​ Nikahsız bir kadın olmak... / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '15

 
Kategori
Haber
 

Nikahsız bir kadın olmak...

1999 - 2001 yıllarında Adıyaman'ın Gerger ilçesinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptım. Bu küçük, fakir ama güzel ilçede adli olaylar çok da fazla değildi. Bu nedenle adli olayların soruşturmasını kolluk ile birlikte doğrudan yürütüyordum. 

Yirmili yaşlardaki bir kadının tarım ilacı içerek intihara teşebbüs ettiği, yapılan tedavi sonucunda kurtulduğu bilgisi gelince, "intihara teşvik" eden birisi var mı diye adli soruşturma başlattık. Kadının tedavisi tamamlanıp ifade verebilecek hale gelince eşi ile birlikte kendisini adliyeye ifade için davet ettim. 

Ürkek, zayıf ve üzüntüsü yüzüne, ellerine, her yerine sinmiş bir kadın geldi. Yanında adeta eşinin gözünün içine bakan, ona bir şey olacak diye ürken ama bir o kadar da olacak şeylerin önüne geçmeye hazır bir erkek geldi. 

Rutin ifade sürecinden sonra konuşmaya başladık. Üç yıldır evli oldukları halde çocuklarının olmadığını, eşinin ailesinin başka bir kadınla evlenmesine ilişkin baskılarına eşinin karşı çıktığını, eşinin kendisini çok sevdiğini bu nedenle kuma da getirmediğini ağlayarak anlattı. Ben kendisine daha genç olduklarını ileride çocuklarının olabileceğini, hem çocukları olmasa da bu durumun hayatını sona erdirmesine neden olmaması gerektiğini söyledim. 

Kadın birden başını kaldırıp gözlerime acıyla baktı ve "iyi ama savcı bey buralarda çocuk çok önemlidir." dedi. 

Kendisine benim de baba tarafından Diyarbakırlı olduğumu, benim de çocuğumun olmadığını söyleyince başını tekrar öne eğip yüreğimi dağlayan bir sesle; "ama savcı beyim senin nikâhın vardır" deyiverdi. 

O zaman anladım ki, üç yıllık birlikteliklerine rağmen resmi nikâhları yoktu. Bu duruma rağmen kendisini çok seven eşi, töreye, ailesinin ve köyün tüm baskılarına rağmen eşini baba evine gönderip başka bir kadın almayı veya kuma getirmeyi kabul etmiyordu. Kadın, eşinin bu fedakârlığına karşılık olarak ölüp, onu özgür bırakmak istemişti. 

Bunu duyan eşi derhal nikâh yapacağını söyledi ve kısa zamanda sözünü tuttu. 

Bu olaydan sonra yaptığım incelemede; ilçede 1990 yılından sonra evlenen pek çok kişinin resmi nikâhı olmadığını eskiden evlenenlerin çoğunun nikâhının olduğunu öğrendim. Kaymakamımız ve belediye başkanımız ile görüştüm. Muhtarlarla yapılan toplantılara katıldım. Resmi nikâhı olmayanların hepsinin imam nikâhı olduğunu resmi nikâh olmadan imam nikâhı kıymanın suç olduğunu, bu suça ilişkin soruşturma devam ederken resmi nikah kıyılması halinde soruşturmanın düşeceğini, amacımızın insanları cezalandırmak olmadığını, resmi nikahın özellikle kadınlar için önemini anlattım. 

Birlikte görev yaptığım Cumhuriyet savcısı ve hâkimler ile beraber bu konunun üzerinde durduk ve bir yıldan kısa sürede yüzlerce eş resmi nikâh kıydı.

Anayasa Mahkemesi Türk Ceza Kanununun resmi nikâh olmadan dini nikâh kıymayı suç sayan maddesini iptal etti. Eğer bugün Gerger'de Cumhuriyet savcısı olsaydım bu madde iptal edildiği için bunları yapamayacaktım. 

Demek istediğim şudur: Saygıdeğer Anayasa Mahkemesi üyeleri, verdiğiniz kararın hukuka uygun olup olmadığı hususunda pek çok şey söylendi ve söylenecek. Ama benim sözüm şudur:

Artık resmi nikâh olmadan evlenen ve kocalarını resmi nikâh kıymaya ikna edemeyen kadınların gözlerine bakamayacağız. Ve onlar kadın olmanın yüküne bir de "nikâhsız" olmayı ekleyecekler.

 
Toplam blog
: 3
: 140
Kayıt tarihi
: 30.05.15
 
 

1991 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Halen Karşıyaka Adliyesind..