- Kategori
- Felsefe
Olan, görünen ve bilgisi
Felsefede; ontoloji (varlıkbilim), fenomenoloji (görüngübilim) ve epistemoloji (bilgibilim) 3 temel disiplindir.
Gerçek dünyada da, olan, görünen ve bilgisi bambaşka şeyler olabilir. Örnekleyelim:
Denizde dalgalar gördüğümüzde, yer değiştirme aslında göründüğü gibi yatay değil, yatay ve döngüseldir, yani su kütlecikleri silindirler çizerler.
Biz bu dalga devinimini alır; onu ‘y = Sin (x)’ (Sinüzodial dalga) olarak denklemleriz. O zaman bu bir soyut bilgi olur.
Keza; neden-sonuç ilintilerine bakalım:
B olayı, A olayını zamansal olarak izlediğinde, ‘A B’nin nedenidir’ deriz. Ancak ardışık 2 olay arasında muhakkak neden-sonuç ilintisi bulunmaz. Bir neden-sonuç dizisi bize doğru yol alırken, önce sonucu, sonra nedeni algılayabiliriz. O zaman ters bir neden-sonuç ilintisi kurmaya kalkabiliriz.
Artı; heykeldeki boşluğun da biçim olarak algılanması gibi, varolmayan sanal / zahiri neden-sonuç ilintilerini gerçekmiş gibi algılarız.
Geleceğin varlığı, görüngüsü ve bilgisi, biraz ikilemseldir. Gelecek vardır ama aktuel olarak değil, potansiyel olarak. Görüngüleri vardır ve gelecekten şimdiye doğru işleyen ters bir neden-sonuç ilintisiyle. Bilgisi ise gelecekbilimdir.
İşte epistemoloji bize bunun için gereklidir. İnsanın neyi ve nasıl bileceğini çalışmak, bilgimizin asıl olayla / olguyla ilintili olmasını sağlar.