- Kategori
- Kültür - Sanat
Ölümünün 90. Yılında Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin: Türk öyküsünün babası.
Ömer Seyfettin Türk öykücülüğünün babası sayılır. Otuz altı yıllık kısa ömrüne birçok başarılı yapıt sığdırmış çok değerli bir yazarımızdır. Türk ulusçuluk düşüncesinin felsefesel yanını nasıl ki Ziya Gökalp oluşturmuşsa, Türk öyküsünün başlangıcını da Ömer Seyfettin oluşturur. Türkçenin özleşmesi anlayışını yazına uygulayan ilk yazardır.
Türk aydını her zaman çalkantılı olaylarla yüz yüzedir. Yalnızdır, tehlikelerle boğuşur. Ömer Seyfettin böylesi bir yaşamın içinde olur. Babası Yüzbaşı Ömer Şevki Bey’dir. Askerlerin Osmanlı’nın özellikle son döneminde yenilikçi, modern eğitim gören kesimi oluşturduğu bilinir. Ömer Seyfettin de askerlik mesleğine girer. Önce Kuşadası’nda görevlendirilir. Buradaki birlik Selanik’teki 3. Ordu’ya bağlıdır. İzmir’de Baha Tevfik’le ve Necip Türkçü’yle tanışışlığı, ilişkisi düşüncesinin gelişimine katkıda bulunur. Selanik’te görevlendirildiği izleyen dönemde (Ocak 1909) Selanik’te yayımlanan Hüsün ve Şiir dergisinin adı Genç Kalemler olarak değiştirilir. Genç Kalemler’in ilk sayısındaki başyazısı Yeni Lisan başlığıyla imzasız olarak yayımlanır. Balkan Savaşı yüzünden derginin yayın kurulu dağılır. Savaşa çağrılan Ömer Seyfettin Yanya kuşatmasında esir düşer. Esaret dönemini okuma fırsatına çevirir. Kurtulup İstanbul’a dönüşü 1913’tedir. Aynı yıl Enver Paşa’nın düzenlediği Babıali baskınına katılır. Ardından da askerlikten ayrılır. Yazarlık ve öğretmenliğe yoğunlaşır. Öğretmenlik mesleğini ölümüne kadar sürdürür. Öykü ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlanır. Çok açıktır ki, Ömer Seyfettin bir kavga adamıdır. Erdemin, namuslu yazar, edebiyatçı olmanın, namuslu aydın olmanın kavgasıdır verdiği. Hem sancılı yıllarda üstün düzeyde öyküler yazarak Türk öykücülüğünü kurmasıyla; hem de Türkçeye olan sonsuz sevgisiyle örnek bir insan, çağının ilerisinde bir kişiliktir. Öyküleri, romanları düzeylidir, kendine has yazın dili taşır. İşleniş biçimi gibi tema yönünden de eskimemiştir. Bu gerçeği göstermeye yalnızca Diyet adlı öyküsü bile yeter. Günümüzü bile ne kadar çarpıcı anlatır. Türk öyküsü, öykücüsü öncelikle Ömer Seyfettin’in “palto”sundan çıkar. Büyük usta Ömer Seyfettin’i ölümünün 90. yılında saygıyla anıyoruz.