Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

01 Ocak '19

 
Kategori
Siyaset
 

Notlar...

2019 yılında, çenelerimizi yoracak konu başlıklarına şöyle bir baksak, nasıl olur.

Aslında, yeni senede yani 2019 yılında, 2018 yılından bakiye konu ve meselelerle iştigal olacağımızı ifade etmenin hiçbir yadırganacak tarafı yok.

Her şeyden önce 31 Martta bir genel yerel seçim gerçekleştireceğiz. Bu bağlamda neredeyse 3 ay kadar daha siyasetle yakından ilgilenen kamuoyunun dikkati, bu mahalli seçimlere kilitlenecek.

*

Tabii bu arada, hiçbir şekilde olmasını istemeyeceğimiz “Kadına Karşı Şiddet” vakalarıyla da meşgul olmak durumunda kalacağız. Biz toplumca bu insanlık dışı edimleri önlemek adına yine hiçbir şey yapacağız, sadece film ve tiyatro gösterisi izler gibi izlemeye devam edeceğiz.

Öte yandan ne yasalarla ne de diğer önlemlerle kadına karşı şiddet ve her türlü kötü muameleler önlenemiyor. Yine, bunun bir eğitim meselesi olduğunu iddia edenler var. Hâlbuki, bunun eğitimle bir ilgisinin olmadığını, şiddet uygulayan kesim içinde okumuş-yazmış beyaz yakalı profillerinin olması da “olumluyor”…

*

İşsizlik ve istihdam; esasında daha geniş bir perspektifle söylemek istersek ekonomik gelişmelerin de seyri, 2019 yılında dikkatle izlenecek bir başka husus olacak. Ekonominin inişli-çıkışlı bir grafik izlemesi durumunda, piyasaların buna nasıl tepki vereceği, hem politik dengeler hem de ekonomik dengeler çerçevesinde çok önemli bir belirleyici olacak.

İşsizlik ve istihdam, gerçekten de artık çözümlenmesi gereken en önemli makroekonomik meselelerin başında gelmekte. Genç nüfus içinde artış trendine giren işsizliğin, gelecek dönemlerde yine iki haneli bir seviyede kalması, hem sosyal hayat açısından hem de çalışma barışı açısından hayatiyet arz edecektir.

*

Özellikle, palyatif önlemlerle veya seçime yönelik yatırım olarak addedilecek “toplum yararına istihdam” modelleriyle, işsizlikle mücadelede istenilen ve arzulanan hedeflere varılamaz.

Bir kere işsizlik ve istihdam beraber düşünülmeli ve buna göre bir plan veya strateji hazırlanmalı. Değer ve üretim yaratmayan istihdamla, yani yapay istihdam ve gizli işsizlik gibi bir istihdam tipiyle, işsizlikte başarıya ulaşılamaz.

*

Yine bir başka meselemizde, ülkemizin seyredeceği dış politika. Türkiye, gerçekten de huzurun olmadığı, çatışma ortamlarının neredeyse her yerde hâsıl olduğu bir coğrafyada konumlanmış durumdadır. Yıllardır, hem doğu komşularımız Irak ve Afganistan’da, hem de güney komşumuz Suriye’de normalleşememenin sancılarını biz de çekmekteyiz. Bu ülkeler gerçekten de büyük yıkımlardan geçtiler. Ortadoğu coğrafyası, yüzyıllardır bir hesaplaşmanın coğrafyası olagelmiştir.

Bu bağlamda, Irak’ta mevcudiyetini koruyan mezhep ve etnik kargaşanın, otonom yönetimlerin kendi başlarına buyruk hareket etme istençleriyle, büyük devletlerin buralardan “ellerini” çekmeye pek niyetlerinin olmaması, içinde bulanacağımız yılda da çok yönlü bir dış politika izleneceğinin işaretleridir. Pro-aktif siyasete endekslenen ülkemizin siyaset rotası, umarım 2019 yılında bizlere dışarıdan çok fazla menfi yönde bir marazaya neden olmaz.

*

Yine Suriye’nin içinin karışıklığı, bu coğrafyada serpilmiş terör örgütlerinin sadece Suriye’de kaos ve kargaşaya neden olmamaları, Esad rejiminin ülkesinin tamamına hakim olamaması, terör örgütlerinin bu başı boşluktan faydalanarak hedefleri doğrultusunda, özellikle ABD ve İsrail devletinin bu coğrafyaları yeniden dizayn aşamasında, ezcümle yaratılan terör ortamından hasılı ülkemizin buradan da etkilenme potansiyeli, Suriye’deki gelişmeleri pürdikkat izlememize neden olacak.

Yine, tüm bu kaos ortamından başka, bizleri senelerce oyalayan ve millî güçlerimizin heba olmasına neden olan bir PPK realitesi var.

Özellikle Irak’ta ve Suriye’de cereyan edecek nahoş olayların ülkemize yansımaları, terörün maşa olarak kullanılması durumlarından ötürü yoğunluğumuz genelde dış siyasada olacak.

*

İçimize dönersek…

Sorunlarımız saymakla bitmez.

Medya özgürlüğü ve haberciliğin her türlü siyasi baskıdan ve telkinden arındırılmış olarak yapılması…

Ne ilginç yıllardır ülkemizde konuştuğumuz meseleler değişmiyor.

Yani, hani neredeyse, “bir arpa boyu yol alamadık” desek yeridir.

Ülkemiz, orta ve uzun vadeli projeler ve perspektifler belirlemesine rağmen, 2023 ya da 2071 idealleri çerçevesinde, büyük siyasî adımların içinde bulunma teşebbüslerine rağmen…

Yine aynı konuları konuşuyor olmak, bir türlü demokrasi sorununa da, hukuk sorununa da, 21.yüzyılın gerçekleri ve gerekleri dairesinde bir çözüm üretememiş olmamız…

Siyasetin yargı organlarını etkileme ya da yargı organlarını kendi ideolojisi doğrultusunda çalıştırma hevesleri, hukuka olan güvenin yitirilmesi, güçlünün gücünü göstermeye başladığı, orman kanunlarının uygulandığı kafası bulanmış toplum düzeninde…

İnsanların sindirildiği, gençlerin apolitize edildiği, yine gençlerin geleceğe olan beklentilerinin azaldığı bir ortam, bizlerin düşlediği bir ortam olamaz.

Çağdaş demokrasi…

İleri demokrasi…

İddialı hedefler…

*

Bunlar sadece lafla olmuyor.

Bakalım, ilerleyen dönemlerde bu kanayan yaralara merhem olacak icatlarda bulunabilecek miyiz?

Yoksa…

Yine, bu kangrenleşmiş sorunları gelecek yıllara öteleyecek miyiz?

Her zamanki gibi yine her şeyin gözlemcisi, “zaman” olacak.

 

 
Toplam blog
: 706
: 83
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara