- Kategori
- Felsefe
Nokta ile soru işareti

Elimde kalem, kitabımdan notlar alarak ders çalışıyorum. Elim yazma görevini yerine getirirken düşüncelerim dersten sıkılmış olacak bambaşka düşüncelerin ziyaretinden geri dönüyordu.
Gidişi hiç muhteşem olmamıştı ama dönüşünde de eli boş gelmemişti.
Bu sefer ? İşareti misafir olmuş yanına; pek severiz birbirimizi; soru işareti ile ben olur olmaz birçok şeyin peşine gittik safça.
Az delikanlı değildir hani; korkusuzdur ? işareti, gözü karadır, delikanlıdır vesselam.
Müzik notalarının başındaki sol anahtarına benzetim kendisini, o bu konuya biraz bozulur, “ben o kadar göbekli miyim kardeşim” der. Ama şakalaşmamız kırmaz birbirimizi.
Sol anahtarı nasıl notaların kontak anahtarıymış gibi gelmişse bana, ? işareti de tümcelerin sonunda durarak aynı işi yapar. Akılların içinde mahkum kalmış, dışarı çıkmayı bekleyen birçok fikri harekete geçiren, ilk hareki veren, anahtarıdır ? işareti.
“Niye tümcenin sonunda duruyorsun ?” diye sordum bir gün, “başında dursaydım tümceyi okumazlardı” dedi.
Haklıydı başında sorun olduğunu bilen kaç kişi okurdu ki ? Kaç kişi sorun olacak ya da sorun olmuş bir şeyi düşünmeyi beşeri zevklerini bırakmaya tercih edebilirdi ki?
“Düşünmekten mi bu koca kafa ?” diye muzipçe yapıştırdım lafı, ağırbaşlı bir gülümseme belirdi yüzünde, bende muziplik dolu dizgin, “her şey güzelde şu altındaki noktaya ne demeli ? “ diye sordum.
Biraz durdu, beni eleştirir bir bakışla, bu soruyu soracak en son kişi sendin der gibi baktı.
“Sonuç” dedi.
“Sonuç…!,Beni soranın, sorduğu şeyin, gizeminin peşine gittiğinde tümcesinin sonuna koyduğu işarettir. Fakat sonuç hiçbir zaman sonlandırıcı, dur, bitti, değildir.
Nokta, aslında basamağın yan kesitidir, biliyor muydun? O aslında sonraki adıma geçmenin basamağıdır. Sizler ise onu durduran, bitiren, sonlandırıcı gibi, bir şey olarak tanımlamaya kalkıyorsunuz.
“Yanlış…!”
“Yanlış, çok yanlış, Nokta benim altımdan senin aklına, aklından eylemine, eyleminden sonucuna götüren bir basamakdır. Sen muzipçe başka şeylere yordun. Espirilerin benimle ilgili olsaydı güler geçer, koca kafalılığıma bende espiriyle cevap verirdim, biliyorsun.
Ama Nokta benim altımda değil, o beni başının üzerinde taşıma onurunu lütfetti.
O bir ileri gidişin simgesi, ona önden bakmayı bilmeyenlerle bir olmamalısın” dedi.
Ve başı yere eğildi, bir şeyler ararcasına, uzaklaştı satırlarımdan.
Ne diyeceğimi bilmeden kala kaldım masamın başında, utandım, dudaklarımı yediğimi fark ettim. Öyle uzaklaşmasını seyrettim. Gerçekten uzaklaşırken nokta onu başının üzerinde taşıyormuş, yeni fark ettim.
Selçuk Cengiz Ünal