​ Nevşehir'e şehir, Kadıköy'e köy diyenin aklına şaşayım... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '14

 
Kategori
Futbol
 

Nevşehir'e şehir, Kadıköy'e köy diyenin aklına şaşayım...

Nevşehir'e şehir, Kadıköy'e köy diyenin aklına şaşayım...
 

Alemdağspor, Feriköyspor, Çengelköyspor logoları birarada.


Aslında 'hikaye' oldukça bilindiktir ama yine de Nasreddin Hoca gibi yapıp da, ''Bilenler bilmeyenlere anlatsın...'' demeden kısaca bir kez de benden dinleyin istedim.

Nevşehirli bir vatandaşımız, trenle yolculuğunun son durağında nihayet Haydarpaşa garına varır. Eline bavulunu alır, yürür dışarı çıkar ki bir de ne görsün? Karşısında koskoca bir yer, arabalar vızır vızır, vapurlar suları yararak gidiyor, insanlar oradan oraya koşuşturmakta. O sırada yanından geçmekte olan birisinin koluna yapışıp ilerideki binaları gösterir ve ''Hemşerim burası neresi?'' diye sorar. Adam hızlı adımlarını kesmeden ''Kadıköy'' diye yanıtlar bizim Nevşehirliyi.

Elinde bavulu kalakalır İstanbul'un bu yeni misafiri. Sonra da ancak kendisinin duyabileceği bir şekilde söylenir, ''Hay bizim Nevşehir'e şehir diyenin de, Kadıköy'e köy diyenin de...''

İstanbul Süper Amatör Lig 5. Grup'ta, 2013-2014 sezonunda 'kafaya oynayan' üç takım var. Feriköyspor, Çengelköyspor ve Alemdağspor. İşte son haftaya kadar kıran kırana geçeceği şimdiden belli olan bu üç takımlı şampiyonluk yarışı bana hep biraz önce size anlattığım anekdotu anımsatır.

Feriköy, İstanbul'un göbeğindeki Şişli ilçesinde Osmanbey'e komşu bir semttir. İsminin kökenine dair bir kaç rivayet vardır. Bunlardan bir tanesi, 18. yy'da bölgeye geldiğinde kendisine Abdülmecid ve Abdülaziz tarafından topraklar bağışlanan Fransız tüccar Mösyö Feri'nin adıyla bu yerleşimin  anılmasıdır. Eski adı Aya Dimitri olan bu Rum köyü zamanla Gürcü ve Ermeni göçü de alarak büyümüştür. Bir başka söylenceye göre ise Feri, Ermenice 'yukarı' anlamına gelen Veri sözcüğünden gelmekte ve muhtemelen Osmanbey'den yukarı doğru çıkarken karşınıza geldiği için de 'yukarı köy'ü anlatmak için kullanılmaya başlanmıştır.

Diğer taraftan 5. grubun iddialı bir başka takımı da Çengelköy'dür. Günümüzde daha çok manavlarda baş köşede yer alan hıyarlarıyla tanınsa da Çengelköy aslında 1960'lara kadar zengin Rumların oturduğu Vaniköy ile Beylerbeyi arasında, Üsküdar'ın şirin bir semtidir. Protos Diskos, Bizanslılar zamanında bu yerleşim biriminin ilk adıdır ve 'Birinci koy' anlamına gelir. Şimdiki adı olan Çengelköy'ün kaynağına dair rivayetlerin sayısı ise Feriköy'e göre katbekat fazladır ancak akla en uygun geleni, Fatih'in İstanbul'un fethi ile ilgili olarak bölgeyi gezdiği sıralarda Bizans'tan kalma 'gemi çengelleri' yani çapalar dolayısıyla bölgeye Çengelköy adının verildiğidir.

İşte bu iki eski Rum köyünün futbol takımları şimdilerde İstanbul'da amatör kümede mücadele ediyorlar. Gittikçe zenginleşen şehir merkezlerindeki konumları ile, adları köy olsa bile kendilerine daha büyük hedefler koyan bu yerleşim birimlerinin takımlarının karşısındaki üçüncü takım ise adı köy olmamakla birlikte aslen eski bir Ermeni sonradan ise Laz köyü olan ve Ekşioğulları, Bayburt mahalleleri ile bugün Çekmeköy ilçesinin gözbebeği konumundaki Alemdağ'dır.

Alemdağ, şehir merkezinden uzakta kendi halinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımıza evsahipliği yaparken, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus harbinde yerlerini yurtlarını bırakıp Anadolu'ya kaçmak zorunda kalan Batum'da yerleşik vatandaşlarımıza kucak açmıştır. Zamanla da Ermeni nüfusu azalırken Batum'dan gelen Lazlar 1970'lere kadar neredeyse köyün tek sahipleri olmuşlardır. Sonrası da malum, her yer gibi homojen yapının köküne dinamit atılmış olsa da Alemdağ'ın yerli halkı İstanbul'un bir çok bölgesi ile kıyaslandığında ana çekirdek çevresinde çoğalarak değerlerine olabildiğince sahip çıkmaya çalışarak bugünlere kadar gelebilmiştir.

Futbol takımlarını madem yerleşim birimlerini anlatarak tanıtmaya çalıştık ve İstanbul'un Bizans kökenlerine kadar da indik, o halde son sözlerimiz de Alemdağ'a dair ama Bizans'ta yaşananların neredeyse bir tekrarı üzerine olsun.

Alemdağ'ın iki futbol takımı vardır. Süper Amatör'de grubunda liderlik kovalayan Alemdağspor ile 1. Amatör'de orta sıralarda mücadele eden 1877 Alemdağ. Alemdağspor'un renkleri yeşil-beyaz, 1877 Alemdağ'ınkiler ise mavi-beyazdır.

Konstantinopolis'te MS 4. ve 12 yy.'lar arasında geleneksel dört atlı iki tekerlekli araba yarışları yapılır ve halk da kendi arasında yeşiller ve maviler olarak ayrılan bu iki grubu desteklermiş. Zamana göre maviler ve yeşiller farklı dini ve siyasi kesimler tarafından desteklenmiş, ancak bu ikili durum grupların rekabet gücünü arttırmaktansa bölünmeye neden olmuş ve halkı da birbirine düşürmüştür.

Bu bölünmüşlük zaman zaman Bizans'ın düşmanlarının da körükleyerek kullandıkları bir fırsata dönüşmüş ve Nika ayaklanmasında bugünkü Sultanahmet Meydanı'nın olduğu bölgede hem mavilerden hem de yeşillerden on binlerce insan, kendi imparatorları tarafından öldürülmüştür.

Biraz ''futbol sadece futbol değildir'' yazısı gibi olsa da asıl söylemek istediğim şeyi çok net yazmak sanırım en doğrusu. Rekabet, güzelliği getirdiği sürece iyidir. İnsan olduğumuzu ve sporun birleştirici yanını unutmaz ve ancak o zaman elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırsak hep beraber kazanabiliriz. Aksi taktirde düşmanca bir rekabet her iki taraf için de zararlı ve hatta yokedicidir.

İstanbul Amatör'de, profesyonellerin düştüğü yanılgılara düşmeden keyifli maçlar izlemek varken, yapay düşmanlıklar herkese kaybettirir. İşte sadece bunu bilirsek bile hep beraber güzel günler yaşarız. 

 

 
Toplam blog
: 344
: 1122
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..