Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
182
 

Ölümden çok ama çok korkuyorum

Bu sıralar eş- dost, hısım- akraba derken birçok ölümcül hastalık ve ölüm olayı kol geziyor. Onları yitirmek veya yitirme korkusu beni çok etkiliyor. Tabii, ucu dönüp dolaşıp yine kendime geliyor. Acı çekmekten artık yoruldum. Bu yorgunlukla bir yanım ölümü özlerken, bir yanım ölümden korkuyor. Hepimizin zaman zaman temas ettiği bir paradoks anlayacağınız. Hepiniz derken birden genellemeye girdim. Geri alıyorum; “ temas edenlerin “ olduğuna inanıyorum demek daha anlamlı olacak sanırım. Çünkü buna inanmazsam da ben yazmaya gerek duymayacağım ve bu da beni iyice izolasyona sokacak. İşte, o ruhsal ölüm hepsinden beter.

O yüzden biraz yakınmalarıma katlanmak zorunda kalacaksınız. Öylesine zincirleme bir reaksiyon ki ayrıntılara girmek zorundayım. Bağışlayın biraz kafanızı ağrıtacağım anlayacağınız.

Bayramda annemi ziyarete giderken kendime bayram hediyesi olarak şort tulum pijama aldım. Uzun süredir arıyordum zar zor son kalan bir taneyi almak nasip oldu. Üstelik leopar desenli. Bir taşla iki kuş vurdum böylece. Çünkü özellikle şort tulum aramam çocukluğuma özlemdi ( annem uykuda belim açıkta kalmasın diye güzel güzel, üstelik yumuşacık kumaşlardan şort tulumlar dikerdi bana ) diğeri ise barışmaya çalıştığım kadınlığımdı.

Uzatmayalım; ben bu tulumu bayram günü evin içinde, bahçede de giyip dolaşmaya başlayınca annem başladı benimle çatışmaya. Hatta terden göğsünde bir renk değişmesi oldu tulumun; onu bahane ederek “ sütü akmış kadınlar gibi ortalıkta dolaşma, çok çirkin görünüyor “ dedi. Alınganlık yaşadım. Neyse çıkarıp yıkadım. Tamamen renkler birbirine karıştı ve ancak artık yatakta giyilebilecek hale geldi.

Evime döndüm ve kafamdan geçen bir sürü olumsuz düşünceye rağmen o tulumu giydim. Aman Tanrım! Bütün vücudum simsiyah oldu. Telaşla banyoya girdim. Banyoda vücudumun nerdeyse derisini yüzecektim, zor çıkardım boyaları. Hatta baktım canım yanıyor, görünmeyecek bölgeleri daha sonraya bıraktım. Fırladım, o kızgınlıkla tulumu aldığım yere.

Orada da “ yok daha önce böyle bir şey yaşamadık “ tan tutun da “ ürünü firmaya göndermemiz gerekir “ gibi mazeretler beni iyice çıldırttı. Tehditler savurarak ayrıldım dükkândan.

Biraz sakinleşip kendi tarafıma bakmam gerektiğine inandım. Ben böyle durumlarda ancak yazarak veya birileriyle paylaşırken kendi tarafımı daha rahat görüyorum. Öyle de yaptım. Paylaştım yazdım ve nihayet duygularıma temas edebildim.

 Korkmuştum. Hem de çok. Kanser hastası olan benim yaşımda birinci derece akrabamın kemoterapiye başladığını duymuştum ve bilinçaltım boyalı maddelerin kansorejen madde olduğu ile ilgili paniği yaşatmıştı bana. Ayrıca annemle çatıştım, açık saçık giyimdim ve “ cezalandırıcı Tanrı “ şimdi beni cezalandıracak gibi hastalıklı bir duygu da bu paniği tetiklemiş. Altında yatan da tabii, ölüm korkusu.

Benim bunlara temas etmem birkaç günümü aldı. Sakinleşince çözüm kısmına geçebildim. Tulumu geri götürdüm ve aşırı tepkim için özür diledim. Duygularımı paylaştım, sizlerle paylaştığım kadar ayrıntılı olmasa da temel duygumu paylaştım. Onlarda anlayışlı davrandı ve beni zora koşmadan paramı geri verdiler. İşte, aslında bu kadar basit sorunları çözümlemek kendi tarafında kaldığın sürece. Basit ama kolay değil henüz benim için. Her gün kolaylaşması en büyük dileğim.

hssensoz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Devam Bu dünya sınama dünyası gerçek yaşam orada. Önemli ola sınavı doğru vermek için gayret sarf etmekte. Tövbe kapısı açık kimse için geç değil. Önemli olan o bir adımı atmak. Sonrası zaten akar gider. Bir su misali. Saygılar...

hssensoz 
 18.08.2013 20:56
Cevap :
katkılarınız için teşekkürler. Saygılar...  21.08.2013 19:44
 

Başlığı görünce bir solukta okudum. Yorumlanacak o kadar çok konu buldum ki,sırayla başlayalım. Önce maalesef birçok sektörde özellikle Çin kaynaklı tekstil ürünlerinde maliyet düşük olması için kanserojen maddeler kullanıyorlar. Bu konuda dikkatli olmak gerek. Ayrıca bir sözü hatırlatmak isterim. Mehmet Akif Ersoy yıllar önce söylediği "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" sözünü unuttuk. Bu söz gerçeğin ta kendisi. Teknoloji olumlu gibi gözükse de insanlıktan akıp götürdükleri çok fazla. Cep telefonları ayrılmaz parçamız. Fakat beyin tümörlerinde etkili kulaklık kullanmak ekiyor. Yediklerimiz, içtiklerimiz maalesef katkılı. Gelelim ölüm konusuna " her canlı er geç ölümü tadacaktır" Ölümle çok karşılaştığımız için bize oldukça doğal geliyor. Doğum ne kadar doğalsa ölümde o kadar doğal. Ölümü Mevlanan'ın dediği gibi "ölümüm benim düğünümdür" diyor. Anlamaktan güçlük çekerim neden insanlar " yaradan Allah'ın katına çıkmaktan korkarlar". Devam..

hssensoz 
 18.08.2013 20:53
Cevap :
katkılarınız için teşekkürler. Saygılar...  21.08.2013 19:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 423
Toplam yorum
: 72
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 183
Kayıt tarihi
: 10.10.11
 
 

İkbal Özlen DİNÇERLER. 14.02.1960 doğumlu. izmir Kız Lisesi Edebiyat Bölümünü okudu. Buca Eğitim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster