- Kategori
- İnternet
Okuma notları: Teknoloji, İnternet ve yaşam alışkanlıklarımız...
Teknolojinin her geçen gün gelişmesi ve kendini yenileyerek hayatımızı kolaylaştırması söylenmekle birlikte; bizatihi teknolojinin yaşamımızda fazlaca yer edinmesi, sosyal ilişkilerin zayıflamasına ve bozulmasına da neden olmaktadır.
Amerikan Newsweek Dergisi, internetteki sosyal paylaşım sitesi Facebook'un 500 milyonuncu üyesine ulaşacak olması sebebiyle, yaşanmış vakaları derlemiş.
Star gazetesinde haber şu şekilde yer almış:
1- Evlatlıksanız biyolojik aileniz izinizi sürüp sizi bulabilir ve bu durum kulağa hoş gelse de her zaman iyi sonuçlanmayabilir.
2- Alacaklılarınız peşinize düşebilir.
3- Sigorta şirketinizle başınız derde girebilir
4- Eski eş adayınız, boşanma davasında profilinizden elde ettiği deneyleri size karşı kullanabilir.
5- Depresyona girebilirsiniz.
6- İşinizi kaybedebilirsiniz. Özellikle de patronunuz arkadaş listenize ekliyse!
7- Arkadaşlarınız sırlarınızla ilgili çenelerini tutamazlarsa, ailenizle ters düşebilirsiniz.
8- İftiradan mahkemeye verilebilirsiniz. Aman ne yazdığınıza dikkat edin!
9- Sapığın biri size ya da sevgilinize dadanabilir.
10- Sapığın biri çocuğunuzu tuzağına düşürebilir
Facebook’un üzerine gerçektende o kadar söylence yapılıyor ki, insan şaşırmadan da edemiyor. Yok işte buradaki kişisel bilgilerinizin kötü amaçlı hedefler için kullanılacağı vb. birçok haber yapıldı. Ama şu da gerçek ki, teknolojik altyapılı iletişim ve haberleşme kanallarının insanların yaşamlarında vazgeçilmez bir konuma yükseldiğidir. Çevremden takip ediyorum, ben de buna dâhilim, insanlar facebookta zaman geçirmeden edemiyorlar. Şahsen ben, facebook’u kendime ait kişisel bir blog gibi kullanmaktayım. Buradan herhangi kişilere ve kurumlara hakaret etmeden, yazılarımı yayınlıyor, arkadaşlarımla diyaloglarımı yürütüyorum.
Şu da bir gerçek; bu şekildeki bilgisayar destekli teknolojik iletişim kanallarının;insanları, sosyal yaşamdan yavaş yavaş kopardığı. Diğer yandan insanların, zaman ve mekândan bağımsız olarak hayatlarını yaşamaları, yaşamlarından kesitlerini sevdikleriyle paylaşmaları, içinde büyüttükleri hüzünleri, sıkıntıları, sevinçleri, anlık duygu gelgitlerinin ilk burada paylaşılması, facebook’u insanların yaşamlarının bir parçası hâline getiriyor.
İnternet ve bilgisayar teknolojilerinin tamamen insanlığının yararına kullanıldığı söylenemez. İnternet gibi derin bir mecrada, interneti kullanmada fazlaca altyapısı olmayanları, içinden çıkamayacakları elektronik tuzaklar da beklemektedir. Mesela, “hacker” denen bilgisayar yazılım hususlarında “uzmanlaşmış” kişilerin, arama motorlarına veya insanların çok fazla ziyaret ettikleri web sitelerine kurdukları tuzaklarda olduğu gibi... Aşağıdaki haberde bu minvalde bilgiler içeren haber türünden!
Tüm İnternet Evleri Derneği (TİEV) İnternet Birliği Komisyonu Başkanı Hakan Topuzoğlu,
[“İnternet kullanıcıları biraz tembellikten, biraz da bilinçsizlikten dolayı tüm işlerini Google aramaları sonucuna göre yapmayı tercih ediyor. Ancak, Google arama sonuçlarında çıkan her sayfanın güvenilir olduğunu söylemek nasıl mümkün değilse, bu sayfalarda yer alan bilgilerin de doğruluğu şüphelidir. Örneğin, TC kimlik numarası sorgulamak isteyen bir kişi, bu konudaki resmi siteleri araştırmak yerine, doğrudan arama motoruna 'TC Kimlik No Sorgulama' yazdığında resmi sitelerle hiç ilgisi olmayan siteler de sonuçlar arasında çıkmaktadır. Bu sitelerde ise virüs veya diğer zararlı içerik bulunması sebebiyle bilgisayarlarına zarar vermekte, hatta bilgisayarlarından bilgilerin başka yerlere gitmesine sebebiyet vermektedirler. Bu sorunlarla karşılaşmak istemeyenler gov.tr ile biten resmi siteleri tercih etmelidir.”] demiş.
Ayrıca sayın Topuzoğlu,
[“Yaptığımız araştırmalara göre, arama motorları en çok hacker olarak adlandırılan internet korsanlarının işine yarıyor. Dünyanın en çok kullanılan arama motoru Google, internet korsanlarının da en çok kullandığı platformlardan biri haline geldi. İnternet korsanları, Google ve diğer arama motorlarının fazla bilinmeyen özellikleri sayesinde her gün kendine yeni kurban seçerek, bu kurbanların bilgilerine ulaşıyor. İnternet korsanları, hiç ilgisi olmayan konularda sahte linkler oluşturarak arama motorları sonuçlarına giriyorlar. Yeterli bilince sahip olmadıkları için aramalarda genellikle ilk sayfada üst sıralarda çıkan bilgileri doğru kabul edip bu internet sitelerine yönelerek, yanıltıcı ve virüs dolu bu linklere tıklayan kişiler, birçok tehlikeyi farkında olmadan çağırıyor. Kişilerin kimlik bilgileri ele geçiriliyor veya bilgisayarlarına zarar verilebiliyor.”] da demiş.
http://sabah.com.tr/27/07/2010
Türkiye’de internet kullanımı ve güvenliği gerçekten de başlıbaşına bir sorunsal olarak durmakta. Her şeyden önce, yukarıda yapılan tespitlere paralel olarak, insanlarımızın hacker denen internet korsanlarının tuzağına düşmemesi için, asgari ölçüde en azından gençlere internet okur-yazarlığı bilgisinin verilmesi gerekir. İnternette nasıl ki rastladığımız her site güvenli olamayacağına göre buradaki bilgilerde ancak, bir bilgi çöplüğündeki kırıntılar topluluğu olacaktır. Son yıllarda, insanların internet vasıtasıyla araştırmalarını, ödevlerini, buradaki linklerden yönlendirmeyle yapmaları, eskimizin birçok sosyal davranış modellerini de unutturmaya başladı. Bir kere, kütüphane alışkanlığı, öğrencilerde yavaş yavaş körelmeye başladı. Kitaplara olan başvuru tercihleri de artık internette hizmet veren ödev sitelerine kaymakta. Kitap konusu geçti mi tüylerim diken diken olmaya başlıyor.
Ntvmsnbc.com sitesinde, yine beni üzecek türden bir haber vardı. Kitap satışlarıyla ilgili. Ama bu kitap, bizim sayfalarını içimize çeke çeke kokladığımız kitaplardan değil. Bu kitap, teknolojinin insanlara sunduğu son tembellik harikası, e-kitap(!)
Dünyanın en büyük çevrimiçi kitap ve müzik mağazası Amazon.com, tarihinde ilk kez e-kitap satışlarının basılı nüsha satışlarını geride bıraktığını açıklamış. Yılın ilk yarısında mağazada satılan e-kitap sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla üç kat daha fazlaymış.
Ntvmsnbc sitesinde haberin devamında asıl can alıcı nokta hakkında bilgi veriliyordu. Kapitalizmin rekabete dayalı, güçsüzün güçlü karşısında eriyip gittiği ekonomik realiteyi yansıtıyordu. Firma, e-kitap okuyucusunun fiyatını aşağıya çekerek oluşan rekabetten faydalanmak suretiyle satışlarını arttırmış.
“Amazon CEO’su Jeff Bezos, firmaya ait Kindle e-kitap okuyucusu satışlarının iyi gittiğini, bu sayede e-kitap satışlarının da durmaksızın arttığını açıkladı. Dijital formatlı kitap sayısının ikinci çeyrekte her ay artarak normal kitap satışlarını geçtiğini söyleyen Bezos, bunda Kindle fiyatını 259 dolardan 189 dolara indirilmesinin büyük etkisi olduğunu belirtti.”
Kitaplar konusunda gerçekten de çok hassas bir konumdayım. Bilemiyorum, ama ne olursa olsun kitabı kitap gibi okuma alışkanlığımdan ve zevkimden vazgeçmem mümkün değil gibi. Kitabı bize sevdiren, kitabın kendine has bu sayfalardan oluşan biçimi değil midir? Yazarının duygu ve düşüncelerinin gizli olarak yansıdığı, her sayfasında yaşanmış ve tecrübe edilmiş bir öykünün olması değil midir?
Teknolojiyle imtihanımızda yaşantımızdan pek çok şeyimizi feda ettik. Ama kitaba olan sevgimi ve tutkumu, feda edemem. Kitabın her sayfasında, bir başka gizem saklı. Yazarın büyük emekle ve şefkatle yazdığı kitabın ilk ve son sayfaları... Kitabın aksettirmeye çabaladığı ruha uygun kitap kapağının tasarımı, gerçektende bunların hepsinin benim bir kitaba olan aşkımda etkileri büyüktür.
Yeni bir kitap alacağım vakit, ilk defa kitabın “albenisi” denecek kitap kapak tasarımına bakarım. Kitabın editoryal düzenine, baskı kalitesine, yazarın önsözüne, kitabın merakla arka sayfasına bakarım; acaba bu sayfada ne gizli diye...
Teknolojiye evet...
Ama, kitabıma yeni bir anlayış ve biçim vermesine,
Kesinlikle “HAYIR” derim...
İnsanların yüzyılları aşan sırdaşına, yoldaşına, canciğerine, sevdalısına, tutku derecesinde bağlandığı maneviyatına teknolojik elin değmesine gönlüm razı gelemez...
İşte, buna gözüm kapalı, hem de hiç düşünmeden, milyonlarca kere,
“HAYIR” ve “HAYIR” derim...
Sakın(!) benim tek tutkuma dokunma(!) teknoloji...
NOT: Bu makale, 2010 yılında yayımlanmış olup, "güncel" değildir...