​ Yıllar sonra / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '14

 
Kategori
Anılar
 

Yıllar sonra

Bir dava için düşmüştüm yollara. Uçaklarda yer kalmadığı için mecbur kalmıştım otobüsle yolculuk etmeye. Aslında pek sevmem otobüsle yolculuk etmeyi ama pişman değilim hatta iyi ki bile diyorum. Neden mi? Gelin hep beraber benim ve eski arkadaşım olan Tuğba'nın  hikayesini dinleyelim.

Lise yıllarıydı. Ben ve Tuğba çok yakın arkadaştık. O neyse ben de oydum. Aramızdan su sızmazdı yani. İkimizinde hayalleri vardı. Okuyacaktık. O mimar, ben de avukat olacaktım. Bunun için de elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyorduk. Ta ki hayatımıza Tuğba’nın erkek arkadaşı girene kadar. Ne zaman erkek arkadaşı hayatımıza girdi Tuğba değişti. Derslere bile eskisi kadar önem vermiyordu artık. Umursamaz tavırlarından ve hallerinden çok endişeleniyordum. Lise son sınıftaydık. Hayallerimize kavuşmamıza bir adım kalmıştı. Ama Tuğba hayallerinden vazgeçmişti artık. Arkadaşının aklına koyduğu fikirlerle okulu bile bırakmaya karar vermişti. Ben ise onu kararından döndürmek için her yolu deniyordum.  Ama nafile. Beni bile dinlemiyordu. Hatta bu yüzden Tuğba’yla aramız bile açılmıştı. Okulun son günleriydi.Tuğba gitmekte kararlıydı. Gideceği zaman kapıda önüne dikilmiştim engel olmak için. O günü hiç unutmam hala kulaklarımda yankılanıyor Tuğba’nın sesi. Bana yüksek sesle “ Sen benim avukatım mısın da bana karışıyorsun?” demişti. Beynimden vurulmuşa döndüm. “Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur.”diye bir söz vardır bilmem bilir misiniz? İşte Tuğba’da bu sözün doğruluğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Aklının iflaz ettiğini gösterircesine aşkın sinsi sularına kapılıp gidiyordu. Arkadaşım gitmişti artık beni bu hayatta yapayalnız bırakarak. Her ne kadar toparlanmakta zorlansam da toparlanmalıydım hayallerim için. Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak hele başarı ile sonuçlandırmak çok zordur. Bu yüzden çok çalışıp hayalimi gerçekleştirmeli, avukat olmalıydım. Değerli olan hiçbir şey, hayatta mücadelesiz kazanılmazdı biliyordum. Ben hayatın gerçekleriyle mücadele ettim ve kazandım. Artık avukat olmuştum. Ben avukatlık için derslerimle uğraşırken Tuğba da seçmiş olduğu hayatın acılarını çekiyordu. Kocası onu taşıyacak güç ve kapasitede biri değildi çünkü. Bu yüzden Tuğba’yla da sürekli kavga ediyorlarmış. Bir de Tuğba’nın iki çocuğu olmuş bu adamdan. Zavallı arkadaşım benim. Bunları nereden mi biliyorum? Bir dava için düşmüştüm ya hani yollara. Otobüs yarım saatlik bir mola vermişti bir terminalde. Bu mola sırasında gezinirken Tuğba’ya rastlamıştım. Tanıyamamıştım ilk bakışta ama sonra emindim onun Tuğba olduğundan. Çocuklarıyla oturmuş, öylece bekliyorlardı terminalin bankında. Gittim yanına olan biten her şeyi konuştuk. Tüm olanlardan çok pişman olduğu söyledi ağlayarak. Şimdi ise geri dönüyormuş ama gidecek yeri bile yokmuş. Kocasından da en kısa zaman da boşanacakmış.

Aldım Tuğba’yı karşıma bir bir konuştuk olup bitenleri. Benim evimde kalabileceğini çocuklarının okul durumunu da çözebileceğimi anlattım ona. O kadar mutluydu ki;  yüzündeki mutluluk görülmeye değerdi doğrusu. Yıllar önce dedim senin gitmene engel olmaya çalışırken kapının önünde bana bir şeyler söylemiştin.“ Sen benim avukatım mısın da bana karışıyorsun” diye. Doğru söylemişsin, ben senin boşanmak için avukatın olacağım ve senin mutlu bir hayat yaşayabilmen için de elimden geleni yapacağım. Tuğba söylediklerinden o kadar çok utandı ki gözyaşlarına engel olamadı. Üzülme dedim Gençlikte aklın önüne geçermiş duygularımız. Önemli olan hata yapmak değil, hatalardan zamanında dönüp doğruların peşine düşmek değil midir ?

Hayat ne garip değil mi? Belki de hayatımızdaki tesadüfler de tesadüf değil tam isabet…Son adımlarınız hep isabetli olsun…

 

 (Seyfi ÜLGÜL)

 
Toplam blog
: 17
: 433
Kayıt tarihi
: 23.02.14
 
 

Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü mezunuyum. 2013 yılında alan değişikliği yoluyla Türkç..