- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ölünesi değil şimdilerde
Yine tuttu hırçınlığı karadeniz’in. Uşakların horon tepmelerini kıskandı yine. Kıyıları dövmeye başladı, dalgalarını mendireğin üzerinden aşırdı. Limana girdi köpükleri haşin sularıyla. Hava gamlı mı gamlı. Dışarda kar yağıyor efil, efil. Karacaoğlan’ın dediği gibi: Elif, Elif diye diye tozmasa da bile yağıyor işte. Giresun Spor lokalinin sıcak ortamındayız, masalar kurulmuş. Dost insanlar toplanmışlar, hoşgil, yanbir, yanık falan oynuyorlar. Masalardan, masalara laf atmalar, şakalaşmalar. Bunlar olurken biri birlerini kırmamaya, incitmemeye özen gösteren, saygıda kusur etmemek için çaba sarf eden dostlar. Velhasılı muhabbet yerinde. Varsın dışarda kar yağsın içerde dostların sıcaklığı. 1990 da da böyle bir kış günüydü: Yıllarca mahalle muhtarlığı yapmış şimdilerde kaç dönem seçildiğini dahi unutmuş Muhtar emmimiz: "Gideceğim buralardan" doktor demişti. "Mahallede benden büyük kimse kalmadı. Oldum mahallenin en yaşlısı, artık kır değil beyaz saçlısı. Hısım gideceğim bu mahalleden."
- Hayrola, nereye?
- Yok, yok gitme zamanı geldi artık, kalmadı bunun şakası. Şimdilerde gitmeyi düşündüğüm pek yok ama ben biliyorum ki ben gitmesem o götürecek beni. Mübareğin ne zaman geleceği pek belli olmuyor ya. Ama alışkanlık edinmiş yaşlıları daha çok ziyaret ediyor, arada sırada gençleri ziyaret etse de. Gitmem lazım benden yaşlıların olduğu pazara. Haa orda da yakalayabilir ya, kazara. Ama olsun öyle kolay, kolay gitmeyeceğim mezara.
Yan masadan bir Davudi ses yükseldi: Eeee muhtar emmi üşüttün beee bizi.
Aziz Nesin’in biraz gelirmisin adlı oyununda: Mate Usta gitmeyeceğim daha benim işim vardiye inatla tuttursa da zamanı geldimi sonunda tıpış, tıpış gider. Yahya Kemal ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin. Buna bir çare yokmu? Yarabbel Alemin der ve hemen ilave eder: Ölmek değildir dünyanın en müşkül işi. Müşkül olan odur ki ölmeden ölür kişi. Tabi muhtarın gideceğim söylemi üzerine ortama sessizlik hakim olup öncesindeki neşe ve muhabbet kayboldu. Çile toplumu oluştu sanki. Ortamı ymuşatmak için Temel’e ihtiyaç vardı anlamıştım: İdama mahkum olan Temel’e son arzusunu sormuşlar?
Beni oğlumun yanına gömün demiş.
- "Senin oğlun yaşıyor, hemi de daha çocuktur o" demişler.
- E canım varsın çocuk olsun, ben beklerim oni, sanki benim acelemmi var?
Beni oğlumun yanına gömün demiş.
_Senin oğlun yaşıyor, hemi de daha çocuktur o. Demişler.
_E canım varsın çocuk olsun, ben beklerim oni, sanki benim acelemmi var?
Ortam biraz yumuşadı. Heygidi muhtar hey, genelde CIDIK hep dolu olur. Bazen boşa serperse de kaçabilen yoktur, birine yakalanmazsan bir diğeri haklar seni. Kaçmakla mesele halolmuyor ki. Mesele kaliteli yaşaya bilmekte. Galip Dede diyor ki: Ey mah_ı rüzügar geçti / Gül geçti ve nevbahar geçti . Ben de diyorum ki ey muhtar kış geldi, kış. Eski resimleri karıştırırken bizim muhtarın resmi geçti elime, birden anılar dipsiz kuyudan artezyen gibi başladı fışkırmaya.
Şimdi aklınızda bir soru, muhtara ne oldu bunca yıldır? Ne olacak, Muhtar mahalleden gitti, ama dediğinin tam tersini yaparak gençlerin yanına gençleşmeye gitti. İnatlaştıkça inatlaştı: Yaşama karşı hırslandıkça hırslandı. Necip Fazıl’ın :Hırsım gibi sonsuz yaşarsan sen de, / Ben ölümle sırdaş olur beklerim. / Hırsıma toprağı rakip etsen de, / Mezarında bir taş olur beklerim. Dizelerinde olduğu gibi Allah daha uzun ömürler versin, muhtar inatla dalya demeyi bekliyor
Ortam biraz yumuşadı. Heygidi muhtar hey, genelde CIDIK hep dolu olur. Bazen boşa serperse de kaçabilen yoktur, birine yakalanmazsan bir diğeri haklar seni. Kaçmakla mesele halolmuyor ki. Mesele kaliteli yaşayabilmekte. Galip Dede diyor ki: "Ey mah- ı rüzügar geçti / Gül geçti ve nevbahar geçti" Ben de diyorum ki ey muhtar kış geldi, kış. Eski resimleri karıştırırken bizim muhtarın resmi geçti elime, zaten dışarda kar buram, buram. birden anılar dipsiz kuyudan artezyen gibi başladı fışkırmaya.
Şimdi aklınızda bir soru, "muhtara ne oldu bunca yıldır?" Ne olacak, Muhtar mahalleden gitti, ama dediğinin tam tersini yaparak gençlerin yanına gençleşmeye gitti. İnatlaştıkça inatlaştı: Yaşama karşı hırslandıkça hırslandı. Necip Fazıl’ın...
"Hırsım gibi sonsuz yaşarsan sen de,
Ben ölümle sırdaş olur beklerim.
Hırsıma toprağı rakip etsen de,
Mezarında bir taş olur beklerim" dizelerinde olduğu gibi Allah daha uzun ömürler versin, muhtar inatla dalya demeyi bekliyor...