​ Kaçkarlar güncesi - 1 / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Kaçkarlar güncesi - 1

Kaçkarlar güncesi - 1
 

Çok korkuyoduk. Rizeye vardığımızda yağmur olacakmıydı. Yılın bu ayında (ekim) Rize kaçkarlara gitmek çoğu insan için büyük bir aptallıktı. Heyhat biz yoldaydık ve varmak üzereydik .Rizeye vardığımızda tanrının bir lütfuydu sanki hava. pırıl pırıl parlıyordu. Haftalık alışverişi yapıp vakit kaybetmeden yoldayız. Pazar a geçiyoruz , ordan Çamlıhemşin minibüsleriyle hemşin e ve sonra ayder e. Pazar dan minibüse biniyoruz ayder diye fakat çamlıhemşin den ileriye gitmiyor şoför.

Ne diyon şoför diyoruz ama adamın umrundamı kaç km tepip geldiğimiz.

- Habu Allahun dağudur taşudur. Yatun gece burda nolaykii..

2005 yılında geldiğimde tanıştığım İdris Amca ( Hotel Şenyuva ) hızır gibi yetişiyor. Fırtınaya kendini adamış İdris Amca şoföre kızıyor bizi götürmediği için ve bizi ayder e kadar çıkartıyor. Geliyoruz Ayder e 20 dak sonra . Çamlıhemşin ayder arası yolculuk ilk kez görecekler için inanılmaz bir coğrafya derinliği taşır. Eğer biraz yeşile düşkünlüğünüz varsa içinizden deniz kenarında yattığınız tatillerinize yanarsınız ki , fayda etmez. Bu yazıdan sonra zararın bir yerinden dönecek insanlar çıkartırsam ne mutlu banadır. Bilimsel verilerin kesinliği yok ama dünyadaki bitki çeşitliliğinin %70 ine sahip fırtına vadisi. Bu eşsiz coğrafyayı keşfetmek her insana farzdır diyorum. Ayder e vardığımızda bizi , şehire dönüşen bir yayla karşıladı. Herşeyi vardı ve yayla demeye gönlüm varmıyordu. Medeniyet çatısı altında topladığımız " yol su elektrik" hizmetlerini götürdüğümüz her yayla hoyratça yok ediliyor. Maalesef Ayder de böyle. Ayder yaylası milli park sınırları içinde artık ve beton yapılaşma yasak. Gördüğüm ve anlatılanlar vehametin ileri boyutunu gözler önüne seriyor. Artık Karadeniz de Ahşap ev yapabilen usta sayısı bir elin parmakları kadar az. Ama pratik türk zekamız burda da iş başında.Binayı betonerme yapıyoruz üstüne ahşabı giydiriyoruz. Ayderin kırmızı kubbeli kaplıcasının önünden yukarılara doğru başlıyor kaçkar güncemiz. Yeşilin kahverengiye döndüğü bu hazan mevsiminde iki deli yollardayız. Kampı ayderin çıkışında atıp erkenden yatıyoruz. Sabah uzun bir yolumuz olacak.

Sabahın erken saatlerinde yağmur bölge için olağan bizim için sürpriz bir şekilde yağmaya başlıyor. Hala deresini takip ederek Ayder-Galerdüzü-A.kavron-Y.kavron 12 km güzergahında yürüyüşe başlıyoruz. dağların vahşi cazibesi vardır. Seni öylesine çeker ki kendine beynin sürekli yukarılara doğru adrenalin salgılar devamlı. Bu hipnotize olmuş halimizle sırtımızda 90 -120 lt çantalarla durmaksızın a.kavrona 2 saatte varıyoruz. Artık ormanlık alan arkamızda kaldı ve sararmış kızıllaşmış alpin çayırlarında yürümeye devam ediyoruz.Ve işte Y.kavron yalçın kafedeyiz. Yalçın abi bölgeye gelen herkes tarafından tanınan bilinen doğa adamıdır. Yılın bu zamanında çok fazla insan gelmediği için, bizimle sağolsun ilgileniyor ve hatta kamp kurmayıp o gece kafede konaklıyoruz. Kaçkar kuzey rotası hakkında tüm bilgileri alıyoruz fakat yağmur dan yukarıya çıkmak olanaksız.Çaresizce dinmesini bekliyoruz. Bölgenin çok değişken havası planlarımızı alt üst ediyor.Yağmura bakılırsa dineceği yok.. Ve karar verip Zirve öncesi son kamp yeri Öküzçayırına doğru yol alıyoruz. Denizden ayrılıp hemşine döndüğümüzde sol yanımızdan gürül gürül akan fırtınanın doğduğu yere geldik işte. O kaynaktan su içmek tarifsiz bi keyifti bizim için. Karanlığa kaldık ve kamp alanını biraz daha yukarılara mezovit dişlileri denilen kayalıkların seviyesine kurduk. Artık yağmur yerini kara bırakmıştı. Yusufeline geçilen kapıların hemen dibindeydik. Sabah erkenden kalkıp zirve ye gitmek istiyoruz sonra göller ardından olgunlar yaylası tarafına geçerek transı tamamlayacağız. Belki de güzel olan planlanmamış bir faaliyet olmasıydı. İki gün üstüste yağan kar yağışı nedeniyle büyük bir hüsrana uğruyoruz ve zirve yolu kapanıyor. Mezovite geldiğimiz 3.günde artık hava açık.sabah erkenden kalkıp zirveye doğru tırmanışa geçiyoruz. Çok fazla bir yükümüz yok birkaç parça yiyecek su ve gözlüklerimizle çıkıyoruz yola. Ohh Büyük buzul önümüzde tüm ihtişamıyla duruyor. Küresel manyaklaşmanın etkisiyle buzulun çok büyük bir kısmı erimiş halde. Böyle manzaralar içimi acıtıyor çoğu insanın aksine. Paralel bir yürüyüşle küçük buzula geçerek ordan boğaza doğru zorlu yolumuza devam etmeliyiz. hava her an patlayabilir .

Zirve yapmak zor bu koşullarda bakalım nolcak..

 
Toplam blog
: 8
: 530
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

28 yaşındayım. Hayata ve siyasete dair olacaktır yazılarım. Belki en keyifli anımda, belki de hüznün..