- Kategori
- Anılar
Neyim varsa iyi olan hepsini, herşeyimi!..

Kitaptan alındı.
Dikiş makinası; hayatımıza girişi uzun yıllara dayanan kadınların en büyük yardımcısı, ekmek teknesi , geçim kaynağı olmuştur pek çok evin. Ne hayaller kurulmuş ne çileler öğütülmüştür dişlileri arasında o cüce devin!.. 'Her genç kızın rüyası Zetina dikiş makinası' reklamını anımsamayan yoktur sanırım. Şimdilerde dikiş dikmek yerine kariyer planları yapmak moda olsa da benim kuşağım için hala çok önemli ve değerlidir kendi söküğünü dikebilmek!..
Savaş yıllarında, kocası askerde bir kadın çocuklarının geçimini emektar dikiş makinesi ile asker donları dikerek sağlamak zorundadır. Askerden döndükten sonra da havai koca gömü aramak uğruna, varla yok arasındadır. Bu nedenle çok kırgın, evin yükünü taşımaktan yorgundur. O derece ki; cenazesini dahi kaldırabilme izni vermez kocasına hasta yatağında …
Elimde Ali Nesin kaleminden, çoğunlukla Aziz Nesin ağzından yazılan; “GÖMÜYÜ ARAYAN ADAM” “Fotoğraflarla Aziz Nesin’in yaşam öyküsü” kitabı var. Aziz Nesin’e karşı saygım, sevgim, acılarına karşı duygularım, yaşam ve okuma aşkı uğruna çırpınışına hayranlığım arttı, annesine düşkünlüğünü bildiğim ama nedenini çok fazla bilmediğim pek çok şeyi, Aziz Nesin’ in haklılıkla suçluluk duyguları arasında küçücük bedeniyle, kocaman yüreğiyle kalışını öğrendim bu kitaptan. Nice kadın adına, ana oğula rahmet dileyerek, Ali Nesin’e saygıyla alıntı yapıyorum.
“Annem dikiş makinesini alçak bir sandık üstüne koyup, önüne, mindere oturuyor. Tıkır da tıkır dikiş dikiyor. Sağ yanından Amerikan bezleri makineye giriyor, sol yanından uzun paçalı erkek donları çıkıyor. Bunlar asker donları. Annemin asker donları dikerek kazandığı parayla geçinemiyoruz. Gündüzleri dantel örer, oya işler geceleri de makinada çamaşır dikerdi. Onsekizinde annem o oyaları, renkli kuka ipliklerinden değil de, gözyaşlarından, gözünün ışığından örer sanırdım. Annemin elinden çıkmış o oyalardan bir tekine şimdi bütün kitaplarımı, bundan sonra yazacaklarımı da verirdim.” Neyim varsa iyi olan, hepsini, herşeyimi anneme borçluyum.” Mehmet Nusret (Aziz Nesin)
“Babaannem Hanife, 1900 yılı civarında Ordu’nun Perşembe ilçesinde doğmuş, bir deniz binbaşısı ailesine evlatlık verilmiş, on üçünde kendisinden 22 yaş büyük dedemle evlendirilmiş, ilk çocuğu yaşamamış, on beşinde babam Mehmet Nusret’i doğurmuş, babamın doğumundan birkaç yıl sonra üç yaşında ölecek bir kız çocuğu daha doğurmuş ve yirmi altısında da veremden ölmüş. Babaannemin çeyizi bir dikiş makinesi, bir konsol, iki fanuslu lamba ve bir beşibirlikten oluşuyormuş. Ölüm döşeğinde babaannem dedeme şöyle der:
“Cenazemin kendi paramla kaldırılmasını istiyorum. Benim el emeğimle alınmış bu evde yalnız bir dikiş makinesi var. O dikiş makinesini sana satıyorum. Onun parasıyla benim cenazemi kaldır!..”” Ali Nesin
Yazı makinası, daktilosudur en sadık dostu Mehmet Nusret’in yazarlık yaşamında, Öyle ki; “Tıpkı kolum, elim, parmaklarım gibi bir şey bu … Zavallı, öyle de eskidi ki, bi gün çok yaşlanır ya da hastalanır yazamaz olursam, makinem kendiliğinden benim aklımdan geçenleri kağıda yazıverecek, bana yardım edecek. Benim olmadığım zamanlarda, bu daktilo makinesinin bulunduğu odadan daktilo sesleri duyarsanız, makineye geçirilmiş kağıtta yazılar görürseniz, hiç şaşmayın: Makinem, benim yarım bıraktıklarımı, yazmadıklarımı yazıyor demektir. Benden ona, ondan bana bir şeyler geçmiştir. Bütün duygularımı, düşüncelerimi biliyor.” Der.
“Aziz Nesin yoksul doğmuş, yoksul büyümüştü. Bütün yaşamı boyunca da bir yoksul gibi yaşadı. O, parayı kendisi için değil, başkaları için kazanmak istiyordu. Başkaları mutlu olsunlar, başkaları okusunlar diye… Çok para kazanan varlıklı bir yazar olmadı hiçbir zaman.” Ali Nesin
Bütün anneler, annelerin en güzeli,
Sen, en güzellerin güzeli.
Onüçünde evlendin,
Onbeşinde beni doğurdun,
Yirmialtı yaşındaydın,
Yaşamadan öldün.
Sevgi taşan bu yüreği sana borçluyum.
Bir resmin bile yok bende,
Fotoğraf çektirmek günahtı.
Ne sinema seyrettin, ne tiyatro.
Elektrik, havagazı, su, soba,
Ve karyola bile yoktu evinde.
Denize giremedin,
Okuma yazma bilmedin.
Güzel gözlerin,
Kara peçenin arkasından baktı dünyaya.
Yirmialtı yaşındayken
Yaşamadan öldün...
Anneler artık yaşamadan ölmeyecek...
Böyle gelmiş,
Ama böyle gitmeyecek! Aziz Nesin
Tüm annelerin gününü kutluyor. Önce sağlık diliyorum yürekten, sonra hayallerini süsleyen ne varsa bol bol varolmasını Sevgilerimle