​ Olur mu ya? / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Olur mu ya?

Olur mu ya?
 

Bir sabah uyandım, dedim ki; kış olsun...lapa lapa yağsın ama kar...
Balığa gidelim.. hatta bu defa seninle. Ağlar buz kesene kadar... yada, da dur dur gün doğuda belirene kadar kalalım denizde...

Çünkü: Ellerim, kanayana kadar üşüsün istiyorum ben...
Rüzgar acıtsın, bedenimi...
Birde martı sesleri...sahi ya, ne dersin martı sesleri temizleyebilir mi ruhumdaki onca hoyrat izi?...

Ya denizin tuzu... Tuz silebilir mi görünmez kan lekelerimi?
Bilmiyorum...ama denemek istiyorum...

Veya şu uçsuzu bucaksız gibi görünen sanki ufku olmayan denizlerden birine doğru uzanıversem sedasız.
Şöle en küçüğünden bir teknem olsun yeter...az biraz da ekmek, bir kapta su..
Salsınlar beni engine. Ne pusula istiyorum, ne de dümen... sadece ak bir yelken...

Rüzgara teslim... tıngır mıngır... vurana kadar bir kıyıya, yada gözden kaybolana kadar açıklarda...
yol alsam, sürüklensem yada açıktan açığa alenen; gitsem...unutulur musun sen?

Sıcak bir ağustos gününde...iki kurudalın bir gövdede büyümediği bir çıplak düzlükte...
Üzerimde buldan bezinden entariyle... ayaklarım çıplak...Olmaksızın sığınacak bir dam altı, ölesiye hedefsiz, bir o kadar hayalsiz, alabildiğine amaçsız...sadece ben...birde sürüklediğim şu beden...

Ter kan içinde kalsam...sonra iyiden iyiye kurusa tenim, önce ince ince sonra derin çatlaklar oluşsa kavrulan tabanlarımda....ölmesem de; ne susuzluktan, ne de açlıktan yürüyebilsem gece gündüz demeden...
Ve sonnunda, kaybetsem kendimi...kaybeder miyim o zaman seni?

Yada varsam, doğuda kar altından altı ayda bir çıkan insanların diyarına ... uğrarayanı olmayan istasyonlardan birinde, eski bir valizin içerisinde...terk edilmiş o garların birinde işte...Her şeyimi bırakıp gitsem... ardıma dahi bakmadan...Kalsa orada tüm geçmişim..alan da olmaz ya, böylece yitirsem işte seni...

Yoruldum gittiğim her yere sürüklemekten bende ki seni...
Bırakmak istiyorum artık karanlık bir gecede, çıkmaz bir sokağın en ücra köşesinde şu küfeyi...

Belki bir sabah tekrar uyandığımda...belki bir merdiven altında sızmış bir ayaşın cebinde... düştü düşecek o ispirto şişesindeki mantar gibi işte; varlığı ile yokluğu arasındaki farkı kimsenin anlayamayacağı kadar unutulmuş olman gayem...

Ama; ya alımışken ben tam da bu işe... bir sabahına dönersen yine...
Bulursam seni o yavru kedi gibi tekrar paspasmın üzerinde...


Sevgi ve ışıkla
Ayna

05.03.08
 
Toplam blog
: 268
: 1969
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..