Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '09

 
Kategori
Şiir
 

Olsaydın...

Olsaydın...
 

OLSAYDIN...

Hazır, vapuru da
kaçırmışken iskelede,
şu yağmur ıslatırken beni


Sen de olsaydın...

Bir yıldırım düştüğünde
bana sokulup korksaydın.
Aslında korkmaz,
yanaşmak için fırsat kollardın.


Biliyormusun,
Şemsiyemi bile açmadım.
Hem zaten niye açayım
Şemsiyeyi sana tutar,
ben yine hep ıslanmazmıydım,

Sen de olsaydın..

Şimdi birazdan yine aynı
sokaklardan geçeceğim,
görürsem sevgilim söz
senin sevdiğin
o nankör kediyi
ilk kez seveceğim.
Sana mırıldar beni ise
tırmalardı biliyorsun,
eminim yine;
sevgimi belli etmediğimi ve
kedi’nin bunu hissettiğini
anlatırdın uzun uzun


Sen de olsaydın..

Yine ekmeğin bayatını
alıp gideceğim eve,
söylenmeni özledim be canım
bayat ekmeğe..

”Bir ekmek almayı bile
beceremiyorsun” deyişini,

"tamam kızma
şimdi yenisi alırım"
dediğimde
”Kıyamam sana” deyip
önüme geçişini.

Ama bu da iyice bayatmış he,
belki bu kez önüme geçmezdin

Sen de olsaydın.

Bu akşam canımda
yemek istemiyor zaten.
Senin yemek kitabına
ilişti gözüm,
Ben tatlıyı ne çok severdim,
ve Sen ne çok
tatlı tarifi toplardın,

Niye sanki
Niye,

O tatlının adını çizdin,
Alacaklıyım işte senden,
O tatlıyı bile
Yapmadan gittin

Olsun be canım,
Belki çıkar dışarda yerdik,

Sen de olsaydın

Şimdi Hatırlıyorum, Her akşam
perde kavgası yapardık.
“Olur olmaz sarılıyorsun,
dışardan görecekler”
“Kapa şu perdeyi” derdin,

Ben perdeyi kapatıp
arkama döndüğümde,
Sarılayım diye
Hemen ardımda beklerdin

Bir de, perdenin
yerinden çıkmış halkalarını
takmayı sevmezdim,
ama kurtuluş yoktu,
Kordun tabureyi önüme
ve
“Tırman bakalım derdin.”

Ben de her seferinde
Tabureden düşüyormuş gibi yapar
Seni kandırırdım,
Sanki tutabilecekmiş gibi
Sen de belime sarılırdın.

Birazdan bir tanem,
Yine perdeyi kapatacağım
ve sonra bir umut
yine ardıma bakacağım.

Sarılırmıydın hala,

Sen de olsaydın.


Televizyonu,
bir türlü paylaşamazdık,
Sen istediğin kanalı açar,
Kumandayı saklardın.
Ben
“Nerede bu kumanda” dediğimde
Bir de “Vallahi” ekleyip
“Bilmiyorum” der
sözde beni kandırırdın.

Ben de gönlün olsun diye,
Hep inanmış gibi yapardım.

Şimdi ise..
kumanda elimde, ama
senin sevdiğin kanalı izliyorum
Kimbilir nasıl sevinirdin,

Sen de olsaydın.

İşte yine
bir yatma zamanı,
Sen gittiğinden beri
hiç ellemedim inan
tuvalet masanı

Takıların, rujların, ojen
O komik
turuncu bigudilerin
ve
Saç fırçanda bir tanem
bir kaç tane saç telin

Oysa her gece sana
“Bir toka tak şu saçına
yüzüme değiyor” derdim

Tuvalet masanı
"hiç ellemedim"
dediğime bakma
yalan söyledim,

O çok sevdiğin
parfümün var ya,
işte onu arada sırada
senin mavi berene sıkıp
kokluyorum.

Beren, yastığının üstünde
uykuya ancak öyle
dalıyorum.

Takarmıydın, o Sen kokan
Mavi bereyi şimdi,

Sen de olsaydın.

Bir tanem,
Yarın sensiz ilk bayram sabahı.
Nasıl da didişirdik seninle,
her bayram
Önce “senin annene” gideceğiz,
Hayır “senin annene” diye.

Ama,
Yarın sabah
O gücü bulursam kendimde
Bu kez erkenden
İlk sana geleceğim.
Elimde bir buket çiçek ile

Sen sevmezdin
Öyle gülü , karanfili
Bir demet papatya bile
Mutlu ederdi seni.

Bu kez sen ne dersen de,
Kırmızı güller alacağım,
ve
Başucuna bırakırken sezsizce
Biliyorum yine ağlayacağım,

Eminim bir tanem,
O an dayanamaz,
yanağımı okşayarak
silerdin göz yaşlarımı

Ama o
baş ucuna diktiğimiz
adın yazılı
soğuk mermer,

Ah,
Bir bilsen,
Sensiz artık
nasıl karanlık
her yer.

Keşke, Sen de olsaydın....

Muzaffer Alper

 
Toplam blog
: 63
: 4513
Kayıt tarihi
: 28.09.07
 
 

Fotoğraf sanatı, çevre ve siyaset, özel uğraşlarımdır. Manifestom'da sadece iki madde vardır, bir..