- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ok yaydan çıktı bir kere !

Karşılıklı olarak elekriklendik.
Kara ve kalın kaşlar çatık, bakışlar nemrut. Gözler kapkara bir o kadar nefret dolu. Burnundan soluyor zannedersin ki kırmızı bez sallıyorum ona. Saç, sakal ve bıyıklar birbirine girmiş. Yeşil bir kavuk kafasında ve kirli beyaz bir pardesü üstünde, altında şalvarı tabiki. Elinde odun asası. Arkasından bir kaç peçeli ve yirmiye yakın küçüçük çoçuklar. İstanbul kavruluyor belki 45 derece. Yer Ümraniye'nin arkaları.
Bu kısa tasvir olayın mekanını ve olayların kimlerle ceretan ettiğini gösteriyor.
Yürürken tam önünde durdum. Benim de kaşlarım çatık ve nedense gözlerimde nefret var. Biraz adrenalin artışı seziyorum çünkü belimde hissediyorum ağrı olarak. Nefesimi ayarlıyorum ve yol vermeye hiç niyetim yok.
Sinir katsayım da bir artış var. Sanki 1800 lü yılları yaşıyorum Texas'ta. Belimde silahım olsa elim gidecek mi ne?
-Beyim diyorum, senden vazgeçtim, kara çarşaf kalkalı çok oldu hukuken bile yasak dedim.
-Sana ne bre deyus cevabını aldım.
-Sananesi yok, burası Türkiye, burası İstanbul dedim.
Asasını bana doğru uzattı yoldan çekilmem için. Hiç kıpırdamadım. Bu sefer dik dik yüzüme bakmaya başladı. Bende diktim gözlerimi kırpmadan bakıyorum.
Bre adam dedim :
1980 de gençtim, silaha uzanıp tetiği çekmeye tereddüt ettim. Bu gün var ya 1 salise dahi tereddüt etmem tetiği çekmek için. Neye üzülürüm bilirmisin, seni adam yerine koyarlar işte ona canım çok sıkılır.
-Az kaldı sizin gibilerin kellesini almaya. Ya sabır çekiyoruz ama bizim isteklerimiz gerçekleşiyor artık.
Bir soğukluk yayıldı bedenime, iliğime kadar hissettim. Cübbesinin iki yakasından tutup kafasına kafamla vurdum. Artık ok yaydan çıkmıştı bir kere. Bir anda çevrem sarıldı. Bir iki kişi ile yumruklaştım.
Kendime geldiğimde hastahanedeydim. Başımda yedi dikiş vardı. Zincirle vurmuşlar arkamdan. Bir iki taksi şöförü beni ordan almışlar hastahaneye getirmişler.
Kaşlarım artık inmeyecek, hep çatık bundan sonra.
Ben bulaştım revamı da buldum belki ama hatırı sayılır bu olayın gittikçe büyüyebilme olasılığı beni içten içe kemiriyor. Her şey bitti sıra buna geldi. Yaşam derdiyle mi uğraşalım, ekonomi ile mi uğraşalım, teröristlerle mi uğraşalım, sıcakla mı uğraşalım bilemiyorum. Her ayıdan bir post çıkıyor. Ancak bir tanesi ile savaşabilirken karşımızda ki belirsizliklere bir yenisi daha ekleniyor.
Kaşlarım hala çatık ve öylede kalacaklar.