Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '16

 
Kategori
Siyaset
 

Onuncu Yıl Marşı suçsuzdur

İlkokula başladığım andan itibaren öğrendiğim ve defalarca gururla söylediğim, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar tarafından yazılan Onuncu Yıl Marşı’nın iktidara yaranma sevdasında olan bir Milli Eğitim Müdürünün sözde yasağına tabi olacağı ve bu sözde yasağın Polisin biber gazlı ve coplu saldırısıyla perçinleşeceği aklıma gelmezdi. Ancak akla hayale gelmez ihtimallerin gerçekleştiği, olmaz denilenin olduğu ülkemizde bu da oldu. Bu da olunca ister Atatürk’ün muhasır medeniyetler seviyesi hedefinden isterse de Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 hedeflerinden epey bir uzak olduğumuzu görüyorum.


Hala semboller üzerinden ideolojik kavgaların yapıldığı, kutuplaşmaların keskin bir hal aldığı, hoşgörüsüzlüğün ve kendinden olmayanı dışlamanın ayyuka çıktığı bu ülkede insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti kavramları yerini bulmamış demektir. Balıkesir’de devleti zarara uğratmaktan beş ay hapis cezası almış bir müdür, ödül olarak Türkiye’nin en şirin illerinden biri olan Bolu’ya gönderiliyor ve bu gönderilişe teşekkür etmek ve iktidara yaranmak için hiç de haddi olmadığı halde ‘’Onuncu Yıl Marşı’nın söylenmesini yasakladım’’ diyor. Müdür kıvılcımı açkıyor arkasından bazı meczuplar da hemen açıklama yaparak müdüre destek çıkıyorlar. Neymiş, müdür kendi düşüncelerini demokratik olarak ifade etmiş, 28 Şubat sürecinde inançlı kesime, başörtülülere Onuncu Yıl Marşı ile işkence yapılmış, bu yüzden de Onuncu Yıl Marşının yasaklanması doğru bir kararmış.


Şunu ifade etmem gerekir ki 28 Şubat sürecinde Onuncu Yıl Marşının bestesinde yapılan yeni düzenleme eşliğinde sözde Cumhuriyete sahip çıkmak adına toplanılan her ortamda beyinleri yerinden oynatırcasına Onuncu Yıl Marşları çalındı ve hatta İstiklal Marşı bile ikinci plana atıldı. Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat’ın sözde mimarları Onuncu Yıl Marşına kendi ideolojilerinin bir simgesi olarak kutsadılar. Öyleki Onuncu Yıl Marşı sırf bunlar yüzünden itici gelmeye başlamıştı. Onuncu Yıl Marşı her çaldığında Hukuku katleden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaşlar, Nuh Mete Yükseller, bir dönem orduya saygımızı dip seviyelere indirten Çevik Birler, TBMM Genel Kurul Salonundan başörtülü bir kadın milletvekili için ‘’çıkarın bu kadını’’ diye haykıran Ecevitler, Onuncu Yıl Marşı’nı dinleyip geceleri evlerinin ışıklarını bir dakikalığına söndürüp yakarak sözde aydınlığı getireceğine inanan karanlık ruhlar geliyor. O zaman ben ve benim gibi düşünenler sembollere takılıp kalmadan insan haklarına saygı ve demokrasi istiyorlardı. Kısacası herkes için özgürlük istiyorlardı. Ancak bunlar Onuncu Yıl Marşının yasaklanmasına bahane olamazdı.


Bütün bunlar olup biterken gerçek olan bir şey vardı ki Onuncu Yıl Marşı suçsuzdu. Yok olmak üzere olan bir milletin küllerinden yeniden doğarak inşa ettiği bir yeni rejimin yani cumhuriyetin onuncu yıl dönümünde şöyle bir geriye dönüp bakıldığında az zamanda ne kadar çok ve büyük işler yapıldığını, bunu yapanların Türk Milleti’nin behemahal kendisinin olduğu ve bununla gurur duyulması gerektiğini anlatmak için coşkun seller gibi taşan duygularla yazılıp Türk Milleti’ne armağan edilen bir marştı sadece. Tarihin bir döneminde bunu kirli emellleri için kullanan sapkınlar çıktıysa suç neden masum ve savunmasız Onuncu Yıl Marşı’nın olsun.


Hem mesela Plevne Marşı’da hepimizin gurur ve coşkuyla söylediğimiz, her söyleyişimiz de koltuklarımızın kabardığı, kendimizi Plevne Kahramanı Osman Paşa’nın emri altındaki kahramanlardan biri gibi hissettiğimiz bir marş değilmiydi. 27 Mayıs 1960 Darbesini yapanlar ve sözde İnkılap Yaptık diyenler, Plevne Marşı’nın sözlerini değiştirip bangır bangır her yerde çalıp 27 Mayıs Darbesi’ne meşruiyet kazandırmaya çalışmadılar mı? Bu böyle oldu diye Plevne Marşı’nın çalınmasına da mı karşı çıkacaktık? Ya da Plevne Marşı çalınmasın diyenimiz var mı? Yok, olmaması da gerekir. Zira Plevne Marşı da suçsuz ve günahsızdır. Plevne Marşı ne kadar suçsuz ve günahsızsa bugün ortalığın karışmasına bahane edilen Onuncu Yıl Marşı’da o kadar suçsuz ve masumdur. Suçlu olan bu marşları kendi emellerinin sembolü haline getirip bir tarafı kendine hasım gören karanlık zihniyetli insanlardır. Suçlu olan, durduk yerde bu marşı kullanarak iktidara yaranma sevdasına düşen müdür ve onun destekçileridir.


Demokrasi farklılıkları hoşgörebildiğimiz sürece varlık bulur. Eğer bugün gerçek demokrat olduğumuzu iddia ediyorsak, 28 Şubatta Onuncu Yıl Marşı söyletenlere kızdığımız gibi bugünde Onuncu Yıl Marşı söyletmeyenlere kızmamız ve karşı durmamız gerekir. Demokrasi azınlığın haklarının korunduğu çoğunluk rejimidir. Bugün Onuncu Yıl Marşının yasaklanmasına karşı çıkan azınlığın bu karşı çıkma hakkına saygı duymamız gerekir. En temel hakları olan protesto ve gösteri yürüyüşlerine engel olmamamız ve karşılarına sıra sıra polisleri dizip biber gazı sıktırmamamız gerekir. Geçmişte 28 Şubat sürecinde başörtüsü yasağını protesto edenlere karşı polis şiddetine nasıl karşı çıkmışsak bugünde Onuncu Yıl Marşının yasaklanmasına karşı çıkanlara karşı uygulanan polis şiddetine karşı çıkmamız gerekir. Keza Türkiye gibi demokrasisi sağlam temellere oturmamış bir ülkede iktidarlar değiştikçe polis şiddetine maruz kalanlar değişir. Bugünün mağdurları yarın polisin desteğinde mağrur olurken, bugünün mağrurları da yarın polisin karşısında mağdur olabilirler. Burada değişmeyen tek bir şey vardır. Polis her durumda iktidardan yanadır, elindeki biber gazını bugün bana yarın da sana sıkmaktan çekinmez.
MUTLU BİLGE,
21.06.2016 / BOLU
http://www.boluhavadis.net
http://blog.milliyet.com.tr/mutlubilge

 
Toplam blog
: 12
: 61
Kayıt tarihi
: 04.04.16
 
 

Hayata ve gündeme dair yazılarımla milliyet blogtayım. 1973 yılında Bolu'nun Dörtdivan İlçesi'nde..