​ Ölümün 'Dayanılmaz' Derinliği / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ölümün 'Dayanılmaz' Derinliği

Ölümün 'Dayanılmaz' Derinliği
 

Sizden ricam, bu yazıyı okurken Cat Power – I Found a Reason parçasını dinlemeniz. Çünkü bu yazı, bu şarkı eşliğinde yazılacak. Zamanı yakalamak için size yardımcı olacağım.  

http://www.youtube.com/watch?v=_7OuHU8U-1E 

Evet… Sessizlik ve çaresiz özlem, ‘ÖLÜM’!  

Ölümün klasik dileklerinden bahsetmeyeceğim, hepimiz biliyoruz zaten… Ölüm öncesi paha biçilemez süreç, benim değinmek istedim nokta.  

Hepimizin sevdikleri var, eş – dost – arkadaş ve tabi ki aile…  

Birlikteyiz, yanımızdalar. O kadar iç içeyizdir ki, hiç gitmeyeceklermiş hissi yaşar içimizde. Bazen, aklımıza bile gelmezler, nasılsa yaşıyorlar ve hep yaşayacaklar ya… Elbet, anarız birbirimizi bir gün…  

Hele ki bir de mesafeler varsa arada, büsbütün bi’ ‘geri plandalık’ çöker zihnimize o kişi/kişiler için. Yanındaki ile anmaz hale gelirsin, uzakta kalanı. Aklın ve kalbin yanındakilerle, gündelik hayat yoğunluğu ile o kadar doludur ki, varlığını bile unutursun ‘O’ nun; nefes aldığını da… Ne acı bir durum, değil mi?  

Neden mi? ‘O’ nefes alırken unutulmuşluk unutulanın acısıdır; ‘O’ nefes almazken unutmuşluk, unutanın…  

Zaman geçer. Unutulanın, senin aklındaki yerinin üstü iyice örtülmüştür. Nerdedir, ne yapıyordur şimdi? Umrunda bile değildir. Aslında, umrundadır da… Neyse işte…  

Ve… Gün gelir, artık uzaktaki ‘O’ nefes almaz… Ruhu meleklerin yanındaki yerini alır. Yani, gider ‘temelli’…  

Haberini alırsınız. ‘O öldü’, derler. İnanamazsın! Aklın durur, kalp atışın hızlanır. Gidene ölümü yakıştıramazsın. Ruhun ve kalbin, ‘o ölemez’, der. İdrak edemezsin, belli bir süre… Nasıl? Ne zaman?, dersin yaşarken çok ilgiliymiş gibi… Utanmadan!!!  

Neden?!?!, dersin. Niye ‘O’?!?!, dersin… O kadar çok cümle sıralanır ki zihninde, haykırmak ve isyan etmek için! Belki de, hissettiğin suçluluğu bastırmak istiyorsundur ama… Yok… Gitmez içinden, hafiflemez ağırlığın…  

Ertesi gün olur ve sonraki günler… Çöker iyice ‘ölüm gerçekliği’ kalbine, zihnine, ruhuna… ‘Keşkeler’den gözüne uyku girmez. Sık aralıklarla ağlarsın. Ne kadar gözyaşı akıtırsan akıt, dindirmez içinin acısını… Dakikaların gideni anmakla geçer. Her cümlenin sonuna, gözyaşı ile nokta konur. Her şeyden nefret edersin. Onun yanındakilerden, yaptıklarından, uzaklaşmalarından, onu unutmana neden olan yaşam düzeninden, sevdiklerinden bile… Aslında tek suçlu ‘sensin’dir; hem suçlusundur, hem suç ortağı...  

Sarılmak istersin, sıcaklığını hissetmek istersin… Sevgini haykırmak istersin, defalarca… Onunla gözlerini yummayı ve uyanmamayı dilersin, o derin uykudan… Rüyanda görmek için uyumak istersin, söyleyemediklerini söylemek için rüyada da olsa bi’ şans dilersin. Ruhuyla konuşursun, gökyüzüne bakarak… Resimleri düşmez elinden… Çekilen zamana gidersin, gözlerini yumarak… Yüzünde bi’ tebessüm oluşur, anlık. O anda kalmak istersin. Gitmek istemezsin yanından. Ruhun dua eder, her şeyini vermek istersin zamanın durması için… Sonra, gözlerini açtığında ‘ölüm’le karlaşırsın. Gözyaşların dayanamaz bu tükenmişliğe ve akar gözlerinden… Durmadan…  

‘O’ nun son nefesinde yanında olmak için ‘son nefesini’ vermeye hazırsındır. Sana derler ki, ‘kimseyi tanımıyordu zaten.’ Olsun, dersin… Ben ‘O’nu tanıyordum, yanında olsaydım… Sarsaydım… Kulağına fısıldasaydım, sevgimi… N’olurdu ki…  

Ruhu(n) sana hesap sorar, haklı olarak… Aklın nerdeydi?!?!  

Bi’ sessizlik, çaresizlik alır kalbini. Derin bi’ acıdır ruhunu yakalayan, katlanamazsın kimi zaman… ‘O’ nun ruhuna dokunmak istersin, unutulmuşluğunu unutturmak… Acısını almak… Hatta hayatını vermek istersin, kendini affettirmek için…  

Teselli cümleleri kurarlar, ‘O’nun ardından. Sen de tekrarlarsın içinden, acını dindirmek; sonsuz ‘keşkeler’ in sayısını azaltmak için… Ama, kendini kandırmaktan öteye geçemezsin. Kalbin ve ruhun her şeyin farkındadır. Aklın konuşmuştur onlarla, anlatmıştır acı gerçeği… Anlayacağın her şey için ‘ÇOK GEÇ’tir, artık…  

‘ÖLÜM’, çaresizliktir. Telafisi olmayandır. Her şeyin anlamını yitirdiği tek noktadır.  

~  

Yeni bir gün doğdu, satırlarla birlikte…  

~  

Diyeceğim o ki...  

Unutmamalı, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi!  

Sevdiğimizi söylemekten kaçınmayalım. Eksilmeyiz… Ama ‘giden’ eksik gider. Ardımızda bıraktığımız solgun bir ruh, bizi güçlü kılmaz. İçimizin acısı son nefesimize kadar bizimle kalır.  

Uzakmış – yakınmış, fark etmez… Yeter ki, yaşıyor olsun! Aynı havayı soluyoruz, hala; aynı gökyüzüne bakıyoruz… ‘Aynı dünya’yı paylaşıyoruz! Bundan daha güzel ne olabilir ki…  

Kırılmışız ya da kırmışız, ne önemi var ki… Atmadığımız adımların pişmanlığı içimizi sarmasın. Dillendirmediğimiz sevgimiz, ‘O’ nun yokluğuyla boğazımızda düğümlenmesin. İçimizde patlamasın biriken güzellikler, paylaşılmadığı için… Sarılalım, öpelim onları; dokunalım sevdiklerimize. Nasıl hissettirebiliyorsak; içimizden ne geçiyorsa, gösterelim sevgimizi… ‘Son kez olabilir’ bilinciyle! Hayatımızdaki yerlerinin ‘paha biçilemez’ olduğunu hissettirelim. Ne olursa olsun!  

Tek bir cümle bile yeter, ruhlarını mutlu kılmaya; unutulmuşluk hissini unutturmaya…  

‘Hatırlanmak’ mutlu bi’ gidiştir, ‘giden’ için. 

Yoklukları ile yoksullaşacağımız sevdiklerimizi, sevgimizden yoksun bırakmayalım. 

~  

Son olarak;  

Sevgili dostum, arkadaşım, kardeşim, her şeyim…  

Ruhun beni duyuyorsa – dilerim duyuyordur – bil ki, seni çok özledim. Seni çok seviyorum ve son nefesimi verene kadar sevgimi söyleyeceğim ruhuna. Küskünsün(dür) bana, biliyorum. Hissedebiliyorum… Giderken, sarılmadım sana… ‘Son kez’ olacakmış, meğerse. Sıcaklığını, son kez hissedebilecekmişim. Son şansımmış, kulağına seni ne kadar çok sevdiğimi fısıldamak için…  

Yerin doldurulamaz. Acın, tarifsiz… Ruhumun ve kalbimin bi’ yanı eksik artık, sensiz!  

Af dilemeye yüzüm yok! Ama biliyorum ki o güzel ruhun, bana hiçbir zaman kin beslemez. Sadece sevgiye yer vardı, kalbinde. Sonsuz ve karşılıksız sevdin!  

Çoook sevildiğini bilemeden, hissedemeden gittin! Tarifsiz üzüntü(n) içerisindeyim.  

Özür dilerim…  

 

Başak GÜZEL  

 
Toplam blog
: 51
: 488
Kayıt tarihi
: 12.07.11
 
 

Yazan & Okuyan & Sorgulayan   Burç : Başak Yükselen burç : Koç İlk nefes: 22 Eylül 1983, Perşembe..