​ Ölüm hepimize erişiyor / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '09

 
Kategori
Deneme
 

Ölüm hepimize erişiyor

Gece vaktidir. Şehrin ışıklarını söndürüp huzurlu bir eş gibi beni bekleyen evime geldim. Hesap soran yok. Yemediğim haltları karıştırmaklığımı iddia eden de. Koltuktan bozma yatağım bir köşede sırasını bekliyor. Odam aynı dört duvar. Her zaman sırdaşım; akan kanı da kahkahayı da açık etmez. Az ötede kombinin tıkırtısı. Kimbilir ne kadar olur bu ayki fatura? Doğalgaz aldı başını gidiyor..
Nedense pek bir üşengecim bu gece. Üstüm başımla çöktüm masanın başına.Bir kadeh kırmızı. Ağzımda az önce söndürdürğüm puronun kokusu. Sevgilim yok ya yanımda, ne bulduysam yedim. Canıma değsin..
Bir konserde buldum kendimi akşam. Yarı aç, yarı tok. Tıklım tıklım doluydu salon. Keman her zaman en güzelini anlatır öykülerin. Bir de yanımdaki İstanbul Hanımefendisi ile felsefe yaptık biraz. Değmeyin keyfime.
"Neyi yazsam, kime dokunsam?" derken "Amaan, derdine bak." dedi içimdeki umarsız adam. Otur kendini yaz. Yaşamı, kuşların sabahladığı kuytuları . Hayatın tuhaflığını, o kocaman yüreklerimizle ite kaka götürmeye çalıştığımız dünyaya karşı aczimizi yaz. Sevgili arkadaşımın babası bugün gözlerini kapatırken dünyaya, ardında bıraktığı taifenin acısını. "Ölüm hepimize erişiyor, başın sağolsun" diye yazmıştım masanın üzerine bıraktığım kırmızı karanfile iliştirdiğim notta. Ölüme üzülmek midir umulan bizden, yaşıyor kaldığımıza sevinmek mi? Bir büyüğümüzün sırasını savdığını görmek içitimizi acıtır. Değil mi? Peki ne zaman sıra bize gelir? Hayatın yüzünü eskitebilir miyiz son vakte kadar? Ya da gözümüz arkada mı gideceğiz birçokları gibi? Bir bilinmezdir ölüm. Kimi için hayatın, mutluluğun, hazzın sonu; kimi için acıların.
Ama ölümü tadıp ta "kötüdür" diyenini duymadım. Doğmamak elimizde değil elbet ama ölümün kaptanı kendimiz oluveriyoruz bazen. Elbette yaşamak güzel! Nazım'ın dediği gibi:" Bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine!". Ya da yaşadınmı, tutkulu bir aşkı yüreğinde güm güm hissederek, sevgilini öpülmekten nefessiz bırakarak, kolların uyuşsa da sabaha dek sarılarak yaşayacaksın. Ölüm geldiğinde bütün hırslarından arınmış ve kaybetmeye hazır bulmalı seni. Kendine can veren ağaca şükran duygularıyla toprağa süzülen bir kuru yaprak gibi olmalı gidişin. Sessiz ve huzur içinde. Güzellikler yaratarak. Sırası geldiğinde ölüm de güzeldir elbet. Kim demiş "Öldüm, pişmanım" diye...

 
Toplam blog
: 68
: 644
Kayıt tarihi
: 17.11.08
 
 

1964 İstanbul doğumluyum. Bekarım. Çocuk hastalıkları uzmanıyım. Halkla İlişkiler ön lisans ve İk..