- Kategori
- Mizah
Nohut Oda Bakla Sofa
Bir dahaki dedi, içinden, bir dahaki...
-- İki gözümün nuru efendimiz!
-- ''Salon salomanje, leb- i derya, panjurlu manjurlu , gül kokar reva eyler, Sadabad'a revan eder, konak olur bülbül yuvalı, konuğu olur gözü vefalı...bir dahaki olursa böyle olsun'' dedi.
Efendi durdu baktı. Ata yadigarı sofada duran 'baklalara' , gözü yaşlı...Odanın da nohuttan yana halliceydi ya hani hali !
Düşündü ve dedi ki: --'' Buğday ambarı getirsen önüne''...! '' Yok bu kadın yine durmaz feveran eyler.''
Adam, çıkardı sofadan 'baklayı', aldı nohutun da ahını! Dedi: --''Mercimeğe talim hanım, efendilik babada kaldı'' !
Dedi kadın: --Bir varmış, bir yokmuş... ''İyi günün şanı, sofanın ahı varmış.''
Bu söz üzre adam kalktı, doğruldu; koyuldu yola, başladı gönül yuvasını inşaaya.
Samandan saray yaptırdı, seyran etmeye; han içre efgan etmeye...işte o gün ola ki, han'ım oldu kadın, efendiye; dünya içre galeyan etmeye.
Bu masaldan sonra başladı 'kadın', 'iki kapılı hana' efendiliğe, uydu artık adı, hanımefendiliğe.Hanım hanım otururken köşesinde sofadan çıkan 'bakla' sayesinde!