- Kategori
- Kitap
Okuduğum s10 on2 kitap-II Nazım Hikmet / Sevdalı Bulut

Sevdalı Bulut kitabının kapağı
Nazım Hikmet,
''Edebiyat bütün çeşitleriyle masalla başlar, masalla biter. Bence masal, en çok şiire yakındır, ritmiyle, tekrarlarıyla ve lakonikliği (kısa ve özlü oluş) ile...
demiştir.
Musiki bile bütün milletlerin, bütün kültürlerin daha henüz ortak malı değildir. Asya müziğini Avrupalı kulak ilk dinleyişte anlamaz. Bethoven bütün kültür seviyeleri için hemen anlaşılacak bir besteci değildir. Masal ise bütün milletlerin, bütün yaşların ve kültür seviyelerinindir.
En koyu Arap sanılan bir masalı, Japon ya da İngiliz hemen anlar ve sever. Rus ister işçi, ister atom bilgini olsun, en koyu Türk masalının tadına hemen varır. Hintli çocukla babası aynı masalı dinleyebilir.
Masallar insanlığı kaynaştırır.
Son olarak da ''Bence nasyonalizmin (bağnaz milliyetçilik, ırkçılık) sökmeyeceği kültür alanlarından biri de masallar dünyasıdır.
Nazım, 'Sevdalı Bulut ' adı verilen kitabında Pertev Naili Boratav'ın öğrencilerinin derlediği masalların bazılarını kendi hayatı ve görüşleri doğrultusunda yeniden yazmıştır.
Sevdalı Bulut, Nazım Hikmet'in sürgündeyken yazdığı yegane masal kitabıdır.
Fransız filozof Jean-François Lyotard; 'büyük anlatıların, din ve tarih gibi, tek doğruyu savunan ideolojiler olduğunu' söyler. Küçük anlatılar ise bu mutlak doğru olduğu savunulan çizgilerin sorgulanmasıdır.
Kitaptaki, “Az Gittiler, Uz Gittiler,” “Oğluma Masal-I,” “Oğluma Masal-II” ve “Sevdalı Bulut” ise ilk kez Nazım Hikmet tarafından oluşturulmuş özgün 'küçük anlatı'lardır.
Pertev Naili Boratav, masalın girişindeki tekerlemelerin, okuru okuyacaklarına hazırlamak amacıyla söylendiğini anlatır. Bundan sonra karşılaşacakları konusunda bir itiraz olmayacağına dair bir ön anlaşmadır bunlar.
Belki de bu yüzden Nazım Hikmet, 'Az gittiler uz gittiler' başlıklı anlatısında bir sorgulama yapar.
''Az gidip, uz gidip, dere tepe düz gidip, arkaya dönülüp bakılınca bir arpa boyu yol gidildiğini görmek yok mu; işte bu benim küçücük kafamın bir türlü almadığı bir şeydi...'' der.
Ve sonunda da dayanamayıp 'ön anlaşma'yı değiştirir.
''Çok gittiler, dere tepe yok ettiler; bir de dönüp baktılar ki, görünmüyor kalkılan yer...''
Oğluma masal no:1'de oğluna, onun hiç vazgeçmeden inandığı yolda gitmesini isteğini, bir masal ile iletir.
Devamında da, kim ne derse desin oğlundan hep doğru bildiğini söylemesini beklediğini, doğruyu söylediği için taşlanan ve 'Ak sakalı kızıl kana boyanan Aksakallı' örneği ile anlatır.
Sevdalı Bulut'a, Rusya'da hafta sonları kurulan ve evlerden getirilen eşyaların satıldığı pazarların tezgahlarındaki masal kitaplarının arasında çok kez rastladım ve hala da sık sık denk geliyorum.
Nazım, hep kendisinden çok etkilendiğini söylediği Rus şair (Gürcistan doğumlu) Mayakovski'nin ilk şiir kitabı 'Pantolonlu bulut' un isminden de etkilenmiş ve masal kitabına 'Sevdalı bulut' ismini vermiş olmalıdır.
Nazım, Mayakovski'ye hayranlığını da hiç saklamadan dile getirir.
Nazım Mayakovski'yi anlatıyor.
Sizi masala hazırlar ve sözleşmeyi de imzalatmak üzere ön anlaşmayı önünüze sürerken, tatlı tatlı masalın havasına sokar.
''Bilmem bilir misiniz dostlar, kediyle kaplan akrabadırlar. Kedi kaplanın dayısı olur...''
Sonra bir anda güldürüverir, ''Dev anasının memeleri de öyle büyükmüş ki sağ memesini sol omzuna, sol memesini de sağ omzuna atmışmış...'' gözünüzün önüne gelir, masalı nerede okuduğunuza bakmaksızın gülmeye başlayıverirsiniz.
Benim okuduğum kitap, 1958 yılı Cem Yayınevi basımı. Bilmiyorum diğer baskılarda nasıl ancak bu baskıda Oğuz Aral'ın, Ferruh Doğan'ın ve Eflatun Nuri'nin çizgileri de kitaba ayrı bir tat veriyorlar. Başta da belirttiğim gibi bir gurbet kitabı bu aslında, bu masallar Rusça'ya çevrilip 1950'de kitap halinde yayınlandıktan sonra ülkemizde ise o da 8 sene sonra basılabilmiş.
Nazım masallarını anlatırken, sık sık ''Lafı uzatmayalım, lafı uzatmayalım'' dedikten sonra birden bire, '' Lafı uzatmayalım, lafı uzatmayalım diye diye lafı uzatıyoruz, kusura bakmayın'' deyiverir.
Eh ben de ustaya uyarak sözü fazla uzatmayayım, ne anlatsak boş, mutlaka okumak gerek, 'Sevdalı Bulut'u.