- Kategori
- Psikoloji
Ölmek için çok gencim, yaşamak için çok yaşlı...

Bundan yıllar önceydi zaman geçtikçe dünyaya gelme zamanımın yaklaştığını hissediyordum ve bu benim korku kaynağım olmuştu çoğu zaman. Binbir kötülüğün hüküm sürdüğü, uçsuz bucaksız evrende çırılçıplak savaş açmam gerekebilirdi artık içinde yaşadığım su kütlesi değildi hayatımı sürdürmem gereken yer nice pisliğin yurdu, zehirin her şeklinin varlığını yaşattığı ortamdı yeni evim. Aslında bana soracak olsalar hiçde niyetim yoktu benim ama beni bekleyenlerin varlığından hep haberdardım özellikle yaşamam için gerekli olan tüm ihtiyaçlarımı karşılayan birinin olduğu duymuştum çoğu zaman.Benim için yaptığı fedakarlıkları hiçe sayamam tamam kabul ediyorum ama bu küçücük bedenimle her çirkinliğe karşı koymamı beklemesi de tamamen hataydı benim için.Orayı daha önce gören arkadaşlarımın anlattığına göre aslında benim düşündüğümden çok daha farklıydı dünyadaki yaşam.Ama her ne pahasına olursa olsun çıkmam gerektiğini bende biliyordum takvimler 1990'ı kasım ayının ortasına gelindiğinde artık içinde yaşadığım yer bana daha bir dar gelir oldu,daha önce hiç tanımadığım,sesini hiç duymadığım birinin bedeninden çıkıverdim dışarı.
Artık hayat benim öncesinden daha zor ama geçmişten daha anlamlıydı....
Ama sadece şunu hatırlıyorum kayde değer olarak dünyaya gittiğimde beni kimin koruyacağını sorduğumda bi melekten bahsetmişlerdi,bütün sorumluluğumun onda olduğunuda biliyordum,ismini sordum ama buna karşılık olarak bana verdikleri tek cevap benim ona anne diye hitap edeceğimdi.
Zaman git gide ilerledi,hayat bana beklemediğim anda kötü yüzünü hep gösterdi. İnsanların taktıkları maskelerin arkasındaki gerçek yüzü görebilmek için harcadığım zaman onların beni sırtımdam vurmak için harcadıkları çabayla eş değerdi. Sonra dünyadaki herkes gibi dünyavi güzelliklere,geçici heveslere kapılır oldum.Günübirlik yaşamaya,hakla haksızı karıştırmaya,kendimi bile unutmaya başladım.
Birgün arkama dönüp baktığımda öyle bir manzara gördüm ki hayatımı borçlu olduğum bir çift meleği bile silmiş hepsini hayatımın geri dönüşüm kutusundan bile silmişim. Onlara ulaşmanın imkansızlığını derinden hissettiğimde neleri kaybettiğimi çok iyi anlamıştım ama artık ne onlar vardı yanımda nede onların tanıdığı ben.....
İşte o anda hissettim ölümün soğuk tenimde bıraktığı etkiyi....
Hiçkimsenin cenazeme gelmediğini,ağlayan bir çift gözün bile olmadığını da hesaba katarsak hayatımın kocaman bir hiçten oluştuğunu farkettim, artık geri dönüşü olmayan bir yola doğru ilerliyordum ...
Herşey bitti derken yumuşacık bi sesle irkildim...
''Gülçin hadi kızım uyan!!!''
RÜYaymış benimkisi, ama kimbilir kimler gerçek hayatlarında yaşadılar bu rüyayı....
ÖLMEYİ ÖĞRNEDİĞİNDE YAŞAMAYI DA ÖĞRENİRSİN!!!