​ Olmayan demokrasinin denemesi... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '10

 
Kategori
Siyaset
 

Olmayan demokrasinin denemesi...

Olmayan demokrasinin denemesi...
 

Üç maymun oynayan demokrasimiz...


Ülkelerin belirlemiş olduğu rejimlerle yönetilmeleri ve bu rejime ait olguların içselleştirilmesi gerekmektedir. Üzerinde yaşadığımız ülkemizde mevcut anayasaya baktığımızda.

Anayasanın 4 Temel Kuralı

1- Türkiye devleti bir cumhuriyettir

2- Türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

3- Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı “istiklal marşı” dır.
Başkenti Ankara dır.

4- Anayasanın 1. maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2. maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3 ncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Şeklinde değiştirilemez kurallardan oluştuğunu görmekteyiz.

Anayasada atıfta bulunulan demokratik bir devlet; hangi anlama gelmektedir. Anlam bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde ülkemizdeki demokrasinin anlamı ile fikir yelpazesindeki anlamı bağdaşmakta mıdır?

Demokrasinin temel ilkeleri nedir?

Sacayağını oluşturan temel ilkeleri:

- Egemenliğin kullanılması

- Güçler ayrılığı

- Siyasal partiler ve seçimler

- Kamu özgürlükleri

1- Egemenliğin kullanılması

Devletin üstün emretme ayrıcalığı

2- Güçler ayrılığı

Yasama, yürütme ve yargı

3- Siyasal partiler ve seçimler

Halkın devleti yönetmesi için var olan araçlara parti, bu araçların belirlenmesine de seçim denir.

4- Kamu özgürlükleri

İnsan hakları

Egemenliğin kullanılması devletin var olduğu anlamını ortaya çıkarmaktadır. Bir başka devletin hegomanyası altında olan bir devletin bu gücünden söz etmek mümkün değildir. Baktığımızda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi devlet adına kendi kararlarının bağlayıcılığını vurgulamaktadır. Ab yaptırımlar ve gerekli talimatları vermektedir. Kendi içsel ve dışsallığında bağımlı ve emir alan bir devletin egemenliği kullandığını söylemek garip ve gülünçtür.

Sacayağının en önemlisi olan gücü elinde bulundurmanın mecburiyeti bizim devletimizde olmadığına göre devlet, devlet olmanın manasını yitirmiştir.

Demokrasinin sacayaklarına baktığımızda ve irdelediğimiz yaşadığımız ülkede ki demokrasinin fıdıl, kel ve topal olduğunu görmek mümkündür. Hangi kellik hangi fıdıllık v e hangi topallıklar vardır bizim demokrasimizde:

Hiçbir devlet organı kendisinden beklenen modu yakalayamamıştır. Özellikle son gelişen olayları irdelediğimizde güçler ayrılığına tabi olan bir katliam yaşanmıştır. Demokrasi sağırlaştırılmıştır. Daha önce yaşanan olaylarda bu örneklemeyi desteklemektedir. Halk tarafından seçilmiş bir hükümetin çıkarmış olduğu yasayı komik tutarsız ve gerekçesiz olarak iptal etmiştir. Şu anda ise baskılara boyun eğmiş elindeki gücü siyasal iktidara teslim etmiştir. Bu iki durumun vatandaşların yargıya güvenini kökten sonlandırmıştır. Adalet güçsüzün yanında olduğunda adildir. Güçlünün yanında bulunan adaletin adillik getiremeyeceğinden hiç kuşku yoktur. Ülkemizdeki siyasal partiler işlerine geldiklerinde yargıyı överken aynı siyasal parti söylemi tam tersine dönmektedir.

Güçler ayrılığı bu şekilde hakkın rahmetine ulaştır, demokrasimizin bir ayağı kırıktır.

Siyasal partiler araç olması gerekirken amaç olmuştur. Halka tabi olmak yerine halkı cahil, aptal, yerine koymakta hiçbir sakınca görmemektedirler. Baktığımızda Milletin vekilinin seçiminde partinin istediği hatta genel başkanın istediği kişiler Milletin vekili olmaktadır. Gerçekten uzak ve sorunları önemsemeyen sadece ellerini kaldırıp indiren vekillerim bulunmaktadır.

Araçların amaçların yerine geçtiği bir ülkede seçimin olması halkın o ülkeyi yönettiği manasına gelmemektedir. Yönetenler sadece elitlerdir. Elitliğin döngüsel olması gerekirken babadan oğla aktarılan bir kompozisyona bürünmesi; halkın içinden sadece halkın olacağı manasını taşımaktadır.

Yukarıda üç maddenin bulunmadığı bir devlette kamu özgürlüklerinden söz etmek cahilliktir.

Yaşadığımız devletin anayasasının ilk üç maddesi her şeklide değişmiştir. Bunu uygulamada gören ve algılayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, ilginç ve içler acısı olarak kanıksamıştır.

Bu anayasal bir suçtur. Bu suçu işleyenler belli iken bu suçu işleyenleri yargılayacaklar belli değildir.

Benim ülkemin demokrasisi kördür.

Benim ülkemin demokrasisi topaldır.

Benim ülkemin demokrasisi fıdıldır.

Benim ülkemin demokrasisi keldir.

Uygulanmayan ve olmayan bir şeyin anayasada olması gereksizdir. Referanduma demokrasinin kaldırılsın mı? Şeklinde bir madde de eklenmelidir.

 
Toplam blog
: 84
: 575
Kayıt tarihi
: 11.09.08
 
 

Yaşamak; herhangi bir amaç taşımadan sadece insan olmanın bilincine vararak yaşamak. Tek cümlelik..