- Kategori
- Güncel
Ölü sayısını söylemeye dilim varmıyor

İstanbul Valimiz Sayın H.Avni Mutlu bugünkü Milliyet Gazetesinin haberine göre böyle söylemiş.
Başka tarihli gazetelerde ve görsel medyada, başka devlet yetkilileri ya da son zamanlarda iyice ünlenen deprem profösörleri benzer açıklamalarda bulunuyorlar.
Allaha şükür deprem konusunda, şehircilik konusunda, ilk yardım konusunda, belediyecilik konusunda, hemen her gün çok şey konuşulup söyleniyor...
Kentsel dönüşüm, rant kavgası ve halkın bilinçsizliği konularıyla ilgili çok şey konuşulup söyleniyor...
Çözümle ilgili devlet kademelerinde görev yapan ve akademik olarak bu konuların eğitimini almış akademisyenler çok güzel ve eksiksiz konuşuyor, çözümler üretiyorlar. Bir vatandaş olarak onları dinlerken mutlu oluyorum ve umutlanıyorum. İçimde adetâ güller açıyor. Vatandaşta güven duygusu oluşuyor.
Yıllardır biz bunları dinliyoruz. İcraâta bakıyoruz geçen yıllara göre fazla da değişen bir şey yok...
Yaşamanın oldukça zor olduğu bu mega kentte ( elektirik,doğalgaz, su, ulaşım ve belediye vergilerinin daha pahalı olduğu ) yaşamak hiç de kolay bir şey değil.
Daha pahalı ve daha stresli yaşanan bu kentte, memurunun, çalışanının cebinden daha çok para çıkıyor.
Geçim sıkıntısını en ağır hisseden İstanbullunun deprem tehlikesiyle başbaşa bırakılıyor olması da daha bir acı...
Acilen evlerin bedelsiz deprem raporunun devlet tarafından çıkartılması gerekiyor. Milyonlarca İstanbullu nasıl bir zeminde ve konutta ikâmet ettiğini bilmeden yaşıyor.
Acilen tüm konutların devlet tarafından bedelsiz raporlandırılması gerekiyor. Çıkacak raporun sonucuna göre devletin ve vatandaşın üzerine düşen vazifeleri yerine getirmesi gerekiyor...
Her gün depremle ilgili açıklamalarda bulunuluyor, her konuşan kendini haklı çıkarırcasına deyim yerindeyse kehanetlerde bulunuyor.
Ortada bir gerçek var, koskoca acı bir gerçek...
Vatandaş olarak bekliyoruz, çok da bilinçsiz değiliz, çaresiziz ve ne yapacağımızı bilemez bir durumdayız..
İşimizi, ekmeğimizi bırakıp gidemiyoruz. İkna olduğumuz konuda makûl olmayı da bilebilen bir milletiz.
Televizyonlarda, gazetelerde moral bozucu uyarılar, depremle ilgili dehşet açıklamalar, varsayımlar, olabilecekler, ölebilecekler, yaralanıp sakat kalabilecekler açıklanıp duruyor...
Tüm bunlar bizi kokutuyor, moralsizleştiriyor, umutsuzlaştırıyor, çaresizleştiriyor...
Çocuklarımız panik-atak ve ürkek büyüyor..
İnsanların demeçlere, açıklamalara, fayların kaç km olduğuna, neresinde kırılmalar olabileceğine, yıkımın kaç şiddetinde olacağına, felaketin boyutuna, dehşete vs. Tekrar tekrar dinlemesine izlemesine gerek yok. Sorun üretmeye değil, çözüme ihtiyacımız var. Bu tekrarlara insan beyni bir süre sonra alışıyor. Ciddiyeti kalmıyor. Nasıl ki gözle görülür radikal çözümler alınmaya ve uygulamaya geçer o zaman deprem ciddiye alınır.
İstanbul' un çok çok acil ve hızlı, çıkar ve kâr gözetmeksizin, acil çözümlere ihtiyacı var.
Kim nerede ne zaman, nasıl depreme yakalanacağını bilebilir...