- Kategori
- Siyaset
DSP İstanbul adayı "Hitler" olsun

DSP ne yapıyor?
Anlayan varsa izah edebilir mi?
Bir siyasi partinin olmazsa olmazları nelerdir?
İlkeler?
Doktrin?
Felsefe?
Parti programı?
Siyasi özgeçmiş?
Seçmen gözünde misyon?
Bütün bunlar nedir, bir çırpıda feda edilebilecek olgular mıdır?
Her şey daha çok oy almak uğruna mı yapılmalıdır.
Bir kaç tane fazla oy almak uğruna çok kıymetli olması gereken kırmızı çizgiler ihlal edilebilir mi?
Üstelik gösterilen aday hangi belediyecilik başarısı sebebi ile seçilmiştir? Böyle bir durumda yoktur, 25 yıldır elinde gösterip durduğu bir boğaz geçiş projesi resmi ile aday olmadığı parti kalmamış sağ görüşlü birinden medet ummak çok zavallı bir düşüncedir.
Üstelik söz konusu aday daha 3 gün öncesine kadar İzmir'den AKP adayı olmaya çalışmakta ve elinde körfez geçiş projesi resmi ile basına boy boy poz vermekte ise bu DSP'nin içinde bulunduğu durumu dahada trajikomik hale getirmekte değil midir?
DSP içerisinde uzun yıllar görev yapmış halende yapmakta olan biri olarak bunun sebebini ben çok iyi biliyor ve kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.
Sn.Zeki Sezer'in başarısız olduğu yolundaki parti içindeki suçlamalara karşı çıkabilmek için partinin oylarını artırabilmek gibi bir sıkıntısı vardır.
Sn.Sezer bu sebepten dolayı daha fazla oy alabilecek herkesi orada burada aday göstermektedir.
Sn.Mustafa Sarıgül, Sn.Ahmet Bahadırlı, Sn.Vefik Alp bunların içinde en göze batan örneklerdir.
Parti programı, partinin Ecevit tarafından belirlenmiş temel felsefesi ve parti içindeki tüm direnç noktaları sırf üç beş oy fazla alabilmek ve ...
"Bakın ben partinin oylarını yükselttim" diyebilmek için ayaklar altına alınmaktadır.
DSP'nin içine düştüğü bu yönetim zaafiyetinden ve politika üretme konusundaki başarısızlığından ise Sn.Rahşan Ecevit'in hiç şikayet etmeye hakkı yoktur.
Çünkü Ecevitler Genel Başkanlığa başkasını önermişler de, teşkilat onlara rağmen Sn.Zeki Sezer'i Genel Başkan seçmiş değildir. Parti tabanı önüne sizin genel başkanınız bu olacaktır diye Sn.Zeki Sezer'i koyan bizzat kendileridir.
Oysa,
Rahmetli Ecevit'i sadece bir Genel Başkan değil aynı zamanda "LİDER" yapan en önemli olgu, zamanında CHP yönetiminin kendisine altın tepside sunulmayıp bizzat İsmet İnönü gibi bir koca çınara karşı verdiği liderlik mücadelesidir.
Bu mücadele, liderliğin olmazsa olmaz altın kuralıdır.
Oysa Sn.Zeki Sezer için böyle bir liderlik mücadelesi ve rüşt ispatı söz konusu değildir.
Uğradığı başarısızlıkta bunun da rolü vardır ve Ecevitler bu durumdan sorumluluk sahibidir.
Üstelik Parti genel başkanlığı Sn.Zeki Sezer'e bir mizansen kurultayla devir teslim yapılırken, aynı zamanda akıl almaz bir garabete imza atılmış ve Genel Başkanlığa Sn.Zeki Sezer getirilirken, solun birleştirici lideri olarak ise Ecevit tarafından Sn.Yılmaz Büyükerşen önerilmiştir.
Bu iki başlılık daha işin başında çocuğun ölü doğmasına yol açan ayrı bir stratejik hata olmuştur.
Liderlik vasıfları olup olmadığı test edilmemiş kadroların Genel Merkeze çöreklenmesinin önünü açanlar şimdi boş yere feryat edip durmaktadırlar ya her anlamda hayal kırıklığına uğrayan teşkilat kime feryat edecektir.
İşte o kadrolar partiyi ancak bu kadar yönetebilecektir ve yönetmektedir.
En geç iki yıl sonra Parti kasası boşaldığında ise, bu gün gitmemekte direnenler alay eder gibi kenara çekilecekler ve pişkince buyrun sizi görelim diyeceklerdir. Hatta daha da acısı belkide solda birlik konusunda hidayete erecekler ve DSP' yi kendi yandaşları bir kaç kişinin milletvekili yapılması koşulu ile CHP'ye yamayacaklar ve koskoca bir mirası üç beş kişinin birkaç yıllık siyasi ikbali uğruna yok edeceklerdir.
Şimdi ise;
Bence İstanbul adayımız HİTLER olsun daha çok oy alır..
Hatta HİTLER genel başkan olsun, İstanbula GÖBELS'i aday göstersinler.
İkiside has solcudur, en az Sn.Zeki Sezer kadar Ecevitin ışığında aydınlanmışlardır.
Muzaffer Alper
DSP İstanbul İl Yön.Kurulu Üyesi