- Kategori
- Eğitim
Okuyup yaz(a)mamak

Ünlü Fransız yazar Victor Hugo; "Okumak gıdadır. Okuyan insanlık, bilen insanlıktır." der. Bu cümeleden yola çıkarak, insan olmak okumaktan geçer dersek abartmış olmayız sanırım. Ben bu siteye bir arkadaşın tavsiyesi üzerine (kendilerine buradan bir kez daha teşekkür ederim) okumak için gelmiştim. Kendimi tanıtırken iyi bir okur olduğumdan söz etmiştim ama değilmişim. İyi bir okur olsaydım internetten takip ettiğim Milliyet gazetesinin üst köşesindeki "Blog" yazısını okur ve bu okyanusa daha önce dalardım.
Türkçe öğretmeni olarak öğrencilerle yaptığımız yazılı anlatım çalışmalarında, konu seçimini kendilerine bıraktığımda yazmakta zorlandıklarını fark ettim. Ama "Gelin okuduğumuz bir kitap hakkında düşüncelerimizi yazalım." dediğimde yazacak çok şeyleri olduklarını gördüm. Demek ki yazmanın yolu okumaktan geçiyormuş.
Ben de üye olmak için yazı konusu düşünürken aklıma "okumak ve yazmak" geldi. Şu anda yazmakta zorlanıyorsam, yeterince okumadığım içindir sanıyorum. Üstelik bahanem de hazır: "Okumaya vakit mi var(!)?"
Millet olarak her şeye vakit bulduk da bir tek okumaya vakit bulamadık. Ya da çok okuyan milletlerin günü, 24 saatten daha fazla süreden oluşuyor.
Biriyle tanışırken-kendimizi tanıtırken, röportaj yaparken sorulan klasik sorulardan biridir; boş zamanlarımızda yaptığımız işler. Verilen cevapların içinde mutlaka "kitap okurum" da vardır. Okumasak bile...
Sanırım biz buradan kaybediyoruz: Kitap okumayı boş zamanlarımızda yapacağımız bir iş olarak gördüğümüzden. Keşke okumanın dışında yaptığımız işleri boş zaman olarak görsek-görebilsek.
Yazımı ABD'li yazar-diplomat Benjamin Frankin'in bir sözüyle noktalamak istiyorum: "Bir ülkede okumaya karşı istek artmadıkça, gaflet ve gafletten doğacak felaket azalmaz."
Okumaya karşı olan isteğimizin artması temennisiyle.
Osman ÖMEREFENDİOĞLU
Türkçe öğretmeni olarak öğrencilerle yaptığımız yazılı anlatım çalışmalarında, konu seçimini kendilerine bıraktığımda yazmakta zorlandıklarını fark ettim. Ama "Gelin okuduğumuz bir kitap hakkında düşüncelerimizi yazalım." dediğimde yazacak çok şeyleri olduklarını gördüm. Demek ki yazmanın yolu okumaktan geçiyormuş.
Ben de üye olmak için yazı konusu düşünürken aklıma "okumak ve yazmak" geldi. Şu anda yazmakta zorlanıyorsam, yeterince okumadığım içindir sanıyorum. Üstelik bahanem de hazır: "Okumaya vakit mi var(!)?"
Millet olarak her şeye vakit bulduk da bir tek okumaya vakit bulamadık. Ya da çok okuyan milletlerin günü, 24 saatten daha fazla süreden oluşuyor.
Biriyle tanışırken-kendimizi tanıtırken, röportaj yaparken sorulan klasik sorulardan biridir; boş zamanlarımızda yaptığımız işler. Verilen cevapların içinde mutlaka "kitap okurum" da vardır. Okumasak bile...
Sanırım biz buradan kaybediyoruz: Kitap okumayı boş zamanlarımızda yapacağımız bir iş olarak gördüğümüzden. Keşke okumanın dışında yaptığımız işleri boş zaman olarak görsek-görebilsek.
Yazımı ABD'li yazar-diplomat Benjamin Frankin'in bir sözüyle noktalamak istiyorum: "Bir ülkede okumaya karşı istek artmadıkça, gaflet ve gafletten doğacak felaket azalmaz."
Okumaya karşı olan isteğimizin artması temennisiyle.
Osman ÖMEREFENDİOĞLU