- Kategori
- Öğretmenler Günü
Öğretmenim…

Her yıl yeniden programlanan ve senede bir gün senaryo gereği "farkına varılan" öğretmenlerimiz.Gününüz kutlu olsun!
“Öğretmenliğin değer görmediği ülkemiz de, hala onuruyla direnen öğretmenlerimize ithafen…”
Öğretmenim; Sizler ağaç olup, kök saldırdığınız dallarla yarattığınız hayatlar, size yaban kalmışsa, sizi anlamamışlarsa, sizi hala ezmek istiyorlarsa bunun adı vefasızlıktır ve kendisine “insanım” diyenin nasipsizliğidir.
Sevgili Öğretmenler;
Saçlarınızdaki akları kimler çoğalttı siz iyi biliyorsunuz.
Biliyorsunuz, çaresizliğinizin nefes alışlarına kimlerin utanmadan tempo tuttuklarını.
Bizde biliyoruz öğretmenim, bizlere cesaretin ne kadar önemli olduğunu öğrettiğinizi.
Bizlere böyle öğretmediniz ama ne yazık ki içinde bulunduğumuz şartlarda en iyi arkadaşımız korkular oldu.
Bu nedenle, çıkmaz sokaklarda ezildiğinizde, sürüldüğünüzde, yok sayıldığınızda sizleri yalnız bıraktık.
Öğretmenini bile siyasete kurban eden bu düzene tepkisiz kaldık.
Yaşadığınız zor şartlarda kimse arkanızda durmadı.
Sizlerin bizlere verdiği ışık, kör zamanlarda gözlerimizi açmamız içindi ama açmadık.
Nerede kişisel çıkar varsa, güç varsa, makam varsa, siyasetin dayanılmaz düzenine açtık gözlerimizi.
Bu süre içinde sadece ömürlerinizin yakılışını ve tükenişinizi seyrettik.
Buna rağmen, sizler Anka kuşu olup, küllerinizden yeniden doğmaktan hiç bıkmadınız.
Görmemize rağmen, politikacıları ve onların yandaşlarını adalete çağıramadık. “Adil olun” diyemedik.
İnsafsız ucuz politikalardan, politikacılardan ve onlara alet olanlardan çekindik.
Bağıramadık yüzlerine, "Öğretmenlerimizden ne istiyorsunuz?" diye.
En acısı da ne biliyor musun öğretmenim?
İçimizden çıkan, kendisini öğretmen olarak gören ama ucuz siyasetçilerin yandaşlığını yapan meslektaşlarımızın vicdanlarını mezara gömerek Nemrutlar gibi, Firavunlar gibi kendilerine biat etmeyen meslektaşlarının ekmeği ile aşı, işi ile oynamaları ve meslektaşlarına zulüm etmeleridir.
Maalesef ki, içimizde bunların sayıları da az değildir.
Bunlarda bizim utançlarımız olarak tarihe geçmişlerdir.
Sevgili öğretmenler!
Derin ve anlamlı bir sessizlikler gizleniyor duruşunuzda.
Bu duruş, bir küskünlük, bir sitem belki.
Soruyorsunuzdur kendinize... "Bu toplum, öğretmenlerine neden bu kadar suskun?" diye.
Cevap veremiyoruz.
Aslında biliyoruz “korktuğumuzu” ama söyleyemiyoruz.
Karanlık zihniyetlerin karartamadığı, yıldızlar kadar parlak öğretmenlerimiz.
Kötülükler dünyasında ayakta durmaya çalışan, ana yürekli, baba yürekli öğretmenlerimiz.
Güzel kokular gibi herkese bulaşan ama pisliklere bulaşmayan öğretmenlerimiz,
İnsanların hayatını seslendirirken, kendileri sessiz bir yaşamın içinde kalan öğretmenlerimiz.
Tarihe geçen insanları bile yetiştirdikleri halde, kendi isimleri satır aralarında kaybolan öğretmenlerimiz.
Kaybolduğumuz zamanlarda, söyledikleri sözler ışığımız olan öğretmenlerimiz.
Politikada tutulmayan sözlerin üstesinden gelirken, kimseye boyun eğmeyen öğretmenlerimiz.
İnsanlık dışı ücretlerle insanüstü çalışan öğretmenlerimiz.
Emeklilikte süründürülen öğretmenlerimiz,
Saçından ayak bileğine kadar namus kokan öğretmenlerimiz.
Onca bilgiye, birikime ve kutsallığa rağmen, ülkelerinde bir topçu, bir popçu, bir manken, bir siyasetçi kadar değeri olmayan öğretmenlerimiz.
Derslerinde bütün hesapların üstesinden geldikleri halde, kendi çaresizliklerini hesaplayamayan öğretmenlerimiz.
Politikanın çoktan unuttuğu, umutların gölgesinde bile yanan öğretmenlerimiz.
Hepimizde güzel anılar bırakan öğretmenlerimiz.
Her yıl yeniden programlanan ve senede bir gün senaryo gereği "farkına varılan" öğretmenlerimiz.
Gününüz kutlu olsun!
Ali Galip AKYILDIRIM
Eğitimci/Yazar