Oğlum, ben sana başkan olamazsın demedim ki... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '09

 
Kategori
Siyaset
 

Oğlum, ben sana başkan olamazsın demedim ki...

Oğlum, ben sana başkan olamazsın demedim ki...
 

Öyküyü bilmeyenimiz yoktur. “ Babası oğluna her fırsatta , ''Sen adam olamazsın'' der dururmuş. Olur ya; oğlu, bir gün gelmiş ülkenin başına vezir oluvermiş. Hemen babasına haber yollamış. Saraya gelip kendisini görmesini istemiş. Babası da ; - Ben O’nun babasıyım. O benim ayağıma gelsin, demiş. Vezir adamlarına emir vermiş. Babasını yaka paça saraya getirtmiş. Karşısına çıkarılan babasına; - Eee… baba sen bana adam olamazsın der dururdun, bak ben vezir oldum, demiş. Babası da ; - Oğlum ben sana vezir olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim. Eğer sen adam olsaydın yaşlı babanı yaka paça ayağına getirtmezdin, demiş.

Günümüzde yaşananlara bakalım. Devletin memuru olmuşsunuz, bakan, başbakan, milletvekili, belediye başkanı, köy ya da mahalle muhtarı, il genel meclisi üyesi, belediye meclisi ya da encümeni üyesi olmuşsunuz; yasalarla size tanınmış olan yetkilerle kamu adına görev yapmanız gerekir . “Hayır efendim biz yasa masa , hukuk mukuk bilmeyiz. Kamu görevi de neymiş. Biz parti görevi bilir onu yaparız. Biz, bize oy verenleri temsil ediyoruz. Yalnız onlara hizmet götürürüz. Bize oy verenlerin kimler olduğunu tek tek biliyoruz, ” diyorsanız; bu sizin çapınızı, bilginizi, görgünüzü, deneyiminizi, ahlak anlayışınızı, temsil yeteneğinizi, demokrasi kültürünüzü ortaya serer. Seçildiğiniz makamın ağırlığını taşıyamadığınızı, onun altında ezildiğinizi gösterir. Keyfi uygulamalarla, başkalarının yönlendirmeleriyle, kendi grubunuzu, muhalefet grubunu yok sayarak başarılı bir yönetim sergileyemezsiniz. Sizden önceki bazıları gibi , şu anki kişisel duygularınızı tatmin etmekten başka iz bırakacak hiçbir hizmete imza atamadan çekip gidersiniz.

Unutmayın “ Keser döner sap döner – Gün gelir hesap döner”, demişler atalarımız. Diyelim ki yüzde otuz üç oyla seçildiniz. Siz yüzde otuz üçü mü temsil ediyorsunuz? Size oy vermeyen yüzde altmış yedilik çoğunluğun bakanı, başbakanı, belediye başkanı vb. olmayacak mısınız? Bana ne onlardan mı diyeceksiniz? Bana oy vermeyenlere gösteririm ben günlerini mi diyorsunuz? Yanınıza sahte kabadayıları alıp karşınızda olduğunu sandığınız insanlara eziyet etmeye mi çalışacaksınız? Kamu mallarını babanızın malı gibi kullanmaya hakkınız olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yönetiminizde bulunan insanların sorunları, sizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor mu? Sabah kalktığında ekmek alacak parası olmayan, akşam sağlıklı biçimde barınabileceği bir barınağı olmayanlardan size ne öyle mi? Seçimden önce vaat ettiklerinizi politika bu diyerek unuttunuz ya da bir kenara mı ittiniz ? Kurum personelini çalışma arkadaşlarınız olarak değil de öç alınması, yıldırılması gereken birer rakip olarak mı görüyorsunuz? Sizin görevleriniz arasında onların çalışma koşullarını iyileştirmenin de olduğunu bilmiyor musunuz? Toplam Kalite Yönetimi diye bir uygulamadan habersiz misiniz? Takım oyunu oynayamazsanız başarılı olunamayacağını da bilmiyorsunuz demek.

Öyleyse; babanızın yerine halkımızı, kendi yerinize de veziri koyarak, yukarıdaki öyküyü bir kez daha okuyunuz. Yönetim kademelerinde bulunan arkadaşlarımız hukuk kuralları içinde ve Hz. Ömer’in “ Dağdaki çobanın koyununun ayağı kırılsa kendimi sorumlu hissederim” anlayışı ile hareket etmelidirler.

 
Toplam blog
: 190
: 3134
Kayıt tarihi
: 28.09.07
 
 

Emekli öğretmenim. Yurdunu, ulusunu seven, her konuda sorumluluk sahibi gençler yetişsin istiyorum. ..