- Kategori
- Ekonomi - Finans
ONLARIN KRİZİ BİZİM KRİZİMİZ
Sayın okurlar yaşadığımız bu kriz olmasaydı da Türkiye bir kriz yaşayacaktı er veya geç. Ancak sıfıra yakın bir olasılık olmakla beraber o krizi yaşamayacak olsaydı da zaten Türkiye yapısal bir kriz! içerisinde. Türkiye' nin asıl sorunu bu. Krizler aslında bir çözümdür ve nihayette geçicidirler. Bu insan sağlığı içinde, toplumsal sorunlar içinde geçerlidir. Ancak kriz diye yaşadığınız sorunlar yumağı aslında sizin için kriz değil bir yapısal durum ve iyileşme olasılığıda yok ise asıl vahamet budur ve Türkiye' de bu haldedir.
Sayın okurlar başta ABD' de olmak üzere şişen piyasalar bir şekilde patladı ve finansal kriz reel sektörüde vurmaya başladı. Bu noktadan sonra doğaldır ki reel sektörün sorunları yeniden finansal sektörün sorunları olmaya başladı ve bir sarmala girildi. Sonra bu sarmal dünyaya ihraç edildi. Yani otomotiv sektörü sadece bizde değil ABD' de, Japonya' da, Avrupa' da da krize girdi. Ama bir farkla, bu kriz bittiğinde ABD, Japonya, Avrupa yeniden otomotiv endüstrisini keşfetmeyecek. Oysa bizim krizden önce de otomotiv sektörümüz yoktu ki. Sakın var demeyin. Türkiye başka ülkelerin endüstrilerinin onlarca farklı nedenden dolayı yurt dışında üretim yapma stratejilerinin bir sonucu olarak fiziksel üretim üssü seçilmiştir. Türkiye' nin % 100 kendine özgü bir markası yoktur. Kendi tasarımı yoktur. Kendi otomotiv teknolojisi yoktur. Seri üretim anlamında Türkiye' nin Anadol' dan başka yerli arabası olmamıştır. Dünya havacılık sektörüde bazı sipariş iptalleri vb sorunlar yaşıyor. Ama bu kriz bittiğinde Avrupa yeniden Airbus tasarlamak zorunda kalmayacak. Ama bizim krizden önce de kendi Airbus uçağımız yoktu ki? ABD bu kriz bittiğinde yeniden işletim sistemi tasarlamayacak, yazmayacak. Zaten var. Ama bizimde zaten yok. Önce de yoktu, şimdi de yok, sonra da olmayacak.
Krizden önce ABD' de , Avrupa' nında Japonya' nında nüfus yapısı (nicelik/nitelik) bizim gibi değildi ki. Yani kriz bittiğinde onların sarmak zorunda olduğu sosyal yaralar ile Türkiye' nin ki çok farklı. Türkiye krizden önce de nüfus nitelik / nicelik yapısı sorunu yaşamaktaydı. Üstüne bir de yeni işsizlik vb sorunlar eklendi.
Sayın okurlar bilmem ne demek istediğimi anlatabildim mi? Bu kriz her şeyin alt yapıda/temelde güllük gülistanlık olduğu bir ülkede başlamış veya o ülkeye yansımış olaylar zinciri değildir bizim için. Başkaları için kriz olan sorunlar aslında Türkiye' nin rutin gerçeğiydi. O nedenle başkalarının krizi bittiğinde bizim rutinimiz olan yapı değişmeyecek. Sadece orada alınan önlemlerin ucu -kısa vadeli güncel hayat için- olumlu yönde asgari oranda bize yansıyabilir. Ancak bu da yapısal sorunun bitmesi değil, sadece iyice ağırlaşan sorunların bir bölümünün olumsuz sonuçlarının nispeten azalması demektir.
Eğer krizin fırsata çevrilmesi isteniyor ise Türkiye' nin gelecek hedefleri, küresel ısınmadan, diğer çevre sorunlarına varan fiziksel koşullar dikkate alınarak planlanmalıdır. Bir başka deyişle biz hangi zaman diliminde ne kadar insanı, nerede çağdaş koşullarda yaşatabiliriz bunun analizi çıkarılarak, eğitimden kentleşmeye, ekonomik yaşamdan teknolojiye yönelimlerimiz belirlenmelidir.
Tabi soruna biz böyle bakabilirmiyiz o ayrı soru.