​ Ömür bin yıl olsa da... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ömür bin yıl olsa da...

Ömür bin yıl olsa da...
 

Küçücük bir veletken. Mahallede top oynayan çocukların yanına ilişmiştim. Kafamdaki siyah beyaz sahnede, rüzgar gibi koşturuyorlardı. Ben de onların içinde olmak istiyordum. ‘’Bekle belki girersin sonra oyuna’’ demişti bir tanesi. Bekledim de bekledim kimse almadı oyuna.Sanırım üşümüştüm de. Yıllar sonra genç bir delikanlıyken beni seyretmeye gelen spor hocaları oldu. Orada kaldı o iş başka bir şey olmadı ama.

İlk sevda çarpması İlkokul üçüncü sınıfta buldu beni. Duygu diye bir kız vardı, onun babası da askerdi. Onu görünce fena oluyordum. İstiklal marşını ona bakarak okuyordum, sınıfın en çalışkanıydı; onun yüzünden depara kalktım, deli gibi ders çalışıyordum. Hızlı okuma yarışmasında onu geçtiğim de bana bakıp güleceğini sanmıştım. O oturup ağlamıştı. Yıllar sonra da aynısı olacaktı. Sevda ağlatırdı, mutlu aşk yoktu.

Cumaları harikaydı. Güneşli öğleden sonraları demekti. Sedirin üstüne oturup, tasasız dertsiz elmayı dişlemekti. Tanımadığım o kız bizim lojmanların kantinine gelirdi bisikletiyle. O geçerken ben elmayı ısıramazdım. Sanırım , salaksal bakışımdan haberi olmuştu kızın. Cumaları hiç bitmesin isterdim. Saat tam beşte güneş en tatlı halini aldığında. Yıllar geçmesin isterdim. Oysa öyle çabuk geçti ki. Artık durup nefes bile alamıyorum. Rüzgarda savrulan bir yaprak gibi. Geçen günlerin seyircisiyiz artık.

Pazartesileri kara bir kabus gibiydi. Matematik vardı, o dersi anlatan Ali Rıza hoca birde. Kaç yaşındaydı bilmiyorum ama. Aklımda hep yüz yaşında aksi bir ihtiyar olarak kaldı. Korkardım sanırım ondan, neden korktuğumu da bilmeden. Pazartesileri yüzünden pazarlarımda heba oldu. Oysa şimdi geriye dönüp baktığımda. Ne kadar güzel günler harcanmış, güzel anlar ıskalanmış ve de boşa geçmiş ne çok yıllar var.

Huzura hasret, kendimize ait anlar arayarak yaşıyoruz hayatı. Bir ağacın altında serin bir rüzgarda dinlenmek için. Huzurlu sakin bir gecede ıslık çalmak için; bekliyoruz da bekliyoruz. Dostlarımız borç alıp vermiyor, arkadaşlarımız istediği zaman bizi arıyor ve sıkça hep bir şeyler istiyorlar bizden. Paylaşmak, sevgi, dostluk bu yüzyılda ansiklopedik bilgiler artık ve gezegenimizde yaşamıyorlar.

Bazen kendimi dalıp gitmişken yakalıyorum. Yemyeşil çimlerin üzerinde top sürerken, arkamdan gelen beş kişiye içimden güldüğümü hatırlıyorum. İlk denize girişimi, girer girmez çıkışımı. İlk bulduğum kediyi, ilk yediğim tırmığı. Daha neler neler. Ne kadar şikayet etsek te. Ömür bin yıl olsa da yetmeyecek bize. Bunu biliyorum .

 
Toplam blog
: 187
: 1260
Kayıt tarihi
: 02.10.06
 
 

İyiye ve güzele götürmeliyiz Dünyayı. Sürekli daha çok kazanmak, daha yukarıdan bakmaya çalışmak,..