​ Ön tekerlekler uçuruma bakmakta, diğerleri henüz yere basıyor olsa da / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Ön tekerlekler uçuruma bakmakta, diğerleri henüz yere basıyor olsa da

Ön tekerlekler uçuruma bakmakta, diğerleri henüz yere basıyor olsa da
 

Hayata baktığım pencerenin buhusunu sildim sileli ne görürsem göreyim her şey çok net. Ve birde, bu netliğe rağmen manzara da öyle keskin hatlar felan da yok. Her şey birbirinin içinde ve birbirlerine yumuşak geçişlerle kavuşmakta. Sanat tarihinide sufumato dedikleri bir tabir vardır: Ilık dengeli akıcı renk geçişlerini tarif eder. İşte bunun gibi. Eriyen, eriyerek kaynaşan, rahatsız etmeyen geçişler bunlar. Keskin sert ani çizgiler siyahlar beyazlar yok. Tüm renkler var ve net bir şekilde belirginler. En güzelide böyle de olsalar; gökkuşağının yedi renginin bir arada oluşu gibi hepsi kendine has nitelik ve değerlerine sonuna kadar sahip, hepsi üzerinde özelliklerini kokusunu, tadını dokusunu kendine has oluşunu taşıyorlar ama bir aradalar ve aynı zamanda ayrılar. Böyle olunca ne görürseniz hem net hem girift oluyor. Bu da değişik alışa gelmedik bir paradoksu var ediyor. (Yada evrende paradoks yoktur, algılayamadığımız kısmına biz paradoks adını veririz değil mi ? )

Hani filmlerde bir sahne vardır: Araç uçurumun kıyısındadır aşağısı ise, sonsuz boşluk. Ön tekerekler artık zemine basmıyor, arka tekerlekler ise şimdilik yerdedir. Ancak arka koltuktakiler hareket ettikçe de bu denge, yavaş yavaş bozulma riski ile yüzyüze gelir ya..biraz öne doğru eğilseler, arka tekerleklerde yerden kesiliverecek ve nihayetinde; malum son Ama bir yandan da hep bir ihtimal daha vardır: Zorda olsa, eğer önde oturanlar arkaya doğru geçebilseler, ağırlık bu yana doğru aktarılacak ve belki kurtulma şansına sahip olabileceklerdir.

İşte bu bir tahterevalli misali tuaf, çok da kararsız bir denge halidir. Adrenalini yüksektir bu dengenin. Öyle huzurlu bir denge değildir. Ama bu asla huzursuzluk da değildir. Belki, gerilim denebilir...Bu sahne de bizi geren: Yaşamla ölüm arasında, sadece iki tekerleğin kalmış olması ve tabi bir de sonucun belirleyici parametrelerinde ki çeşitlilik ve belirlenememizlik, anlık değişimlerin olayın kaderine olan büyük etkisidir. Kısacası durumun kontrolü adına alınması için yapılacak yegane şey: Büyük yüzdeyle belirsizlik içinde oluşumuzda ki bu şartları oluşturan dış etkenleri, bu parametrelerden bir yada bir kaçını kontrol altına alarak belirli kılınmasından geçmektedir.

Bu sabah benim hissettiklerim işte bunlar. Belki tek farkla : Çok şükür ki bu denge ölümle yaşam arasında değil bende ki bu “kararsız denge” Duygularım ve aklım bir tahteravallinin iki kutbu arasında henüz dengede. Öyle kalması içinde çabalamaktayım. Ama ortada bir çaba varsa entropi yükselmekete ve düşürmek içinde birileri gayret etmektedir. Ki bu da;, ufaktan ufağa işin işten geçmek üzere olduğuna açık bir göstergedir. Tabi kendini fark edebilene :)

Söz konusu olan her an değişebilecek, tuaf, “kararsız bir dengede” olma haliyse: Bu dengeye denge denebilmesinin tek sebebi; halen bir tarafa bozulmamış olmasındadır. Ama an meselesi olduğu da BKZ. Şekil 1 A örneğinde ki gibi ortadadır.“Burada dengenin ne tarafa bozulacağını belirleyecek olan kim olmalıdır?” Sorusu ise asıl tehlike çanlarının çalmasına sebep olandır: Eğer akışa bırakırsam bu dengeyi benim dışımda ki şartlar değiştirecek bu aşikar. Belki rüzgar olacak bu, belki ufak bir kelebeğin kanat çırpması, minik bir kıpırtı, belki de sadece arkada oturanlardan birinin hapşırması...(Ki bu hiç işime gelmez.)

Yani ilel ebed bu dengede kalınamayacağı artık mutlak bir gerçek. Peki o halde demek ki “her kararsızlığın neticesinde bir karar geleceği gibi bu durumda da olacaklar değişmeyecek” çıkarımına gidebiliriz. (Bir varsayım dahi olsa). O halde bunu kim kontrol edecek? İşte burada benim paradoksum sahne alıyor: Ve işte gerilim dolu bir ikilem tüm haşmetiyle şimdi karşımızda duruyor: Çünkü benim için yanıt aslında çok net: Belirleyici unsur zaman olacak...Ne ben, ne başkası. Sadece zaman....

Bir vinç gelse de, şu otomobili tepesinden tutup kaldırsa ya:))

Sevgi ve ışıkla

Ayna

05/01/07

 
Toplam blog
: 268
: 1969
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..