- Kategori
- Özel Günler
On Kasım geliyor, yine duygu dolu… Anıtkabir’e çıkan yol…

Yerkesik, 10:Kasım.2015 Saat 9.5 geçe.
Şimşekler çakar üstünde, güneş sökülürcesine ışığını salar, kızıl bulutlar dağılır gökyüzüne, cephelerden top, tüfek sesleri...Bir ulus dökülür Anıtkabir'e. "Ulus". Bir millet koşar çığlık çığlığa, kimisi delikanlı, kimisi yaşlı, kimisi kız, kızan, efe. Kimisi Mehmetçik sedaları yükselir. Mustafa Kemal Atatürk düşer kalplerine, seslerini sel olup akıtırlar Anıtkabir'e. Diz çöker efeler haydi Ulusum, Milletim uyan, Ata'm der. Benimse heyecanım sesime coşku, içime o eşsiz ve benzersiz sevgin Ata'm dökülürken gözlerime, Sen'i seyreder o tepelerden. Sana bakarım.Kalbim ve nefesim sonsuza dek akacaktır, göklerden... Yüzüm Sen olacaktır, çağlarca Mustafa Kemal Paşa'm.(N.K.)
On Kasım geliyor, sayılı gün açık. Milyonlar kalplerini, sevgilerini taşıyacaklar Anıtkabir’e. Çiçekler çekilecek etrafına. Bekleyen, nöbet değişen askerler o gün daha çok mu hissedecek Ata’sını, kim bilir titretecek ayakları, o adımlar.
Devrimlerinin taçlandığı, laikliğin yol aldığı, sosyal hukuk devleti modelinin, Cumhuriyet erdeminin değerleri hayata geçmiyor?
Sel olup akarken hayata geçireceğimiz, koruyacağımız, genişleteceğimiz değerlerimizi de alıp, yanına öyle gidebilsek.
On Kasım Ata’mızın ülkenin geleceğini devrettiği, emanet ettiği gün.
Bir ülke düşünün. Düşman işgalleri, yağmacılık içersinde kalmış. Büyük ülkü, büyük ideal gerek. Böyle bir ideale koşacak , millet ve yurt sevgisini ufuklara taşıyacak, bir kurtarıcı gerek. Bu kurtarıcı bir asker, sadece bir asker.
Zeki, kendine güvenen, olayların akışını değiştirecek, ülkenin üstündeki kara bulutları dağıtacak. Sadece bir büyük yürek ve asker.
Yüzünü ne yana çevirse zulüm gören millet. Yabancıların tehdidi, yağması altında, yaşayan bir halk yığını. Oraya buraya kaçsa, düşman her yeri basmış.
Halkın tüm umudunu, tüm mücadelesini, özgürlüğünü bağlayacağı bir büyük yürek. Onunla şekil alacak bir Ulus ,bir yurttaş olacağı günlerin müjdecisi.
O günlerde henüz bir büyük komutan, bir büyük lider, bir büyük Mustafa Kemal Atatürk değildir.
Ne var ki ,bir büyük gelecek güzel günlere, ülküsüne sevdalı, ülkesini seven, yurt ideallerine koşan bir asker, bir büyük yürek…
Ülkeyi kurtaracak, bağımsızlığı ilan edecek. Halkın bir büyük millet oluşunun, Cumhuriyet’le geleceğe güvenecek parlak bir ufukla, haykıracağı “Ya İstiklal, ya ölüm” diyen keskin bir asker.
Umutları çok. İdealleri büyük. İdealleri ülküsü. Tüm milleti. Bir millet yeniden doğacak.
Samsun’a çıkış. Başlayan Anadolu ve Kurtuluş… Öyle ya bir millet yok olmuş, Osmanlı’nın üstünde kara bulutlar dolaşmış. Diğer düşman devletleri “hasta adam” ilan etmiş.
Kararları keskin ve gelecek vadeden. Gözleri mavi, saçları altın sarısı. Parmakları ince, pembe boyalı evde Selanik’te dünyaya gözlerini açtı. Annesi Zübeyde Hanım bir oğlan doğurdu. Daha o günden çakmak çakmak. Bir büyük deha olacak .
Bir büyük millet uyanıyor, var oluyordu…
Milletinin kalbinde yaktığı ateş… Milli bir mücadele bu. Anadolu’yu düşmanlardan temizlemiş yaptıklarıyla, yaşadıklarıyla çoğalmış, kalplere girmiş bir büyük komutan, bir büyük kurtarıcı, kurucu O Mustafa Kemal Atatürk. Tüm dünyanın tanıdığı. Yaptıklarını gördüğü bir dahi.
Zor günlerden çıkarmış Anadolu’yu. Savaşlarda geçmiş bir ömür 57 yıl. O zor günlerin tasvirini kim çizebilir? Kim uyamamıştır, cephelerde ? O uyumamıştır ki, bir millet yok olmasın. Bağımsızlığa ,mutlu , zafere erdiği günlere taşınsın.
O zor şartlarda geçen yılların, tarihin bir millete armağan ettiği geleceğin bir acı bedelidir 57 yaşında hayata veda edişi.
Kaç yıl geçti üstünden. 77 yıl ölümünün üstünden geçen o yıl. Devrimlerini , ilkelerini bıraktığı emaneti, Türkiye Cumhuriyet’i olmanın erdemini ne kadar hayata geçirebildik? Maalesef ne acıdır ki, koruyamadık zaferlerini, koruyamadık, geliştiremedik ülkemizi.
Üstelik öylesine top yekün günler, zorluklar, savaşlar yokken. Şimdi bir ülkenin bu kadar büyük dünyaya örnek uygar ölçüleri varken,
Parolası ise “YURTTA BARIŞ, CİHANDA BARIŞ” iken, terör, geri kalmışlık, yönetim bozukluğu, kendi işbirlikleri, kendi çıkarları, maden ocaklarında çalışan alın terleri ile ölen işçilerimiz, yaşam odalarının düşünülmediği hala, gezide güzel ve huzurlu, barış içinde bir ülkede yaşamak istiyoruz, diye direnen hukuksal hakları çerçevesinde mücadelede ölümlerin yakışmadığı gençlerimiz, Berkin Elvan’ımız. Daha dün barış ve demokrasi mitingi için el ele gelen insanlarımız Ankara Garı’nda patlatılan canlı bombalar, ölen canlarımız . Kadınların her gün artan şiddet ve cinayet haberleri. Vatandaşın ekonomik bozuklukları.
Artık bu ülke, vatandaşlar daha güvenle, daha ekonomik refah, daha huzurlu, daha barışçıl iç ve dış politika ve istikrarla , devletin insanına, insanın devletine olan itibarını arttıran, önce insan haklarına ve hukuka dayalı demokrasi istemektedir.
Uygar bir ülke olmayışımızdan, modern ve çağdaş bir ülke olmayışımızdan, hukukun üstünlüğünü sağlamayışımızdan.
Artık ülkemizin insanı için can ve mal güvenliği, özgür hakları için teminat veren yeni iktidar ve Başbakanı’ndan beklemektedir.
Biz sevgili Ata’m bugün Anıtkabir’de yazılan duyguların , düşüncelerin çoğaldığı hayata geçtiği adımları görmek istiyoruz.
Biz hala Sen’in izinde değiliz.Sen’i büyük Ata’m bu ölüm yıldönümünde saygıyla, rahmetle anıyoruz.
SEN’İ ÖZLÜYORUZ… ÖZLÜYORUZ…