Onur Diribaş / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '08

 
Kategori
Sinema
 

Onur Diribaş

Onur Diribaş
 

<ı>Konuğum Onur Diribaş...Sanat Yönetmeni Asistanı. İlginç de bir hikayesi var. Doğru zamanda doğru yerde doğru insanlarla karşılaşmış olması bakın onu nerelere götürmüş...

<ı>Kendini tanıtır mısın?

<ı>Onur Diribaş, 1982 İstanbul doğumluyum. Mimar Sinan Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisiyken mesleki olarak farklı bir alanda ilerlemeye başlayınca okulu bırakma kararı aldım...

<ı>Bu işe nasıl başladın?

<ı>

<ı>Ben aslında müzikle uğraşıyordum. Ortaokul yıllarından itibaren gitar çalıyordum. 2 buçuk sene süren bir grup çalışmamız olmuştu.

<ı>Ne tür müzik?

<ı>Rock müzikti. Kendi bestelerimizi yapıyorduk. İngilizce sözlü. Yaş ilerledikçe ülkemizdeki müzik sektörünün gerçeklerini farketmeye başladık ve herkesin kariyer hedefleri farklılaşmaya başlayınca grup çalışmasına son verdik. Bizler çok iyi arkadaştık hâlâ da çok sıkı dostuz.

<ı>

<ı>Grup dağıldıktan sonra çeşitli demolar oluşturdum ve bazı prodüksiyon şirketlerine ve bu işi yapan bir kaç isme gönderdim. Genelde olumsuz sonuçlarla döndüm.

<ı>

<ı>Birgün bir kızla tanıştım, sinema televizyon bölümünde okuduğunu öğrendiğimde ona bestelerimi yolladım. Çok hoşuna gitti ve bana, "ben kısa filmler çekerim sen müziklerini yaparsın yarışmalara katılırız" dedi. Benim de ilgimi çekti. Artık her buluştuğumuzda çeşitli senaryolar filmler üzerine konuşuyor beyin fırtınaları yapıyorduk.

<ı>Birgün bana, neden sanat yönetmenliği yapmadığımı bu konuda yetenekli olduğumu söyledi. Ben de o güne kadar sanat yönetmeni kimdir, nedir, ne iş yapar bilmiyorum. Oturduk uzun uzun konuştuk tartıştık. Neden olmasın dedim ve denemeye karar verdim.

<ı>Çeşitli bağlantılar sayesinde değerli bir sanat yönetmenine ulaştım. Birkaç hafta onun peşinde koşturdum sonunda görüşmeye çağırdı.

<ı>

<ı>Bana, “<ı>geldin bana kendini tanıttın. Tanıştığın bir sinema tv öğrencisi sende bir ışık görmüş ki, hâlâ bunu nasıl gördü anlamış değilim. Sinema üzerine hiçbir şey bilmiyorsun ve gelip benden iş istiyorsun. Hangi cesaretle!” dedi.

<ı>

<ı>3-5 saniye sessiz kaldım, böylesine sert bir tepki beklemiyordum, “sanırım deli cesaretiyle” dedim. “Ben en azından bunu deneyip görmek istiyorum. İçimde soru işaretleri, keşkeler kalsın istemiyorum.” dedim.

<ı>Ben bunu söyledikten sonra kısa bir sessizlik oldu ve "yarın gel başla" dedi. Ertesi gün işe başladım. Bir hafta sonrasında ilk reklam filmimde sete çıktım.

<ı>Hiç bilmediğin bir iş sonuçta. Bunu nasıl başardın?

<ı>

<ı>İlk çalıştığım sanat yönetmenimden çok şey öğrendim. 3 hafta çalıştık onunla ama işin ince ayar kısımlarını ve belki de en önemlisi iş disiplini ve ahlâkını ondan öğrendim. Bu zaman zarfı içerisinde çok sorular sordum ona, o da sıkılmadan anlattı bana hep.

<ı>

<ı>Ve ona, “bu işin okulunu okumadım, yapabilir miyim? Diye sorduğumda, “korkma, bunu kendin de başarabilirsin” diyerek destek verdi. Ben de sürekli internetten ve başka kanallardan araştırmalar yaparak bilgi açığımı kapamaya çalıştım. İşi mutfağında öğrenmek için ne gerekiyorsa yaptım.

<ı>

<ı>Bunun dışında ablam Melike Diribaş tiyatrocu, tiyatro yönetmenliği yapıyor. Aslında görsel sanata yakınım ve sanırım bunun etkisi var. Ben daha ortaokul lise yıllarındayken ablam beni provalarına götürürdü ve ben onların dekorlarına kostümlerine eleştiriler yapardım. Ablam hepsini dikkate alır, kimisini benim dediğim gibi yeniden şekillendirirdi.

<ı>

<ı>Sanat Yönetmeni'ni tanımlar mısın?

<ı>Art Direktör’lük; içinde grafik tasarımdan sinema bilgisine, müzikten edebiyata, spordan bilime, aklınıza ne gelirse her konuda ama neredeyse her konuda bilgisi olan ve bu bilgiyi gerektiği yerde, "en farklı ve en anlaşılır ve en akılda kalır" şekilde kullanan kişidir. Bütün bunları yapabilmesi için de analitik sezgileri güçlü, araştırmacı, esprili, çevik, hızlı olması gerekir.

<ı>

<ı>Yaptığımız iş mekan tasarımı olduğu için her işte hatta işin kendi içinde bile sürekli farklı şeyler karşımıza çıkıyor. Bu yüzden her konu hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor. En azından bilmiyorsak da o bilgiye kolay yoldan ulaşabilmemiz gerekiyor.

<ı>İlk reklam filmin neydi?

<ı>

<ı>Aroma meyva sularının reklam filmiydi. Ve anladım ki bu iş tam bana göreydi, yeteneklerime sezgilerime çok uygundu. Çok sevdim hep severek çalıştım.

<ı>

<ı>İşinden biraz bahseder misin?

<ı>

<ı>Genel olarak sahne dekor aksesuar tasarımı. Boş olan bir mekâna hayat verme işi diyebiliriz.

<ı>Daha sonra neler yaptın?

<ı>İlk 2 işim aynı yönetmenle oldu. Aromanın hemen ardından Hürriyet Gezi Rehberi reklamı vardı ve yaza girdik ardından. Yazın sektör çok durgun oluyor. Ağustos aylarında bir dizi görüşmesine gittim. 2 reklamdan sonra ilk dizi çalışmam oldu. Orada tanıştığım yeni insanlar sayesinde başka reklam işlerine yöneldim.

<ı>

<ı>Çalıştığım işlerden bir tanesi de youtube da var. Hindistan’a bir reklam filmi çekildi. Türk Hint ortak yapımı. Suzuki Zen reklamı. Dünyaca ünlü CANNES da ödül almış ve jüri üyeliği yapmış Hindistan’lı bir yönetmenle çekildi. Yönetmen Prasoon Pandey.

<ı>

<ı>Linkini alabilir miyiz?

<ı>http://www.youtube.com/watch?v=_ZEonEv_Tnw

<ı>Bir de kendi çektiğim video klibim var. Linklerin erişimi şimdilik yasak ama düzeldiğinde girilebilir.

<ı>

<ı><ı>http://www.youtube.com/watch?v=4QM-f4baxzc

<ı>Sanat Yönetmeni'nin en zor anları nelerdir?

<ı>

<ı>Aslında baştan sona kadar herşey zor diyebilirim. Yoğun çalışma temposunda stresi yüksek geçiyor. Çok uzun saatler çalışıyorsunuz, günde 2-3-4 saat hatta bazen hiç uyumadan sete gittiğiniz anlar oluyor ama sanırım en zor anlar, sete 1-2 saat kalmış ve hala dekorunuz hazır değilse eksiklikleriniz varsa ciddi ter döküyorsunuz. Zamana karşı bir yarış söz konusu.

<ı>Şu an ne yapıyorsun?

<ı>Freelance bizim işimiz, proje bazlı. Reklam piyasası Eylül'de açılıyor, Eylül'ü bekliyoruz.

<ı>Hedefin ne?

<ı>

<ı>İlerde başarılı bir Sanat Yönetmeni olmak. Hatta uluslararası başarılara imza atabilmek.

<ı>

<ı>:) Sevgili Onur Diribaş, keyifli bir sohbet oldu. Hayatında başarılar diliyorum. Sefalar getirdin.

 
Toplam blog
: 1929
: 661
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..