- Kategori
- Anılar
Ölüm Denen Kader, Bu Olsa Gerek

Sene 1980 ler…
İzmir’deki çalıştığım iş yerinde her sene temmuz ayında tüm fabrika tatile çıkardık.
Ve biz çalışanların bir kısmı on onbeş aile Datça yolu üzerinde Çubucak Orman Kampına çadırlı tatile giderdik.
Karşımızda Selimiye…
Bulunduğumuz orman kampının yanıbaşında Değirmenyanı köyü vardı, o zamanlar oradan Selimiyeye kadar olan yol çok bozuk olduğundan pek o tarafa otomobillerle gidemezdik.
Bütün tatilimizi güzelim çam ormanı altında cırcır böceği sesleri, sincapların koşuşturmasını seyrederek ve meraklı olanlar uzunca bir süre balık tutarak geçirir, akşamları şarkı türkü eşliğinde eğlenirdik.
İşte böyle bir gece yarısı canhıraş bir feryatla kamp sakinleri olarak hepimiz irkildik…
Saat gecenin bir sıraları birkaç çadır ötemizden “ Allahhhh, Allahhhh…” diye bir ses ki ortalığı inletiyor…
Biraz sonra anladık ki bir yaşlı kamp sakini adam kalp krizi geçiriyor.
Kampta her sınıftan insan var. İşçisi, memuru, hemşire, doktor, hatta profösörler. Yurt dışından bir o kadar.
Hemen doktor ve hemşire olan kamp sakinleri müdehale ettiler, bir süre uğraştan sonra maalesef adam öldü…
Hepmiz tühhh dedik, adamın şansına bak, ıssız bir yerde kasaba ve şehre uzak, şayet hastaneye yetiştirilseydi kurtulurdu diye konuştuk…
Gel zaman git zaman birkaç sene sonra o zamanki adıyla İzmir Efes otelinde bir arkadaşla oturuyoruz.
Bir anda otelin koridorlarında aşırı bir koşuşturmaca telaşlı gidip gelmeler biraz sonra anladık ki otelde kalan hükümetin önemli bir bakanı kalp krizi geçiriyormuş.
Birden otelin içinde bir sürü doktor hemşire belirdi sedye oksijen tüpleri müdahale en kısa zamanda hastaneye yetiştirdiler…
Duyduk ki o bakan da ölmüş…
O zaman kendi kendime ( Bu kendi kendim her halde o zamandan kalma) dedim ki!..
Nerede olursan ol.
Kader bu olsa gerek…
Şahin Özşahin