- Kategori
- Anılar
Ölümünün 6.yılı, hüznün hala devam ediyor...

Felahiyede; Gündüzün yorgunluğu kararmaya başlayınca, gece renk cümbüşüne bürünerek, karanlığı ayakta tutmaya çalışıyor. Ufku aydınlatan ışıklar, ayrı bir düş cemberini oluştururken gönüle hüzün ve ayrılık çöker. Ay ışığı, eşlik eder hüzne aheste aheste. Ay ışığı, hüznün yolunu açarken gönül bir hüzünden , bir hüzne geçer durur. Taki, gönül karanlıktan kurtuluncaya dek. Gün , aydınlık yüzünü gösterirken , hüzünde güne veda edip yeniden hayat bulur FELEHİYEDE.
Issız bir ilçenin, sessiz bir alanında düşlerimle beraberim. Beynimde; askerlikle savaşırken, sivilde hayatla nasıl savaşacagımı düşlüyorum. Şimdi annem nasıldır acep, acıları artmışmıdır ki , yoksa kan sırasındamı, yoksa kemoterapidemi. bilemiyorumki. Belkide evde usul usul oturuyordur. Her gün bu soruları sorup sorup cevap aramaktan bıktım. Bu sıkıntılar içinde askerlikte geçmek bilmiyor. Aylardan MAYIS , günlerden Cumartesi, tarih 28'i gösterirken ben 10-12 nöbetindeyim. Yine yüregim sıkıntılı, sınırsız bir özlem esiyor bedenimde. Gecede soguk, 10-12 nöbetinde. Küller altında kalmış düşlerimi canlandırıyorum. Gecenin en keskin çığlıklarıyla, hüzne yol gösteriyorum, elimdeki tüfegimle. Sonra ;gizli kalmış düşlerimi , kendimi, seni sessiz bir köşede yargılıyorum. Sırtımı tel örgülere dayayarak .Acıyı ve korkuyu hissediyorum. 10-12 nöbetinin bitmez, tükenmez saatiyle. Nöbetimin bitimine 20 dakika kala telefon gecenin sesizliğini bozarak acı acı çalmaya başladı . Bir kulağım telefonda , bir gözüm dışarıyı kolaçan etmekte. Elim tetikte. Dışardan bağırarak çavuş telefon kime, assubaya... Beş dakika sonra assubay aşagı inerek yanıma yaklaştı. Hüseyin annen çok hastaymış , hastaneye kaldırmışlar annen seni görmek istiyor , gidermisin? Bende tabiki komutanım uygun görürseniz yarın çıkarım. Komutan ben seni bu gece yolluyayım. Komutanım araç yokki bu saatte. Ben ayarladım sen hazırlan hemen çık emredersiniz komutanım. Ve uzun bir yol, tabiki bitmez bir yolun startını verdim. Aklımda annemi kaybedişim hiç geçmedi. Hastalığ aklıma geldi her halde biraz daha kötüleşmiştir diye hayal kuruyorum. Sonra niye bu gece yarısı beni apar topar yolladı diye uyanmaya çalışıyorum, ama annemin birtürlü ölümünü veremiyorum beynimde. O ölemez daha ona doyamadım ki... Yorgunluk mu desen , uykusuzluk mu desen, sorulan sorula cavap bulamayıp sinirlenmeyemi dersin, herşeyi yok sayıp malalarda evi arıyarak son durumu almaya çalışıyorum Tabi senaryo baştan hazır , kurgular hazır, oynayanlar belli; birtek ben herşeyden habersiz oynuyorum girip , girip çıkıyorum. Sabah eve doğru yol almaya başladım. Evin önünde büyük bir çadır kurulmuş, kalabalık olağanca. Dizlerim kırıldı orada çakılı kaldım, oturdum günlerdir beynimde sorguladıgım soruların cevabını buldum... ÖLÜM, HEMDE ANNEMİN ÖLÜMÜ.
Beni farkedenler karşılamaya geldiler iki koluma girerek beni götürdüler.ondan sonrası malum agıtlar , bağrışmalar, feryatlar... ne yüzünü görebildim, ne sesini duyabildim, nede son bakışını görebildim.bir masl gibi bir varmış , bir yokmuş.acının büyüğü bu olsa gerek. ölüm, çare yokki, be kalleş bari vakitli gelsen ya.Gelecek vakitmiydi, zamanmıydı. bugun annnemim ölümünün 6.yilı senin yokluğuna hala alışamadım, senin zamansız gidişinede akılsıra erdiremedim.bugun yine özlemin içindeyim. içimdeki alevlenen duygular , yürek sancısı ve ana hasreti geçmişin karanlığına gömülmüş düşlerimi canlandırdı. ölümün ağzı, cocukluk acılarıyla yüregime iz bırakırken yatagım yine hüzüm içinde. zor günlerinde yanında olamadım, sensiz geçen hergünüme , lanetler okudum. Ben senden ayıran kaderede , bela okudum...
Kendimden ilk defa bu kadar nefret ettim. kırık kalbimle ve bütün hasretimle seni sevdiğimi ve çok özlediğimi söylemek istiyorum. sana askerde yazdığım son şiirimle veda etmek istiyorum. Ruhun şadolsun...
Sana;
Kayıp zamanın içinden sesleniyorum.
Beynimdeki arbedelerden,
Yalnızlığımın sorgusuz, sualsiz gecelerinden.
Ve ölümün soğuk yüzünden...
İçimdeki sevgimi nasıl anlatsam
Bilemiyorum ki?
Seni düşünüyorum
Seni özlüyorum
VE
Seni çok ama çok seviyorum. 14.06.2001/perşembe.23.10 FELAHİYE