- Kategori
- Spor
Oğuz Çetin'le devam edilemez mi?

Uzun zamandır bir milli maç heyecanı yaşamıyor oluşumuz hem bizlerde hem de sahadaki futbolcularımızda farklı duygular yaratmış olacak hazırlık maçı bile olsa oyunun önemli bölümünde işi fazlasıyla ciddiye alıyor göründük.
Açıkçası hangi takımın finallere gidiyor olduğu tam da anlaşılamıyordu ya da çok farklı bir düşünce oluşuyordu; milli takımı izlediğimizde Güney Afrika’da olamamamıza üzülmemek elde değil. Cümlemizi bir başka şekliyle kurmamız gerekirse; bu Honduras’ın gidebildiği bir turnuvada bulunmuyor oluşumuzu çok fazla düşünmemiz gerekiyor.
Ancak İnönü Stadyumu’nda rakibimiz olan Honduras’ın zayıflığı önümüzdeki Dünya Kupası finallerinin kalitesi bakımından bir uyarı işareti gibiydi.
Maçın ilk yirmi dakikasında her iki takım da birbirini tarttıktan sonra özellikle milli takımımız oyuna ağırlığını koydu ve ikinci yarıda Tuncay’ın oyuna girmesinden sonra da belirgin bir üstünlüğe dönüşüverdi.
Takımımız duran top organizasyonlarıyla çok etkili oldu ve ilk golü de böyle buldu. İkinci gol de çok güzel bir toplu ve topsuz oyunun sonucu geldi. O golden sonra da maç bir anlamda her iki takım için de bitmiş oldu.
Bu karşılaşmayla birlikte Bursaspor’un iki formda oyuncusu Volkan ve Ozan İpek ile Beşiktaş’ın genç yıldızı Necip de ilk kez A milli formada kendilerine yer buldu. Çok etkili olamasalar da onların takıma kazandırılması bakımından bir kapı açılmış oldu. Daha Sercan Yıldırım var.
Caner sol bekten çok kanata daha yakışıyor gibi. Emre Güngör golde olması gereken yerdeydi. Defansta da sırıtmadı. Ancak bunda biraz da Honduras takımının hücum edecek futbolculardan ve taktikten uzak oluşunun etkisi vardı.
Ancak milli takımın da bir kulüp takımı havasına büründüğünü, bu formayı yıllardır giyenlerle ilk defa oynayanlar arasında bariz farklar olduğu hemen göze çarpıyordu.
Aurelio’nun tek başına ön libero bölgesini kapatıp, oyunda kaldığı süre boyunca hatasız oynaması “birilerine” verilmiş çok özel bir mesaj niteliği taşıyordu.
Tuncay, İngiltere’de farklı bir havaya bürünmüş. Rahatlığı, oyunu okuması, tek pasları, topları yönlendirmesi, Türkiye’den giderkenkinden sanki farklıydı. Buradan da başka futbolcumuza geçiş yapalım.
Arda Turan’ı izlerken bir deja vu yaşıyor gibiydik. Pası her alışında şöyle bir kendi etrafında dönüşü, tekrar tekrar çalım atma duygusu, orta yapmak için önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa hareketlenip, bir türlü istediği aralığı bulamadığı için geriye dönmesi… 2002 Dünya Kupası finallerinde Brezilya’ya ilk golümüzü atan, turnuvanın yıldız ismi Hasan Şaş’ı hatırlatıyordu. Arda Turan’ın Hasan Şaş’laşması futbol bakımından bir ilerleme midir yoksa başka bir şey midir, izleyip göreceğiz.
Hiddink’siz, Oğuz Çetin’li bir teknik kadro insana başka şeyler düşündürüyor.
Milli Takımlar sporun bütün branşlarında en üstyapıdır ve bu yapının başına illa önemli bir marka isim getirilip getirmemesi konusu çok ciddi olarak düşünülmelidir.
Dunga, Brezilya’nın başında olabiliyorsa; Almanya, Löw’ün kontrolü altındaysa, milli takımımız pekâlâ Oğuz Çetin ile yoluna devam edebilirmiş gibi göründü ya da Hiddink’in Oğuz Çetin’in yapacağından ekstra ne verebileceği sorusu ön plana çıktı.
Sonuçta doğru isimleri doğru zamanda seçip, uygun bir taktik yapının içinde yine rakibin oyun tarzına göre uygun şekilde takımı şekillendirmektir, milli takım teknik direktörlüğü.
Honduras karşısındaki mücadele de bunu sanki ispatlar nitelikteydi. Futbol sahada futbolcularla oynanıyor ve onların ne kadar konsantre oluşu özellikle üstyapısal kurgular için belirleyici oluyor.
Yoksa Hiddink Tuncay’a, Arda’ya ya da Emre’ye ne verebilir ki?
Ha, bu konsantrasyon işini Oğuz Çetin yapabilir mi? Bunu tartışalım. Ancak bu takımın profesyonel oyunculardan ouşuyor olduğunu, her futbolcunun bu sorumluluğu ister istemez taşıyor olmaları gerektiğini de hatırlatalım.
Burada özen gösterilecek konu 2016 hedefindeki Türkiye’nin o yıl boy gösterecek genç oyuncularını şimdiden takıma kazandırmak olacaktır. Şu bir gerçek ki, bugün izlediğimiz milli takım oyuncularının yarısı o yıl bu takımın içinde forma giymiyor olacaktır.
Uzay Gökerman