- Kategori
- Eğitim
Öğretmeyi öğrenmek...

Günümü aydınlatan,tüm dertleri unutturan minicik bi kalp,kocaman bi sevgi...
Hani "Ben sanatçı değilim efendim ne haddime; ben kendi çapımda bir oyuncuyum hala "derler ya meşhurlar hem hoşnut bu ön addan hem de yapmacık bir edayla. İşte öyle biraz da, bana da "öğretmen" diyorlar efendim; halbuki ben daha öğretmeyi öğrenen ama ne şanslı ki öğrendiklerini hemen uygulama fırsatına sahip bir öğrenciyim henüz. 4 yıl üniversite ardından neredeyse 4 yıllık da bir öğretmenlik yaşamım ardından baktığımda 2 üniversite eğitimi görüyorum kariyerimde.
İlki bir filmin tanıtım yazısı, fragmanı tadında yüzeysel ve hızlı çekim; ikincisi ise her gün , her dakika filmin en heyecanlı yerinde, hem de tam yerinde ve kıvamında. İkincinin tadı her an damağımda, kalbimde ve aklımda... Bir çocuğun o hayranlık dolu bakışında, bir diğerinin ergenlik rüzgarını katıp ardına kapıyı vurup sınıftan çıkışında... Elime tutuşturulan çiçekli böcüklü ama mutlaka kalpli bir sevgi mektubunda, "o kadar kolay sorduğum halde " 1 alan o haylaz çocuğun notunda ve hemen ardından okuduğum 100'lük kağıttaki "üzülmeyin öğretmenim ben öğrendim "haykırışında... Yani anladınız siz onu...
Öğretmeyi öğrenmenin tadı işte o , her an her dakika hayatıma işleyen... Hani derdi ya bi şiirin sonunda "Ben bir öğretmenim öğrenciliği bitmeyen."