bir şeyler sahibi olmaya odaklıyor; kimimiz, kendisini dev aynasında görerek diğer insanlara tepeden bakıyor; kimimiz, kendi küçük dünyasını dünyanın merkezi zannederek kendi doğrularından başka şeylere aldırış etmiyor; kimimiz, birtakım mevkileri elde etmek uğruna ödünler veriyor; kimimiz, dizginleyemediği zaafları yüzünden insani değerleri hiçe sayıyor; kimimiz, elindeki olanakları zayıf insanların aleyhine kullanıyor; kimimiz, duygusallıklarının etkisi altında kalarak olayları gerçekçi gözlerle değerlendiremiyor, kimimiz, basit alışkanlık ve zevklerin esiri oluyor; kimimiz de, ne istediğini dahi bilmeden rastgele yaşıyor…

Şu kısacık ömrümüzde bir türlü doğru yaşamasını beceremiyoruz galiba. Öylesine sıradan, öylesine anlamsız kaygılarımız var ki, takılıp kalıyoruz bir yerlerde. Geçici ve önemsiz şeylere olan düşkünlüğümüz adeta gözlerimize perde çekiyor. Birçoğumuzun umrunda bile değil, güzel olan, doğru olan, hak olan. Yaşamdaki temel umdelerden habersizliğimiz bizi ürkek, sorumsuz ve dengesiz bir kişiliğe sokuyor. Doymak bilmeyen ve sınır tanımayan hırslarımızla günbegün basitleşip, adeta yaşama hakkı ve özgürlüğümüzü kendi ellerimizle kısıtlıyoruz. Çoğumuzda bir samimiyetsizlik, bir güvensizlik, bir yalnızlık almış başını gidiyor. Maalesef birçoğumuzda da gizli bir kıskançlığın, gizli bir yarışın ve gizli bir düşmanlığın izleri görülüyor. Doğal olarak bu hengamede mutluluğu yakalayamıyor, hem kendimizle hem de dış dünya ile barışık olamıyoruz. İşin üzücü tarafı, hayatın yaşanılır yönlerini, güzel taraflarını ve hepsinden önemlisi, hiç kimsenin gözünün yaşına dahi bakmadan geçip giden koca bir ömrü göremiyoruz.

Evet, bir hayatı yaşıyoruz. Belki henüz baharında, belki ortalarında, belki de son demlerinde. Birçok yanılgılarımız, birçok da güzelliklerimiz var muhakkak. Yalnız, yeterince gayret gösteriyor muyuz acaba, daha iyiye, daha mükemmele ulaşmak için? Yoksa, hiçbir şeyin endişesi ve sorumluluğunu duymadan rastgele mi yaşıyoruz? İnsan olduğumuza göre, düşünebildiğimize göre, doğruyu yanlıştan ayırabildiğimize göre, elbette ki duyarsız ve başıboş olamayız. Ve bu yönümüzden dolayı sorumlu olmalıyız yaptıklarımızdan ve yapacaklarımızdan. Hiç kuşkusuz yaptığımız ve yapacağımız tüm eylemlerden sorumlu olmamız bizi doğruya ve iyiye yöneltecektir. İnsanlık Tarihi boyunca iyinin ve doğrunun mücadelesini veren insanların da işte bu sorumlulukla hareket ettikleri bilinen bir gerçektir. Bu sorumluluğu duyan insanların sürdürdükleri mücadele dün olduğu gibi bugün de sürüyordu ve sürecekti de. Yalnız, bu sorumluluğu duymak ve bu mücadelede yer almak sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. En azından bunun için, zinde bir beyine, tüm ön yargılardan uzak bir anlayışa, sürekli kendini geliştiren bir kafaya, her şeyde mantığını kullanan bir zekaya ve hiçbir zaman haddi aşmayarak, yerine göre üstünlüğünü, yerine göre de acizliğini kabullenen bir idrake ihtiyaç duyulacaktır.

Unutmayalım ki düşünce alanımızı daralttığımız oranda bizi bekleyen sıkıntılar da artacaktır.Düşünmekten korkmayalım. Düşünmek, bizi biz yapacak ve tüm korkularımızı silip atacaktır. Gelin bir kez daha düşünelim kim olduğumuzu, bir kez daha düşünelim yaşadıklarımızı, bir kez daha düşünelim nereye koştuğumuzu ve bir kez daha düşünelim, TÜM SONLARIN YENİ BAŞLANGIÇLARA GEBE OLABİLECEĞİNİ…

 
Toplam blog
: 25
: 1154
Kayıt tarihi
: 28.03.07
 
 

1968 yılında Sivas'ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Gürün'de tamamladı. Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğ..