- Kategori
- Aşk - Evlilik
Ölümsüz Aşk
Bir sabah uyandığımda yanımda göremedim seni. Oysa her sabah kalktığımda yanıbaşımda görürdüm seni.
Fakat şimdi göremiyorum. Acaba neden? Ne oldu da göremedim seni. Nereye
gitmiştin? Dışarıya mı? Ya da markete mi? Yoksa hayatımdan mı gitmiştin?
Hangisi?
Düşünüyorum sadece. Çıkıp arasam mı acaba? Arasam da nerede
bulabilirim. Neden böyle oldu, birden kayboldun. Sebebi neydi? Yatak odasında
otururken, bir yandan da elimde telefon seni arıyorum. Ama cevap vermiyorsun.
Gittikçe korkmaya başladım. Artık daha fazla bekleyemezdim. Elbiselerimi apar
topar giyinerek hızlıca çıktım evden ve aramaya koyuldum. Her yere bakıyorum,
bakmadığım yer kalmadı. Fakat bulamıyorum seni bir türlü. Sanki yer yarıldı da
içine girdin. Hiçbir yerde yoksun. Aramamın takibinde, bir yandan da telefonla
ulaşmaya çalışıyordum sana. Aramaktan vazgeçmeyeceğim, her yere bakacağım.
O sıra bir mesaj gelmişti telefonuma, heyecanla açtım. Ve okumaya başladım. “
Biliyorum, sabah kalktığında yanı başında bulamadın beni. Şimdi soracak olursan neredesin diye. Sorma. Söylemeyeceğim çünkü. Artık buraya kadar, bitti herşey. Şu anda mesajı okuyorken ben çok uzaklarda olacağım. Bu sana son mesajım. Artık hayatında yokum. Sende unut beni, hiç yokmuşum gibi devam et hayatına. Bir de aramaya çalışma sakın. Hoşça kal.”
Mesajın son satırlarını okuduğumda gözyaşlarımı daha fazla tutamadım. Yağmur damlası gibi akıyorlardı.
Belki de hayatımın dönüm noktasıydı, yıkılmıştım. Yoktun artık hayatımda. Oysa
deliler gibi seviyorum seni. Sanki dünyam yıkılmıştı başıma. Ayakta zor
duruyordum. Artık yoktu hayatımda, yaşama sebebim olan “ Kadın “ Kim bilir
neredeydin. Nasılsın acaba. Neden böyle bir şey oldu. Akşam olmuştu eve
gelmişim, ama nasıl geldiğimi bile hatırlamıyorum. Geçireceğim sensiz ilk
gecemdi. Çok yalnızdım. Sabaha kadar uyku tutmamıştı. Sabah olmuş hiç farkında
olmadan. Sabahın ilk ışıkları odamı aydınlatıyordu. Birden telefonum çaldı.
Arayan annesi idi. Şaşkınlıkla açmıştım telefonu. Efendim Anne. Oğlum;
Söylemeye dilim varmıyor fakat Aslı’yı kaybettik oğlum. Nasıl, ne diyorsunuz
anne. Hayır, olamaz böyle bir şey inanmıyorum. Evet, oğlum acı gerçek maalesef
kaybettik. Asıl şimdi yıkılmıştı dünya başıma. Asıl şimdi bütün acılarımı
yaşıyordum. İçim acıyordu, sanki parçalanırcasına. Dizlerimin üstüne çöktüm.
Demek bu yüzdendi ayrılma sebebi, o yüzden çok uzaklarda olacağım dedi. Annem
sesleniyordu; Efe, Efe, Efe. Nasıl oldu anne, nasıl ölür Aslı. Hiçbir şeyi
yoktu oysa. Aslı kanserdi oğlum. Ne, kanser mi? Nasıl olur anne. Nasıl saklar
benden kanser olduğunu. Siz neden söylemediniz, neden sakladınız. Aslı
istemiyordu söylememizi, kimse bilsin istemedi. Korkuyordu, bırakıp gidersin
diye. Söyleyemedi. Ah anne. Ben onu ne pahasına olursa olsun bırakamam. Benim
yaşam kaynağımdı, nasıl bırakabilirim. Birlikte savaş verirdik kanser lanetiyle. Artık yok hayatımda anne. Ben ne yaparım onsuz. Anne.
Efendim oğlum. Hakkını helal et anne. Aslı’mın yanına gidiyorum. Sizden tek isteğim, karımın yanına gömün beni. Elveda Anne.
Samet Erkin