- Kategori
- İlişkiler
Olur da gelirsem aklına; oku:
Haydi bir şeyler yazayım, sen oku.
Sana yazayım, seni yazayım; sen oku.
Sus, içinden oku.
Çok sevdiğin oldu mu hiç?
Dur be... Öyle klişe bir sorgulama değil bu.
Hani böyle vücudunda varlığından emin olduğun damarların tümünde hissedercesine bir sevgiden bahsediyorum. Geçen her bir saniyede damarların içinden süzülen kanı hissetmen kadar net ve zor. O kadar var ama yok. Öyle işte! Sevdin mi hiç birilerini; çok yürüdüğün yaz sıcaklarında arzuladığın su kadar? Ya da derman kalmayan ayaklarına çarpan soğuk su kadar mutlu etti mi beslediğin sevgi?
Benim başıma gelmişti bir keresinde. Çok sevmiştim. Çok yürümüştüm ve susamıştım. Ne içtiysem kanmadım. Doymadım.
Sevmiştim.
Sevmiştim hiç tanımadığım bir adamı. Yani yeni tanıdığım bir adamı. Görmediğim ve bilmediğim bir adamı. Biraz sertti ve çok az komik. Çok bilinmeyenli bu adamın ilk olarak ses tonunu sevmiştim. İliklerimde hissetmiştim sevgimi. Bu sevgiyi hissetmek için o kadar çok çaba sarf ettim ki ve o kadar çok kaptırmışım ki kendimi; bu kaptırışı karşımdaki hiç hissetmemiş. Bilmemiş, görmemiş. Haberi yokmuş sevgimden ve bu yüzden yarı yolda kalmışız. Bencilliğimden.
Bencilliğim...
Ah bu bitmez tükenmez bencilliğim ve iflah olmaz nefsim...
Bencilliğim neden oldu inancımın sonuna. İnancımı bitiren şey bu bencilliğim oldu. Biraz olsun kansaydım sevgime ve doysaydım sana: "Sen sebep oldun" derdim, buna. Ama yok. Kanamadım ya ben sana, ondan suçlayamadım seni. İnanmadım işte. Son inanışım oldun. İnandığım ne varsa, seninle birlikte yok oldu. İnandığım kim varsa kayboldu yokluğunda.
He bir de kimsesiz kalmışlığım inandırdı inançsızlığa. İşin aslı böyle işte.
Senden sonra ben inanmadım; sana ve seni sen yapana.
Uzun zamanlar geçmese de epey zaman geçirdim işte inançsızca. İnanmadan kaldım hayatta.
Sonra, sonra sen geldin bir daha. Sevmedim seni. Sevemedim. Ama dejavu yaşattın bana. Yaşamıştım! dedirttin. Yaşattın. Aynı duyguları hissettim sesini duyduğumda. Aynı heyecan ve merak sardı beynimi.
Ve dediğin gibi... Sevgilim.
Görmeden sevdiğim, sevgilim.
Ve dediğim gibi: Seni hiç görmedim. Hiçbir bilgim yok sana dair. Aşık da değilim.
Ama...
Ama yola çıkarak bazı şeylerden canlandırdım gözümde. Kendime bir kahraman yarattım. Onu sevebileceğimi düşündüm, sevdim.Yalancının tekiydin hayalimde. Dürüst değildin ve başka başka hayallerin vardı. İdeallerin ve planların vardı. Ben yoktum ama o, vardı.
Sesini kazıdım içime. Ses tellerimle birleşti ve ben her gece o adamla uyudum; yani seninle. O adamın elleri avuçlarıma sığmıyordu ama değiyordu ellerime. Ağladığımda gözyaşlarımı siliyordu. Dokunuyordu tenime ve bırakmıyordu. Koruyordu. Seviyordu.
Onu hiç görmedim; görseydim olmayacaktı. Her şeyi açık açık konuştuğum adamla görüşmüş olsaydım sevemeyecektim ve diyaloğumuz sansürlenecekti fikrimce. Seviyeli olacaktık. Ama biz seviyesizdik. Yalnızca o ve ben vardık cümlelerimizde. Kimse yoktu. Ortak kimsemiz yok zaten bu yüzden kimsesizdik seninle.
Seninle...
Seninle her şeyi konuştum, yaşadım. Çekinmedim. Utanmadım. Sen benim hiç görmediğim bir yabancı değildin. Sen benim yıllardır birlikte olduğum ve yaşamaktan birlikte yorulduğum adamdın. Belirli desibel aralıklarında sesini duyduğum sevgilimdin. Seni benim gözümde güzel yapan tek şey görmeyişimdi. Görsem sevmezdim.
Gücenme, darılma.