- Kategori
- Eğitim
Okullar açıldı bugün... Hem sevindik, hem üzüldük...

Yaz tatili bitti, okullar açıldı... Arkadaşlarını, sınıfını, öğretmenini özleyen öğrencilerin yanında, derslerden uzak günlerin geride kalmasına üzülenler de var. Sanıyorum veliler okulların açılmasına daha çok sevindi. Onlar çünkü birbirlerini daha çok özlediler... En azından biz öyleyiz.
Tabii ki bu söylediklerim birbiriyle iyi anlaşan veliler için geçerli... Gerçi çocuklar için de geçerli olan ölçü bu... Aynı sınıfta olmaktan kaynaklanan sınıf arkadaşlığıyla "kanka" anlamındaki sınıf arkadaşlığı arasında çok fark vardır, bunu hepimiz biliriz.
Oğlumuz Can'ı çok farklı tesadüflerle kendi mahallemiz dışında bir ilköğretim okuluna vermiştik. Ana sınıfından itibaren altı yıldır tanıdığımız, sevdiğimiz, ailece görüştüğümüz veliler var. Birbiriyle iyi anlaşan çocukların aileleri de aynı sıcaklığı yakalayabilirse, ortaya güzel bir dostluk ve arkadaşlık ilişkisi çıkıyor.
Can'ın sınıfını birincilikle bitirdiğini bir yazımda belirtmiştim. Kendisinden çok memnun kaldığımız öğretmenimizle ilkokulu güzellikle, esenlikle, başarıyla bitirdik. Buradaki çoğul zamiriyle bütün sınıfı kastediyorum. Genellikle başarı grafiği yüksek bir sınıfımız vardı. Diğer şubeye fark atıyorduk.
Orta kısma aynı okulda devam edip etmemekte biraz kararsızdık. Çünkü okulumuzun orta kısmı OKS sonuçlarına bakılırsa çok başarılı görünmüyordu. Can'ı tanıyan bazı dostlarımız çocuğu mutlaka buradan al, daha iyi bir okula ver dediler. Kulağımıza kar suyu kaçtı sizin anlayacağınız.
Kimisi de, arkadaşlarından ayrılması, ortamın değişmesi, hiç beklenmedik şekilde olumsuz bir tepki yaratabilir uyarısı yapınca, iki arada bir derede ne yapacağımızı bilemez hale geldik.
Zaten istdiğimiz zaman özellikle seçebileceğimiz ve dilediğimiz şekilde kayıt yaptırabileceğimiz okulların sayısı da öyle çok değil. Bizim okulun en büyük şansı sınıfların fazla kalabalık olmaması. "İyi" diye isim yapmış okullara herkes başvurunca, ister istemez onların sınıfalrı kalabalık oluyor.
Biraz farklı bir uygulama gibi görünen bu okul değiştirme işinin "bağış" tarafı da, aldığımız duyumlara göre altından kalkabileceğimiz gibi değilmiş. Bütün bunların üstüne bir de A ve B şubesi olarak okulu bitiren çocuklarımızın, altınca sınıfta "üç" şubeye bölüneceği şayiası çıkınca sıkıntımız daha da arttı.
İyice şaşırdık. Yaptığımız temaslar sonunda tek bir okul ihtimali ağır bastı. Gidip müdürle görüştüm. Aldığım cevap, şimdilik buna imkan olmadığı, tek ihtimalin aynı bizim gibi çocuğunun kaydını bu okuldan alıp başka yere taşıyanlar olursa, belki onların yerine bizim çocuğumuz alınabileceği şeklindeydi.
Bence "bu iş olmaz" demenin kibarcası bu... Bundan fazla ümidim yok. Yine de bir ihtimal müdür beyin tavsiyesi üzerine cuma günü kendisiyle son bir kere daha görüşeceğiz.
*****
Bugün okullar açıldı. Eski okulumuza gittik. Söylendiği gibi Altıncı sınıfları 3 şubeye ayırmışlar. Listeler asılmış. Can C şubesinde... Sevdiği arkadaşlardan sadece bir ikisi var bu şubede, diğerleri dağıtılmış.
Aynı durum her şubedeki öğrenciler için geçerli. Dolayısıyla bütün veliler için de...
Bir şaşkınlık, bir telaş, bir gariplik, bir gerginlik...
Kimse mutlu değil, ama herkes de kaderine razı... Neticede okul yönetimi bir karar vermiş... Kimi kime şikâyet edeceksiniz, ya da neyin nasıl yapılması gerektiğini nasıl anlatacaksınız? Herkesi memnun etmek böyle durumlarda imkânsız denecek kadar zordur.
Tam, "ne yapalım artık, olan olmuş, inşaallah böylesi daha hayırlı olur" demeye hazırlanıyorduk ki velilerden bir arkadaşımızın çok üzgün olduğunu gördük. Kızı, sevdiği arkadaşlarından ayrılmış, bir anlamda tek başına kalmıştı. İşin daha da ilginci, bu şubeye gidecek öğretmenlerin şu anda okulun kadrolu öğretmenleri olmayıp, görevlendirilen yeni öğretmenler olmasıydı.
Bir de buna sınıf öğretmeninin geçen yıl öğrencilerle problem yaşayan bir hoca olması, tuz biber ekti.
Biz de en az onun kadar üzüldük. Çünkü bu anne, hem herkesle olan ilişkisiyle sevilen, sayılan bir insan, hem de, Okul-Aile Birliği üyesiydi.
Sıralamanın ve eşleştirmenin nasıl yapıldığını tam olarak bilmiyoruz. Ancak mağdur olan bu bir öğrencinin şubesinin değiştirilmesi bize göre sanki o kadar da zor değildi.
Biz bu düşüncelerle üzüntülü anne babayı teselli etmeye ve bir taraftan da ne yapabiliriz diye düşünmeye çalışırken, okul müdürü, şubelerin dağıtımıyla ilgili kimsenin itirazda bulunmamasını ve değişiklik isteğiyle kendisine kesinlikle gelinmemesini söylüyordu.
Kapılar iyice kapanmıştı. Bu açık ilanattan sonra, yöneticilerle konuşmayı gururuna yediremeyen arkadaşlarımız daha da kötü oldular. Birkaç aile onları o halde bırakmak istemedik, okul çıkışı birlikte evlerine kadar gittik, iftarı birlikte yaptık ve geç saatlere kadar konuştuk da konuştuk.
*****
Bize göre masum bir isteğimiz vardı, ama bunu yöneticilere bildirmemiştik. Kızıyorduk, üzülüyorduk ama, bu olayda bir kasıt varmı yok mu bilmiyorduk, ama konuşmalarımızda sanki kasıt varmış gibi davranıyorduk.
Bir ara ben "acaba müdürün bundan haberi var mıdır?" diye sormak ihtiyacını hissettim. Herhalde vardır, diyor herkes ama, hiçbirimiz emin değiliz. Kendimizi merkeze koyduğumuz zaman bizi ve derdimizi herkes biliyor zannederiz. Ama, bir müdür, bütün velilerin gönlünden geçeni bilebilir mi, eline bütün sınıfların listesini alıp tek tek öğrencileri kontrol edebilir mi, kimin kiminle kanka olduğunu bilip dağıtımı ona göre yapabilir mi, ya da dağılımın böyle yapılmadığını bir görüşte hemen anlayabilir mi?
Ben hiç sanmıyorum. Bunu özellikle, bir veliye inat olsun diye yapacaklarını da tahmin etmiyorum. Fakat ortada mutsuz bir çocuk, onun haline çok üzülen bir aile var. Bu saatten sonra ne yapılabilir, onu da bilmiyorum.
Biz kendi adımıza bu dağılımdan şikâyetçi değiliz. Belki şanslı bir sınıftayız, bilemiyorum. Ama bizim istediğimiz dağılım daha farklıydı. Sanki çalışkan öğrencilerden bir sınıf yapılsa, bu hem onların başarı durumunu yükseltir, hem de okulun başarısını artırırdı.
Resmen böyle bir sınıf oluşturmanın yasak olduğunu söyleyenler de var, gayri resmi her okulun buna benzer bir uygulama yaptığını iddia edenler de... Hangisi doğru, hangisi yanlış, bilemiyorum.
Eğitim sektöründe bulunan arkadaşlarımızın bu konudaki bilgilerinden ve tecrübelerinden yararlanmak isterim.
*****
Bugün okullar açıldı diye öğrencilerden çok biz veliler sevinmiştik. Uzun süredir görüşemeyen aileler ve arkadaşlar olarak yeniden birarada olacaktık. Bu heyecanla çocuğumuzun elinden tutup birlikte okulun yolunu tuttuk.
Yazımıza konu olan çocuğumuzun babası, yıllarca Almanya'da kalmış, medeniyeti, insanlığı, kuralları bilen biri... Aynı zamanda dost canlısı sıcak bir arkadaş.
Çocuğuna yapıldığını düşündüğü haksızlık, bu yüzden eşinin ağlamaklı oluşu, onun da tepesini hayli attırmış durumda. Tam tabiriyle burnundan soluyor. Kızgınlıkla ağzından aslında yapmayacağı, yapamayacağı bazı sözler de çıkıyor.
Böyle bir haleti ruhiye içinde olacağını tahmin etmeyen velilerden biri, henüz yeni gelmiş ve ilk kez onunla karşılaşıyor, hani görmemiş va tanımamaşlığın ifadesi olarak şöyle omuzdan bir çarpışılır ya, işte öyle bir omuz atıyor arkadaşa...
O ağlamaklı halimizle gülemiyorum da...
*****
Ne garip bir manzara... İlk gün sevinci kursağında kalmış bir aile... Neşeli, mutlu, heyecanlı sevinçli geçmesini beklediğimiz bir günde hiç beklenmedik bir sonuç...
Böyle kötü sürprizler okulların açıldığı gün birçok yerde yaşandı mı, yoksa bugünkü piyangonun tek talihlisi biz miydik, bilemiyorum.
Tabii ki bu söylediklerim birbiriyle iyi anlaşan veliler için geçerli... Gerçi çocuklar için de geçerli olan ölçü bu... Aynı sınıfta olmaktan kaynaklanan sınıf arkadaşlığıyla "kanka" anlamındaki sınıf arkadaşlığı arasında çok fark vardır, bunu hepimiz biliriz.
Oğlumuz Can'ı çok farklı tesadüflerle kendi mahallemiz dışında bir ilköğretim okuluna vermiştik. Ana sınıfından itibaren altı yıldır tanıdığımız, sevdiğimiz, ailece görüştüğümüz veliler var. Birbiriyle iyi anlaşan çocukların aileleri de aynı sıcaklığı yakalayabilirse, ortaya güzel bir dostluk ve arkadaşlık ilişkisi çıkıyor.
Can'ın sınıfını birincilikle bitirdiğini bir yazımda belirtmiştim. Kendisinden çok memnun kaldığımız öğretmenimizle ilkokulu güzellikle, esenlikle, başarıyla bitirdik. Buradaki çoğul zamiriyle bütün sınıfı kastediyorum. Genellikle başarı grafiği yüksek bir sınıfımız vardı. Diğer şubeye fark atıyorduk.
Orta kısma aynı okulda devam edip etmemekte biraz kararsızdık. Çünkü okulumuzun orta kısmı OKS sonuçlarına bakılırsa çok başarılı görünmüyordu. Can'ı tanıyan bazı dostlarımız çocuğu mutlaka buradan al, daha iyi bir okula ver dediler. Kulağımıza kar suyu kaçtı sizin anlayacağınız.
Kimisi de, arkadaşlarından ayrılması, ortamın değişmesi, hiç beklenmedik şekilde olumsuz bir tepki yaratabilir uyarısı yapınca, iki arada bir derede ne yapacağımızı bilemez hale geldik.
Zaten istdiğimiz zaman özellikle seçebileceğimiz ve dilediğimiz şekilde kayıt yaptırabileceğimiz okulların sayısı da öyle çok değil. Bizim okulun en büyük şansı sınıfların fazla kalabalık olmaması. "İyi" diye isim yapmış okullara herkes başvurunca, ister istemez onların sınıfalrı kalabalık oluyor.
Biraz farklı bir uygulama gibi görünen bu okul değiştirme işinin "bağış" tarafı da, aldığımız duyumlara göre altından kalkabileceğimiz gibi değilmiş. Bütün bunların üstüne bir de A ve B şubesi olarak okulu bitiren çocuklarımızın, altınca sınıfta "üç" şubeye bölüneceği şayiası çıkınca sıkıntımız daha da arttı.
İyice şaşırdık. Yaptığımız temaslar sonunda tek bir okul ihtimali ağır bastı. Gidip müdürle görüştüm. Aldığım cevap, şimdilik buna imkan olmadığı, tek ihtimalin aynı bizim gibi çocuğunun kaydını bu okuldan alıp başka yere taşıyanlar olursa, belki onların yerine bizim çocuğumuz alınabileceği şeklindeydi.
Bence "bu iş olmaz" demenin kibarcası bu... Bundan fazla ümidim yok. Yine de bir ihtimal müdür beyin tavsiyesi üzerine cuma günü kendisiyle son bir kere daha görüşeceğiz.
*****
Bugün okullar açıldı. Eski okulumuza gittik. Söylendiği gibi Altıncı sınıfları 3 şubeye ayırmışlar. Listeler asılmış. Can C şubesinde... Sevdiği arkadaşlardan sadece bir ikisi var bu şubede, diğerleri dağıtılmış.
Aynı durum her şubedeki öğrenciler için geçerli. Dolayısıyla bütün veliler için de...
Bir şaşkınlık, bir telaş, bir gariplik, bir gerginlik...
Kimse mutlu değil, ama herkes de kaderine razı... Neticede okul yönetimi bir karar vermiş... Kimi kime şikâyet edeceksiniz, ya da neyin nasıl yapılması gerektiğini nasıl anlatacaksınız? Herkesi memnun etmek böyle durumlarda imkânsız denecek kadar zordur.
Tam, "ne yapalım artık, olan olmuş, inşaallah böylesi daha hayırlı olur" demeye hazırlanıyorduk ki velilerden bir arkadaşımızın çok üzgün olduğunu gördük. Kızı, sevdiği arkadaşlarından ayrılmış, bir anlamda tek başına kalmıştı. İşin daha da ilginci, bu şubeye gidecek öğretmenlerin şu anda okulun kadrolu öğretmenleri olmayıp, görevlendirilen yeni öğretmenler olmasıydı.
Bir de buna sınıf öğretmeninin geçen yıl öğrencilerle problem yaşayan bir hoca olması, tuz biber ekti.
Biz de en az onun kadar üzüldük. Çünkü bu anne, hem herkesle olan ilişkisiyle sevilen, sayılan bir insan, hem de, Okul-Aile Birliği üyesiydi.
Sıralamanın ve eşleştirmenin nasıl yapıldığını tam olarak bilmiyoruz. Ancak mağdur olan bu bir öğrencinin şubesinin değiştirilmesi bize göre sanki o kadar da zor değildi.
Biz bu düşüncelerle üzüntülü anne babayı teselli etmeye ve bir taraftan da ne yapabiliriz diye düşünmeye çalışırken, okul müdürü, şubelerin dağıtımıyla ilgili kimsenin itirazda bulunmamasını ve değişiklik isteğiyle kendisine kesinlikle gelinmemesini söylüyordu.
Kapılar iyice kapanmıştı. Bu açık ilanattan sonra, yöneticilerle konuşmayı gururuna yediremeyen arkadaşlarımız daha da kötü oldular. Birkaç aile onları o halde bırakmak istemedik, okul çıkışı birlikte evlerine kadar gittik, iftarı birlikte yaptık ve geç saatlere kadar konuştuk da konuştuk.
*****
Bize göre masum bir isteğimiz vardı, ama bunu yöneticilere bildirmemiştik. Kızıyorduk, üzülüyorduk ama, bu olayda bir kasıt varmı yok mu bilmiyorduk, ama konuşmalarımızda sanki kasıt varmış gibi davranıyorduk.
Bir ara ben "acaba müdürün bundan haberi var mıdır?" diye sormak ihtiyacını hissettim. Herhalde vardır, diyor herkes ama, hiçbirimiz emin değiliz. Kendimizi merkeze koyduğumuz zaman bizi ve derdimizi herkes biliyor zannederiz. Ama, bir müdür, bütün velilerin gönlünden geçeni bilebilir mi, eline bütün sınıfların listesini alıp tek tek öğrencileri kontrol edebilir mi, kimin kiminle kanka olduğunu bilip dağıtımı ona göre yapabilir mi, ya da dağılımın böyle yapılmadığını bir görüşte hemen anlayabilir mi?
Ben hiç sanmıyorum. Bunu özellikle, bir veliye inat olsun diye yapacaklarını da tahmin etmiyorum. Fakat ortada mutsuz bir çocuk, onun haline çok üzülen bir aile var. Bu saatten sonra ne yapılabilir, onu da bilmiyorum.
Biz kendi adımıza bu dağılımdan şikâyetçi değiliz. Belki şanslı bir sınıftayız, bilemiyorum. Ama bizim istediğimiz dağılım daha farklıydı. Sanki çalışkan öğrencilerden bir sınıf yapılsa, bu hem onların başarı durumunu yükseltir, hem de okulun başarısını artırırdı.
Resmen böyle bir sınıf oluşturmanın yasak olduğunu söyleyenler de var, gayri resmi her okulun buna benzer bir uygulama yaptığını iddia edenler de... Hangisi doğru, hangisi yanlış, bilemiyorum.
Eğitim sektöründe bulunan arkadaşlarımızın bu konudaki bilgilerinden ve tecrübelerinden yararlanmak isterim.
*****
Bugün okullar açıldı diye öğrencilerden çok biz veliler sevinmiştik. Uzun süredir görüşemeyen aileler ve arkadaşlar olarak yeniden birarada olacaktık. Bu heyecanla çocuğumuzun elinden tutup birlikte okulun yolunu tuttuk.
Yazımıza konu olan çocuğumuzun babası, yıllarca Almanya'da kalmış, medeniyeti, insanlığı, kuralları bilen biri... Aynı zamanda dost canlısı sıcak bir arkadaş.
Çocuğuna yapıldığını düşündüğü haksızlık, bu yüzden eşinin ağlamaklı oluşu, onun da tepesini hayli attırmış durumda. Tam tabiriyle burnundan soluyor. Kızgınlıkla ağzından aslında yapmayacağı, yapamayacağı bazı sözler de çıkıyor.
Böyle bir haleti ruhiye içinde olacağını tahmin etmeyen velilerden biri, henüz yeni gelmiş ve ilk kez onunla karşılaşıyor, hani görmemiş va tanımamaşlığın ifadesi olarak şöyle omuzdan bir çarpışılır ya, işte öyle bir omuz atıyor arkadaşa...
O ağlamaklı halimizle gülemiyorum da...
*****
Ne garip bir manzara... İlk gün sevinci kursağında kalmış bir aile... Neşeli, mutlu, heyecanlı sevinçli geçmesini beklediğimiz bir günde hiç beklenmedik bir sonuç...
Böyle kötü sürprizler okulların açıldığı gün birçok yerde yaşandı mı, yoksa bugünkü piyangonun tek talihlisi biz miydik, bilemiyorum.