- Kategori
- Eğitim
Öğretmenlik mesleği
Milli eğitim bakanlığında binlerce öğretmen görev yapmaktadır. Personel sayısı diğer bakanlıklardan fazladır.
Öğretmenlik özellikle ilköğretim ikinci kademe ve orta öğretim de görev yapan öğretmenler için stresli ve yıpratıcı bir meslektir.
Bir günde bir dakika içinde yaşadığınız olumsuz bir olayı yıllarca unutamazsınız. Sadece bir olay olsa neyse.
Yirmi beş, otuz, otuz beş sene çalışan bir öğretmen, unvanı yine öğretmen. Uzman öğretmenlik sınavı açıldı, sınavı kazananlar “uzman öğretmen “oldu. Bir daha uzman öğretmenlik sınavı yapılmadı.
Sizin anlayacağınız kapı bir defa açıldı. Hemen kapandı.
Yurdun en ücra köylerinde ve doğuda kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerde görev yapan, terör korkusuyla yaşayan, çocuklarımızı eğiten bütün öğretmenlerimiz.
Siz uzman değilsiniz, öğretmensiniz. Uzmanlık sizin neyinize.
Öğretmenlik her zaman kutsal bir meslek olduğu ifade edilmektedir. Saygıda lafta. Sevgide lafta.
24 Kasım öğretmenler gününde emekli olan öğretmenlerimize hizmet şeref belgesi ve plaket verilir.
Törende güzel sözler söylenir.
Eğitim sorunları dile getirilmez.
İki gün sonra öğretmenler unutulur..
Her şeyin başı eğitim denir..
Öğretmene itibar edilmez.
Veterineri, ziraatçıyı, gazeteciyi öğretmen yap.
Köy enstitülerini, öğretmen okullarını kapat.
Eğitim fakültelerini şikâyet et.
Öğretmenin nitelikleri artırılsın de.
Köy enstitüleri ve öğretmen okullarında uygulamalı eğitim yapılıyormuş.
O zaman bu okulları niye kapattınız?
Uygar bir toplum olmak için öğretmenlere ve eğitime değer vermeliyiz.
Öğretmenlerin sorunlarını çözmeliyiz.
Nutuk atmak, demeç vermek sorunları çözmüyor.
Üniversitede okuyan öğrencilerin aylık aldığı burs ve krediler ailelerinin gelir durumlarına göre yükseltilebilir.
Proje çalışması yapan öğrencilere destek verilebilir.
Her şeyden önce öğretmenine saygı göstereceksin.
Yetiştirdiği öğrenciler amir, memur oldu.
30 yıllık öğretmen, yine öğretmen..
“Öğretmenim canım benim.”
Nerde eski öğretmenler?
Eti senin, kemiği benim..
Hocam yeterki adam olsun.
Benden size izin..
Yaramazlık, haytalık mı yaptı? Vur gitsin.
Bizim bir ilkokul öğretmenimiz vardı.
Felaketti..
Ellerimiz şişerdi dayaktan.
Hele ödevini yapma.
Dersine çalışma.
Kurtulamazsın gazabından.
Şimdiki çocuklar hayta..
Sorumluluk mu oda ne?
Sallana sallana gelsin okula..
Kulaklarına taksın volkmeni.
Sinirlendi mi atsın bir nara!..
Köşe başında beklesin manitasını..
Elinde tesbih, tepeden baksın.
Gelene gidene havasını atsın.
Kızlar görünce mest olsun.
Oh ne ala memleket!..
Öğretmenler, sendikalar susmuş.
Yöneticiler koltuğu tutmuş.
Veliler her gün okulda..
Öğretmene bağırır, çağırır..
Olayın nedenini sormaz..
Çocuk defter kitap getirmez.
Evde derse çalışmaz..
Milli eğitim genelge gönderir..
Başarıyı artıralım..
Sınıfta kalmak yok..
Neyin başarısı artacak?..
Başarısızlığın..
Öğretmen, yönetici evrak memuru..
Haftalık, aylık rapor,..
Proje, envanter..
Yaz Allah yaz…
Yazmakla bitmiyor..
Bağırıp, çağırmaktan
Çocukların gürültüsünden.
Tansiyonu yükselir öğretmenin.
Gündüzleri huzursuz.
Geceleri uykusuz.
“Öğretmenim canım benim.”
Hizmet süresi bitmiş..
Emekli olacak..
Ünvanı öğretmen…
Maliyede, kamu kurumunda memur.
Yaptığı iş belli.
Gelsin çaylar, gitsin kahveler..
İşler tıkırında..
Sinir, stres yok..
Rahatmı rahat..
Vakit geçmeyince.
Bilgisayarda oyun oyna.
Muzip bir şey söyle...
Kahkaha atsın..
Bir bakıyorsunuz..
3- 5 sene sonra şef, müdür.
Makam, mevkide istemez.
Çayını yudum yudum içer
Yaşamanın keyfini çıkarır..
Örnekleri çoğaltabiliriz…
Seneleri stresle, sıkıntıyla geçen.
Öğretmenin psikolojisi bozulur.
Öğretmen olduğuna bin pişman olur.
“Öğretmenim canım benim.”
Saygı ve sevgiyi çok gördüğümüz öğretmenlerimize, hiç olmazsa emekli olurken “uzman öğretmenlik” vb. bir unvan tahsis edilerek, sembolikte olsa maaşlarına bir katkı yapılması, onları sevindirecektir.
Ne dersiniz sevgili okurlar?..
Günlerinizin sağlıklı ve mutlu geçmesi dileğiyle hoşçakalın !...
Ahmet Demir