​ Okumalar ve Anlamamalar Üzerine / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '18

 
Kategori
Deneme
 

Okumalar ve Anlamamalar Üzerine

Okumalar ve Anlamamalar Üzerine
 

Okumaya kutsal dinler arasında herhalde en fazla değer verilen din İslam Dini olmuştur ki; ilk vahyi: “oku” olmuştur. Elbette oku vahyinden kast edilen sadece dua okumak mı, okuduğunu anlamak, anlayarak gerçek hayata uygulamak mı o konuda muhtelif görüşler var.

Toplumumuzun en büyük sorunlarından birisinin cehalet ve bunun nedeninin de okumaya karşı aşırı ilgisizlik olduğu, çeşitli uluslar arası veriler karşılaştırılmak suretiyle verilir; kişi başına düşen kitap, kişi başına düşen gazete vs. Belki de haklıdırlar ve Türkiye’de ciddi oranda sormayan, sorgulamayan bir önemli bir kitle vardır. İnsanlarımız sorduklarında cevap alamadıklarından, doğru rehberler tarafından doğru yönlendirilemediklerinden, azarlandıklarından veya doğru soru nasıl sorulur öğretilmediğinden de olabilir ki bizim toplumumuz için yapılmış bilimsel araştırmalar mutlaka yapılmış ve bunun bir yerlerde cevapları mutlaka vardır.

Bunun tam cevabıyla karşılaştığım bir kitap bu zamana kadar, anekdot, tez görmedim. Başka toplumlar daha çok okurken bizim toplumumuz neden daha az okuyor veya okumaktan pek fazla hoşlanmıyor bunun mutlaka toplumsal bir nedeni olmalıdır. Belki bize soru sormak, oturup kalkma konusunda “ayıp” olarak öğretildiği için olabilir veya millet olarak ezberciliğe alıştırılmış da olabiliriz bunu bilebilmek gerçekten zor. Misal geçenlerde okuduğum bir yazıda Güney Kore firması Samsug’un aldığı patentlerin tüm Türkiye’de başvurulan patent sayılarından kat, kat fazla olduğu yazıyordu. Bunun da nedenin yaratıcılık endeksinde veya alınan eğitimlerdeki farklarla açıklanan yazı dahi bana pek inandırıcı gelmese de yine de fikirde haklılık payı yok değil. Güney Kore meselesine gelince Korelilerin ortadan kabak gibi ikiye bölünüp, ikisine de farklı kimlikler vererek düşman kardeşler yaratılmasına engel olacak hiçbir aklı-selim yok muydu da Çin, ABD ve Rusya tarafından ikiye bölünen bir halkların gerçek yaratıcılığı alet oldukları oyunun farkına vararak sınırları kaldırmak, acıları dindirmek, ayrılanları birleştirmek gibi akli bir eylemde bulunmuş olurlar ve günümüzde yaşadıkları gerginlikleri Federal Almanya-Demokratik Almanya örneğinde olduğu gibi bu sorunu kolaylıkla onlardan da aşmaları beklenebilirdi…

Okumalar anlam anlaşılmaz, idrak edilmez, daha da önemlisi gerçek hayata tatbik edilmezse işe yaramayabilir, dahası zaman kaybı dahi olabilir. Bir ordu komutanı Çince bilmeyen askerlerine Çince harfleri öğretmek ve Sun Tzu adlı Çinli filozofun askeri stratejinin ilk örneklerinden biri sayılan Savaş Sanatını her askerine ezberletse, muhtemelen gerçek bir savaşta korkunç bir yenilgiyle karşılaşması kaçınılmaz olur. Halbuki iyi bir komutan, Çince eseri askerlerin diline çevirse ve eserde yazılı taktikleri günümüz savaş kurallarına uygulasa başarılı olabilir. Sun Tzu’nun Savaş Sanatı adlı eseri zamanın kurallarına göre yazılmıştır ve o zaman kullanılan terimler şimdiki kadar fazla olmayabileceği gibi, şimdiki terimler de o zamanki terimleri tam karşılamıyor olabilir. Dahası Çince bilmeyen askerlerine Çince taktikler veren bir komutan savaş meydanında oldukça komik duruma düşer ve muhtemeldir ki, komutanın emirlerinin gereği tam olarak asla yapılmaz, yapılamaz. İnsanlar anladıkları dilde yorumlayamadıklarını bir esere nazaran, anlamadıkları dilde yazılan esere sadece seyirci kalırlar ve kendilerini oldukça kötü hissedebilirler… 

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..