- Kategori
- Deneme
Niceliksel andırımdan mantığın uslamlamasına !

Sevgili Ata,
Kim bilir ne kadar şaşkınsındır! Ben de! Issızlığının dışında ilk kez ayrıldım senden, biliyorum ki geri dönüşü yok. Jonathan haklıydı. Onu izlemeli ve uzaklaşmalıydım.
Selim'i karşımda görünce ne kadar şaşırdım anlatamam! O geldi sandım, meğerse ben gitmişim! Ve Els. Ronnie de. Kavuştum işte onlara!
Sen de üzülme, olur mu?
Hatırlıyor musun ilk karşılaşmamızı? Tozlu yollarında Ağrı'nın, çember çevirirken duymuştun ilk kez beni.
"Daha hızlı koşmalısın!" demiştim.
Çocuk yüreğin nasıl da korkmuştu. Durup gökyüzüne bakmıştın. Annene dahi söyleyememiştin. Derslerini beraber çalışırdık. Sınavlardaki yardımlarımı unutmadın, değil mi? Ya sınıf başkanı olmandaki rolümü ?
Baban dövdüğünde beraber ağlardık. Benim de canım acırdı. Sonra bir keresinde evden kaçmıştık. Deli çocuk, kaçan insan yanına ders kitaplarını mı alır:)
Cemal Amca'm da kulağımızı çekmişti. Beni bir tek ona anlatmıştın. En çok da ne hoşuma giderdi biliyor musun? Sana hatırını sorduktan sonra, "Murat oğlum nasıl?" da derdi.
Nasıl kovalardı Ağaçlı'nın kazları. Biz önde onlar arkamızda. Maskara olurduk köyün çocuklarına. Bir tek bizi severdi kazlar. Öyle demişti Muhammed. Koca Karabaş'ı sırtında taşırdın. Ne güzel yıllardı, değil mi Ata?
Canım kardeşim.
Büyüdük! Biz Leyla'yı göremedik.
Metin'i, Nuray'ı kurtaramadık! Daha da büyüdük!
Bir gün Jonathan geldi. Annen tanıştırdı.
Kıskandım. O çok akıllıydı. Onu dinliyordun hep. Sıradan bir çocukken, mükemmel bir çocuk olmaya yol alıyordun. Bir gün, "Kuşlar şu en üst daldaki inciri yiyebiliyorlarsa ben de yiyebilirim." dedin. Bu, ağaçtan ilk düşüşündü. Ama sonra en ulaşılmaz incirleri sen topladın. Farklıydın diğer çocuklardan. Dışlandın. Zoru başardıkça yaşamın anlamlanıyordu. Ben de senden öğreniyordum. Öyle anlar oldu ki yalnız olmadığını anladın. Sınırlarını aşmak isteyen bir tek sen değildin. Mutlu oldun kinikliğinde. Paylaştın öğrendiklerini. Sen insan Jonathan oldun. Peki, sonra ne mi oldu? Ben yalnızlaştım! Jon bana yardım etmeye başladı. Seni bizsiz bıraktık gibi görünse de, hayattaki tüm başarılarında ben ve Jon arkandaydık.
Senin sayende harika insanlar tanıdım, aşkı tattım.
Ve Nil !
Beni ve Jon'ı senden aldı. Birbirimizi kaybettik. O'nu hiç affetmedim. Öyle çok aradık ki seni Ata. Bulduk sonunda varlığında.
Yıllar sonra yine bir aradaydık; ama farklıydı her şey !
Benim kara dehlizlerim, kapkara bulutlarım, aşk acılarım, yürek fırtınalarım vardı. Jonathan da senden çok benim yanımdaydı. Çünkü yardıma ihtiyacı olan bendim. Sense mutluydun. Ve ben senin hayatını etkiliyor, bu duruma çok üzülüyordum. Bazen senin rengârenk dünyana kaçıveriyordum; ama o zifir karası geceler beni geri çekiyordu. Sonra fark ettim ki sen de bize doğru gelmeye başlamıştın. Ne ben ne de Jon buna izin veremezdik.
Ve zirve. Ne çok çabaladım ona tırmanmak ve orada kalabilmek için. Kaldığımı sandığım anlarda bile ters giden bir şeyler vardı. Benim göremediğimi Jon görüyordu ve şu sözleri her şeyin sonu oldu.
"Hiç tatmadığın bir acıyı tadacaksın. Ne dizlerinin kanamasına ne de başının yarılmasına benzer bu."
Zirvenin o hiç görmediğim gerçek sahibi sendin Ata. Zirve beni senin için itiyordu!
Seve seve izledim Jon'ı. İnan acımadı içim. Çok mutlusun, görüyorum kardeşim. O zirve hep senin kalacak. Sakın beni de düşünme. Bak yükseklerden bize. Biz de sizi izliyor olacağız. Ronnie ile satranca başlıyoruz yine. Gordain de gelir yakında. Laf aramızda, Jon bu sabah ne dedi biliyor musun? "Sen sonsuzluğuna kavuştun; ama ara sıra ben gider bakarım Ata'ya. Bana ihtiyaç duyabilir."
Seni çok seven kardeşin, Murat