- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Ondan kee’ri yine ÇAL

Toprakla geçen sessiz, sakin ve huzurlu otuzdört günümüz...
Çam ağaçlarıyla kaplı Çökelez Dağının eteklerinden, bereketli Menderes Ovası..
Batan güneşin ardından, ovaya hakim olan sessizlik ve serinliğin verdiği keyif..
Gecenin koynunda hep beraber bağrışan gece kuşlarının guguk sesleri…
Gelinle güveyin ortaya çıkıp, kolları yukarıda, dura gide oynadığı zeybek nasıl anlatılır?
Sabahın ayazı..
Yapraklara çöken nem..
Ceviz, kekik, anason, üzüm kokan ince - tozlu yollar..
Bademleri bir bir yuvasına taşıyan sincabın telaşı..
Kedilerinin melul bakışları..
Sahibinden başkasının sözünü dinlemeyecek kadar itaatkar ve kıskanç bir köpeğin hırçınlığı, nasıl anlatılır?
Siyah yeleğinin üç düğmesi ilikli, kart sesli, şarabın demini bulmuş kafayla durmadan bıyıklarını sıvazlayarak caddeyi turalayan adamın sert bakışlarının ardındaki yaşam öyküsü..
Turizm denen büyülü rantın paçasına yapışmak için her şeyi göze almış bir belediye başkanının çaresizliği..
Her gün dört ekmeği bez torbama koyarken ana-kızın çıkardığı sessizlik, nasıl anlatılır?
Akşamdan sabaha “Kaç para kazanırım?” hesabı yapan esnafın ümitsizliği..
Tek eğlenceleri düğün izleyicisi olmak olan halkın yalnızlığı..
Kışlık yiyeceği salçasını, bamyasını , biberini kurutma derdine düşmüş komşuların telaşı..
Parkın banklarına oturmuş emekli dedelerin belden aşağı fıkraları..
Hasat zamanı üzümlerinin alınmasını bekleyen çiftçinin çaresizliği ve endişesi, nasıl anlatılır?
Kızlarının baskısına dayanamayıp öğlen sıcağında bankaya emekli parasını almak için yola çıkan seksen yaşındaki ninenin göz yaşlarındaki isyan, nasıl anlatılır?
Yedieylülikibinondört.
Toprakla geçen sessiz, sakin ve huzurlu otuzdört günümüz, nasıl anlatılır?
“Çal” diyorum, ondan kee’ri yine Çal.!