​ Nisan / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '18

 
Kategori
Deneme
 

Nisan

Ne soğuk hava üstelik karanlık, bu mevsim ne zamandır böyle kasvetli? Unuttuğum ne çok şey var hayata dair, mutluluk mesela, şöyle ağız dolusu kahkahalarım oldu mu hiç, gözlerim parladı mı sevgiyle bilmiyorum. Sanki hep böyle yalnız böyle kederliydi yüreğim. Mutsuzluk bulaşıcıymış gibi kaçtım herkesten, içimdeki umutsuzluktan onlara pay düşmesin diye. Sığındım yalnızlığa, sevdim hatta, alıştım şimdi. Mutsuzluk bulaşıcı mıydı gerçekten bilmiyorum ama mutluluk bulaştırmadı kimse bana. Payıma düşen bir mutluluk olmadı kimsenin yüreğinden.

Aşkı unuttum sonra. Kalbim, birini sırf gördüğüm için deli gibi çarptı mı hiç, gözlerim gözlerinde kayboldu mu sevgiyle ya da dünyadaki bütün acıları unuttum mu yanında, hatırlamıyorum.

Kayıplarım oldu, yitirdiklerim, bütün hayallerimi onlarla birlikte toprağa gömdüm. Koca bir boşluk kaldı içimde, sonsuz bir hissizlikle. Yalnızlık gibi acıya da alışıyor insan, alışmak unutmak değil, acıyı hayatın yapmaktır aslında.

Her kayıp bir şeyler götürürken senden, her acı eksiltirken yüreğini, her seferinde biraz daha değişiyorsun. Hayata başlarken ki umutların, amaçların, duyguların tükeniyor, yaşadıklarıyla şekilleniyor insan yeniden ve hep yeniden… Kimini güzellikle büyütürken kimini acılarla küçültüyor hayat. Yüreğim buz gibi, böyle simsiyah gecelerden geçerken bunca acı nereye konulur şimdi…

Gözlerin düşüyor aklıma birden, saçların sonra, gülümsemen, sesin… sanki daha dün yanı başımdaydın, sanki daha az önce, uzansam dokunacağım… yok, derin bir nefes alıyorum, ciğerlerimi yokluğunla dolduruyorum. Asırlardır sensiz gibiyim. Zamanın akıl oyunları mı bunlar? Bilmiyorum, ölünce ne oluyor bilmiyorum. Eskiden korkardım çok, karanlık, mezar, yalnızlıktı ya ölüm. Sonra sen öldün… o zaman ben de ölebilirim dedim kendime. Korkmuyorum şimdi. Hem zaten neredeydik doğmadan önce?

Hayatımı sorguluyorum günlerdir. Ne yaşadım ne yaşıyorum, koca bir hiç çıkıyor sonunda. Matematiğim hep kötüydü biliyorum. Ama bu kez hatasız eminim, elde kalan sıfır. Geçmişte geziniyorum saatlerce, düşünüyorum, soruyorum, cevaplıyorum hiçbir şey değişmiyor. Geçmiş yok yazıyor bir kitapta. An’da kal diyor. Nefesine odaklan. Geçmiş yok diyor!  ya fotoğraflar, seninle çektiğimiz o videolar. Güldüğümüz, ağladığımız, beynimizin ortasına mıh gibi çakılmış o lanet anılar! Bütün güzellikleri hüzne çeviren o acılar! Hepsi karşımda, gözümün önünde, aklımın her köşesinde duruyor, geçmiş yok diyor… yaşamadın yani…

Ağlıyorum bazen, yalnız ve sevgisiz hissediyorum. Bütün hayatımın öyle geçtiğini düşünüyorum sonra, şuanda ne hissediyorsam bütün anılarım ona bulanıyor. Ne zamandır sarılmadım kimseye. Geceleri çok zor uyuyorum hatta bazen sabaha kadar oturuyorum, kendimle konuşuyorum. Sonra yine bir başka kendim delirdin mi diyor bana. İçimde kaç kişiyim bilmiyorum.

Nisan geldi yine, gittiğinle birlikte sensiz yedinci kez Nisan! Kimine göre bahar, bana göre yas Nisan! Çok çalıştım inan tutunmaya, çok çabaladım. Amaç peşinde koştum ama başaramadım. Yarım kaldı hepsi, yapamadım. Kendime bir yol çizmeye çalıştım. Herkes aşık olmaz dedim, yalnız da kalabilir insan. Herkes başarılı olmaz dedim, yine de yaşar insan. Amaçsız olmuyormuş, anlamını yitirince hayatın her gün aynı gün oluyormuş. Sonra bir yerde bıraktım çabalamayı, yenildim. Karşısına dikildiğim ne varsa altında kaldım bir anda. Bunca yaşananların, bastırılmış acıların, dağ gibi özlemin altında kaldım.

 

 
Toplam blog
: 16
: 134
Kayıt tarihi
: 26.03.18
 
 

"yazmasam deli olacaktım..." ..