- Kategori
- Öykü
O gün evlilik yıldönümleriydi.(Bölüm 2)

Komşusu gittikten sonra mutfağa geri döndü Genç Kadın. Köftesinin kıymasını yoğurmak ve tatlısını yapmaktı amacı.İrmikli meyveli puding yapacaktı akşam için. Hem eşi çok severdi bu hafif tatlıyı, hem de yemekten sonra iyi gelir diye düşünmüştü.
Köftesini yoğurup, tatlıyı hazırlayınca kızının okuldan dönüş saatinin yaklaştığını farketti.Hemen kızına yemek için bir şeyler hazırladı. Küçük kızı oldukça iştahsız ve yemek seçen bir çocuktu. Onun gıdasız kalmaması ve iyi beslenmesi için devamlı besin değeri yüksek , değişik yemekler yapmaya dikkat ediyordu.
Tam bunları düşünürken kapı çaldı.Gelen kızı idi. Bir yandan üstünü çıkartıyor, bir yandan da okulda başına gelen olayları heyecanlı heyecanlı anlatıyordu. Eve bir ışık dolmuştu sanki.Ne güzel diye düşündü.Bir çocuğun eve getirdiği olumlu elektrik hayal edilemezdi.
Kızı yemeğini bitirip dersine başlayıncaya kadar onunla ilgilendi.O derslerini yaparken akşam hazırlığına devam edebilirdi.
Saatler hızla akıp gidiyordu.Akşam üzerine doğru yemekler hemen hemen bitmiş,ev toparlanmıştı. Bir tek rulo köftenin fırına konması kalmıştı. Onu da eşinin akşam geliş saatine doğru yapacaktı.
Duşa girmeden önce kızına bir bardak süt ile bir gün önce yaptığı kakaolu kekten bir dilim vermeyi ihmal etmedi. Sabahtan beri yemekle uğraştığı için saçı ,üstü yemek kokmuştu.Duştan çıkınca saçını fönledi hemen.
Gece için giyinmeden bir koşu köşedeki,çiçekçiden bir demet gül aldı.Kırmızı güller büfenin üstündeki yerini bulunca salonu gözüne daha romantik geldi.
Siyah pantolonu ile mor buluzunu giydiği zaman aynada kendine baktı. Mor kumral saçları ve yeşil gözleri ile çok güzel bir görüntü yaratmıştı ve çok hoş gözüküyordu. Zaten eşinin de en sevdiği renkti mor. İlk karşılaştıkları gün de üstünde mor bir tişort olduğunu anımsadı birden.
Birden saate baktı ve eşinin gelişine çok az zaman kaldığını gördü. Hemen masayı hazırlaması gerekti.
Her zaman kullandığı masa örtüsünü sermedi bu gece. Salondaki masanın tamamını kaplayan pembe örtüyü serdi. Misafir yemek takımlarını çıkarttı. Peçetelerin yanına birer de kırmızı gül koymayı unutmadı.Fırına köfteyi koyabilirdi artık.
Artık herşey hazırdı ve eşi gelebilirdi. Bütün bu hazırlıkları yaparken akşam sevdiceğinin kendisine ne hediye getireceğini düşünüyordu genç kadın.
Aklı eşinin çok önemli bir hediye alamayacağını söylese de kalbi çok romantik bir hediyeyi arzuluyordu.Gerçi hediye almaya pek imkanı da yoktu genç adamın. Zira şehir dışındaki iş yerinden bindiği servisten evin köşesinde iniyordu. Hiç bir mağaza, alışveriş merkezi yoktu yolunda.Geçmiş yıllarda da en fazla köşedeki çiçekçiden bir demet çiçek almıştı adam.
Hem maddi imkanları da öyle büyük bir hediye almaya uygun değildi.Yeni eve taşınmışlar ve birikmiş üç kuruşlarını perde, avize alarak,taşınma masraflarını ödeyerek harcamışlardı.
Bütün bunlara rağmen hep güzel bir hediye düşlüyordu genç kadın.Mantığı bunun imkansız olduğunu söylese bile kalbi bunu arzuluyordu.
Bunları düşünürken gözü saate ilişti.Eşinin her zamanki geliş saati geçmişti. Demekki servisle gelmemişti. Birden eşinin servisten inip ona hediye aldığını hayal etti. Acaba ne alırdı. Öyle bilezik,kolye gibi mücevherat alamazdı. Zira parası yoktu o kadar.
Olsa olsa imitasyon bir mücevher alabilirdi. Gerçi onlarında değeri olmadığı için boşuna para harcaması olarak kabul ediyordu genç adam.Belki bir giysi veya fular alırdı. Ne alırsa alsın beni düşünerek , benim için alacak diye düşününce kalbi sevgi ile doldu birden.
Balkonun köşesine çıkıp sokağa baktı.Bulunduğu yerden sokağın başı gözüküyordu. Gelen giden yoktu daha.Oysaki her zamanki gelişinden bir saat gecikmişti eşi. Sanırım iyi bir hediye seçiyordu .
Gecikme bir bir buçuk saati bulunca heyecanı dayanılmaz hale gelmişti.
Balkona gene çıktı ve sokağı gözlemeye başladı.Heyecandan içeri giremiyordu. Bu arada küçük kızı da olan biteni merak etmiş soruyordu.Ona bu gece çok özel bir gece olduğunu , babasının ona bir süpriz hazırladığını anlatınca çocuk da heyecanlandı.
Sokağın başında eşini görünce gözlerine inanamadı. Hızla eve doğru yürüyen eşi kolunun altında büyük bir kutu taşıyordu. Özenle hediye ambalajı yapılmış bir koca kutu. Ne olabilirdi bu koca kutuda.Giysi olmazdı.zira çok büyüktü. Birden aklına Hulusi Kentmen'li eski Türk Filmleri geldi. O filmlerde zengin adam fakir kıza bir koca kutu gönderir ve bu kutudan bir kürk çıkardı.Aklına gelene güldü kendi kendine . Bu sıcak havada kürk almak hele bu maddi imkanlarla düşünülemezdi bile.
Eşi evin kapısına vardığında kalbinin duracağını hissetti.
Genç kadını bu kadar merak ve heyecana düşüren o koca kutuda ne vardı acaba. İsterseniz bu inanılmaz süprizi bir sonraki yazımda anlatayım.