- Kategori
- Siyaset
Onur Öymen niçin destekenmelidir

Kürt kimliği üzerinden siyaset yapın. Aleviler üzerinden siyaset yapın. Sıçrayın Karadeniz’e, Lazlar üzerinde oy hesaplarınız için gerekli unsurları gıdıklayın ya da çimdikleyin… RTÜK emriniz de mi?.. Emrinizde!.. Bastırın fetvayı: - Karadeniz bölgesinde Pontus Rumcası ile yayın yapan televizyon ve radyolara izin verilmiştir!.. Dikkat buyurun Rumca ve Yunanca da değil… Pontus Rumcası! Evet, Kürt, Alevi…Derken, bunun adı da, Pontus açılımı… Üstelik etnik ayrılıklar üzerinden siyaset yaparken amacınız, ayrıştırdığınız bu insan topluluklarının sosyo-ekonomik sorunlarına merhem arayıp bulmak da değildir. Bütün dert ve tasa oy avcılığı ile ilgilidir. - Kaç oy alırım Karadeniz’den?.. Şu kadar… Koy sepete!
Şimdilerde o [kökü dışarıda] malum medya Onur Öymen üzerine tünemiş durumdadır… Hatta hatta, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni “<ı>yerin dibine sokma”ı> programı bile son iki gündür ikinci haber durumuna düşmüştür. Onur Öymen, CHP politikaları içinde yıllardır bizim onaylamadığımız bir çizgiyi izleyen bir siyaset adamıdır. Ama bugünkü durum başkadır… Koşullar değişiktir. Ve içinde bulunulan hal, siyaseten desteğimizi alamayan bir kişinin savunulmasını gerekli kılmaktadır. Bu noktada ahlaklı, dürüst bir siyasi çizgi izlemek ve oy avcılığı bezirgânlığının dışında kalabilen az sayıdaki siyaset adamına arka çıkmak ve bu çizginin altında kalan zihniyetleri de yerin dibine sokmak gerekmektedir.
Ne demiştir Onur Öymen?.. - Analar ağlamasın… Doğrudur, tamamdır ama… Bazı durumlarda da anaların ağlaması gibi bir gerçeği ulusça göğüslemek gerekir… Ve birkaç örnek sıralamıştır: - Çanakkale’de analar ağlamadı mı? - Dersim’de analar ağlamadı mı?... - Ama, hiç kimse analar ağlayacak diye, tavrını, tutumunu değiştirmedi… Vay anasını!.. İşte kopartılan kızılca kıyametin nedeni! İşte siyaseti istismar etmeyi meslek edinmiş politika bezirgânlığının hali… Onur beyin niyeti sadece şu: Evet, tarih boyu [maalesef] analar ağlaya gelmiştir. Ama ulusal menfaatlerin gerekli kıldığı durumlarda anaların ağlamasına itibar edilmeyebilir. Ve tarih boyunca da bu böyle ola-gelmiştir…
İşte bir kaşık suda koparılan fırtınanın nedeni, bu düşüncenin açıklanması… Açıklanırken de örnek olarak Dersim olaylarının verilmesidir. Ama, lütfen zamanlamaya dikkat ediniz… TBMM’ye DTP ve AKP tarafından dün bir kanun teklifi getirilmiştir. Artvin’in adı, kanun yasalaşırsa, artık Dersim olacaktır!.. Kanun teklifini Meclis’e getiren partilerin oylarının toplamı zaten bu teklifi yasalaştırmaya fazla fazla yetmektedir. Ama siz bir kez daha zamanlamaya bakınız… Açılımın, açılan yüzüne bakınız. Atatürk döneminde, İngiliz emperyalizminin desteği ile ortaya çıkan iki büyük isyan mevcuttur. Bunlardan bir tanesi Şeyh Sait isyanı, diğeri ise, Dersim isyanıdır. Bu iki isyan da, Gazi Paşa’nın siyasi sorumluluğu altında, derhal ve kesin bir biçimde bastırılmıştır. Bu iki bastırma eylemi sırasında.. Evet, analar ağlamıştır!.. Ağlamıştır ama, hiç kimse, analar ağlayacak diye, Anadolu’nun bağrından yükselen yeni Türkiye Devleti’ni, arkalarında İngiliz emperyalizminin yuvalandığı isyancılara teslim etmemiştir. Etmemesi de gerekir!.. Öngörülen zamanlama taktiğinin ikinci ayağı da, şu anda yurt dışında toplanan bir konferansa bu istismarın denk getirilmiş olmasıdır… Geçen yıl düzenlenmeye başlanan ve büyük tepkiler alan bir “Dersim Konferansı”… Evet, tümü PKK’nın Roj Televizyonundan canlı yayınlanan konferansa bu yıl bizim milletvekillerimizin de katılıyor olması oldukça düşündürücüdür. Bir yanda Atatürk devrinin uygulamalarını, siyasetin güncel tartışmaları içine getirerek, karalamak için zemin oluşturmak… Öte yandan, Cumhuriyet devrimlerinin kararlı bir savunucusu olmuş Alevileri bölmek… Ve yönetmek! Daha da önemlisi oylarına talip olmak ve Cumhuriyet saflarından bir mevzi daha kopartmak… İşte günümüzün gündemine yerleştirilmiş bulunan Onur Öymen meselesi budur. Ve Onur Öymen bu nedenle, hem de koşulsuz olarak desteklenmektedir.
http://www.soruyusormak.com/ http://www.dnm-ler.com/
Şimdilerde o [kökü dışarıda] malum medya Onur Öymen üzerine tünemiş durumdadır… Hatta hatta, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni “<ı>yerin dibine sokma”ı> programı bile son iki gündür ikinci haber durumuna düşmüştür. Onur Öymen, CHP politikaları içinde yıllardır bizim onaylamadığımız bir çizgiyi izleyen bir siyaset adamıdır. Ama bugünkü durum başkadır… Koşullar değişiktir. Ve içinde bulunulan hal, siyaseten desteğimizi alamayan bir kişinin savunulmasını gerekli kılmaktadır. Bu noktada ahlaklı, dürüst bir siyasi çizgi izlemek ve oy avcılığı bezirgânlığının dışında kalabilen az sayıdaki siyaset adamına arka çıkmak ve bu çizginin altında kalan zihniyetleri de yerin dibine sokmak gerekmektedir.
Ne demiştir Onur Öymen?.. - Analar ağlamasın… Doğrudur, tamamdır ama… Bazı durumlarda da anaların ağlaması gibi bir gerçeği ulusça göğüslemek gerekir… Ve birkaç örnek sıralamıştır: - Çanakkale’de analar ağlamadı mı? - Dersim’de analar ağlamadı mı?... - Ama, hiç kimse analar ağlayacak diye, tavrını, tutumunu değiştirmedi… Vay anasını!.. İşte kopartılan kızılca kıyametin nedeni! İşte siyaseti istismar etmeyi meslek edinmiş politika bezirgânlığının hali… Onur beyin niyeti sadece şu: Evet, tarih boyu [maalesef] analar ağlaya gelmiştir. Ama ulusal menfaatlerin gerekli kıldığı durumlarda anaların ağlamasına itibar edilmeyebilir. Ve tarih boyunca da bu böyle ola-gelmiştir…
İşte bir kaşık suda koparılan fırtınanın nedeni, bu düşüncenin açıklanması… Açıklanırken de örnek olarak Dersim olaylarının verilmesidir. Ama, lütfen zamanlamaya dikkat ediniz… TBMM’ye DTP ve AKP tarafından dün bir kanun teklifi getirilmiştir. Artvin’in adı, kanun yasalaşırsa, artık Dersim olacaktır!.. Kanun teklifini Meclis’e getiren partilerin oylarının toplamı zaten bu teklifi yasalaştırmaya fazla fazla yetmektedir. Ama siz bir kez daha zamanlamaya bakınız… Açılımın, açılan yüzüne bakınız. Atatürk döneminde, İngiliz emperyalizminin desteği ile ortaya çıkan iki büyük isyan mevcuttur. Bunlardan bir tanesi Şeyh Sait isyanı, diğeri ise, Dersim isyanıdır. Bu iki isyan da, Gazi Paşa’nın siyasi sorumluluğu altında, derhal ve kesin bir biçimde bastırılmıştır. Bu iki bastırma eylemi sırasında.. Evet, analar ağlamıştır!.. Ağlamıştır ama, hiç kimse, analar ağlayacak diye, Anadolu’nun bağrından yükselen yeni Türkiye Devleti’ni, arkalarında İngiliz emperyalizminin yuvalandığı isyancılara teslim etmemiştir. Etmemesi de gerekir!.. Öngörülen zamanlama taktiğinin ikinci ayağı da, şu anda yurt dışında toplanan bir konferansa bu istismarın denk getirilmiş olmasıdır… Geçen yıl düzenlenmeye başlanan ve büyük tepkiler alan bir “Dersim Konferansı”… Evet, tümü PKK’nın Roj Televizyonundan canlı yayınlanan konferansa bu yıl bizim milletvekillerimizin de katılıyor olması oldukça düşündürücüdür. Bir yanda Atatürk devrinin uygulamalarını, siyasetin güncel tartışmaları içine getirerek, karalamak için zemin oluşturmak… Öte yandan, Cumhuriyet devrimlerinin kararlı bir savunucusu olmuş Alevileri bölmek… Ve yönetmek! Daha da önemlisi oylarına talip olmak ve Cumhuriyet saflarından bir mevzi daha kopartmak… İşte günümüzün gündemine yerleştirilmiş bulunan Onur Öymen meselesi budur. Ve Onur Öymen bu nedenle, hem de koşulsuz olarak desteklenmektedir.
http://www.soruyusormak.com/ http://www.dnm-ler.com/