- Kategori
- Psikoloji
Ömrün son çeyreğinde...
Ömrün bir çeyreği 20 yıl olarak düşünüldüğünde;
60 yaşından sonraki seneler son çeyrek...
Bu moral bozukluğu yapmamalı, aksine kalan yılları daha verimli ve daha keyifle yaşanılır hale getirebilmek için geçmişe ve geleceğe dair sorgulamalar yapmalı.
Geçmişe pişmanlık duymanın bir faydası yok ancak ders vermişse yine de gerekliymiş denilebilir.
Ömrün gelecekteki kalan zamanı kimse bilmiyor, belki yarın belki yarından da yakın...(İstiklâl marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle anıyorum)
Hani insan cüzdanındaki para azalırken daha dikkatli harcar ya, ömrün de kalan zamanı işte öyle bir şey.
Kalan zamanı değerlendirmek kişilere göre farklı düşünülse de, ana hatlarıyla;
Sağlığa önem vermek birinci sırada, alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklar varsa terk edeceğiz,
Stres yönetimini iyi öğrenip stresle dost olabilmenin yollarını bulacağız. (tebessümü öneriyorum)
Bütçe konusu...
Borç sıkıntı verir, strese de sebep olur, günümüzde borçsuz yaşayan şanslı insanlar az...Önem sırasına göre yaşamsal harcamaları sıraya koymak, lüksten kaçınmak, varsa borcumuz taksitlendirerek sıfırlamak...
Hayatın akışında beslenme çok önemli, sağlıklı ve organik beslenme tarzı esas alınmalı. Bir gıda ne kadar lezzetliyse, o denli zararlıdır. Damak tadı ikinci planda kalmalı...
Dinlendirici, huzurlu bir gece uykusu da olmazsa olmazlarımızdan.
Bu satırlarım bedenin ihtiyaçları...
Peki ruhun ihtiyaçları?
Bakın bu çok önemli. :-) Son zamanlardaki biraz siyasi bir cümle bu...
Ruhun ihtiyacı beslenmeden de önce sayılabilir.
Nedir ruhun ihtiyacı?
El cevap: sevgi...
Kişiler açlığa tahammül edebilir ama sevgisizliğe dayanabilen ruh yoktur.
Sevgi eksikliği ilerde çeşitli şekillerde negatif olaylarda kendini gösterir. İlgilenenler için:http://blog.milliyet.com.tr/sevgi-eksikligi/Blog/?BlogNo=329044 8 ekim 2011 tarihli yazım.
Ömrün son çeyreğinde en faydalı reçete: sevgi...
Seviniz, torunlarınızı, evlatlarınızı, yakın çevrenizi, arkadaşlarınızı,
Kafesteki kuşunuzu, ortalıklarda ayaklarınıza dolanan kedinizi, bahçede havlayan köpeğinizi, akvaryumdaki balıklarınızı, balkondaki çiçeklerinizi,
Seviniz,
Yaşantının son çeyreğinde, ebedi yaşama her gün bir adım daha yaklaşırken, sağ ele alınacak iyilik valizine bir şeyler koymalıyız,
En önemlisi "inanç yüklemesi" yapmalıyız ve eylemle taçlandırmalıyız. İbadetler relaks olmayı sağlıyor.
Demek istediğim şu: dolu dolu yaşayarak arkamızda güzel anılar ve iyi izlenimler bırakmak.
Barış Manço'nun dediği gibi "unutma ki dünya fani, veren Allah alır canı, ben nasıl unuturum seni, can bedenden çıkmayınca". Rahmetle anıyorum kendisini. Bu satırlardaki sevgisi dünyevi midir yoksa İlâhi aşk mıdır, onu kendisi biliyordur.,
Yazımın sonunda;
Sevdiklerinizle ve sizi sevenlerle mutlu bir gelecek diliyorum,
Selam ve sevgilerle,
Yurdagül Alkan.