​ Onurlu olmak / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '08

 
Kategori
Deneme
 

Onurlu olmak

Onurlu olmak
 

"Yaşayacaksan, onurlu yaşayacaksın"


Ülkemde, doğalgazın olmadığı dönemlerde, bir ton kara elmas için gecenin bir yarısı tatlı uykumuzdan uyanıp, az mı kuyruklara girdik. Hele ücretini yatırdığımız kömür, evimizin önüne geldiğinde sevinçten göbek atardık. Ahh! O sabahın erken saatlerinde yakılan ve rüyalarımızla karışık sobanın gürleyen sesi arasında maşa üzerinde kızaran ekmeğin üzerine sürülen tereyağı ve balla yapılan kahvaltının lezzeti bir başka olurdu.


Nereden nereye?

Şimdilerde karaelmas bedava!

Nasılda çağ atlamışız doğalgazın fatura pahalılığında!

İşte size bir haber!

“ AKP’den 5, 5 yılda 6 milyon ton, fakire bedava kömür ”

Bu da her yıl bir milyonu aşkın, fakir evin sıcaklığı demek.

Yalnız, hepsi gerçekten fakir ve muhtaç mı?

Evet diyorsanız, öyleyse niçin bu kadar insanın olduğu “ Sadaka Toplumu” nu yarattık?


Hani hepimizin vergileriyle dolan hazineden, kömüre ödenen ödenen parayı hiç merak ettiniz mi? Sıkı durun, toplam 1 Milyar 86 milyon 958 bin 121 YTL.


Hükümetin, Kömür İşletmelerine olan borcu ise; 78 Milyon 558 YTL.


Bu arada, Türkiye Kömür İşletmeleri 2007 yılındaki alacağını da tahsil edememiş. Kurumun, 17 yıllık zararı 2007 yılı itibariyle 6, 5 milyar dolar olurken, bu güne kadar satılamaması da düşündürücü. Yabancılar bu kurumu alır mı, o da bilinmez ama oldu olacak, hemen özelleştirelim gitsin! Olmaz değil mi? Sizce, Kömür İşletmeleri TÜPRAŞ ve TELEKOM’DAN daha önemli bir kuruluş mu? Ya satılırsa, sonra bir milyonu aşkın fakir insanımız, belediye seçimlerine yaklaşırken, o kışın soğuklarında ne yapar? Onunda çözümü kolay! Olmazsa her eve doğalgaz tesisatı döşetip, gazı da bedava verdik mi, olur biter! Hem vatandaşımız hem kömür taşıma, hem de her kış yaşanan kömür zehirlenmelerinden de bir çırpıda kurtulmuş olur! Ne dersiniz?


Devlette yapılanların kayıt altına alınması çok önemlidir. Sonra insana bir kuruşun bile hesabını sorarlar. Bende bir vatandaş olarak aklıma takılanları sormadan edemeyeceğim.


5, 5 yılda 6 milyon ton kömür hangi ailelere verildi. Bunların kayıtları tutuldu mu? Fakir olanlara, yani gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabildi mi?


Her yıl bu yardım bu kadar kişiye yapıldı ise, O yardıma muhtaç fakir aileler için iyileştirme çalışmaları yapılarak, erzak ve kömür yardımı almalarının önüne geçilebildi mi?


Osmanlı döneminde bu çalışmaların nasıl olduğunu hiç merak ettiniz mi?


O dönemlerde yardımı hak eden ve çalışamayacak olanlara “ Cer kâğıdı” verilerek dilenmelerine göz yumulurmuş. Çalışabilecek durumda olduğu halde dilencilik yapanlar yakalandığında da “ kürek cezası” verilirmiş. Bizde, sel’e (fakir) toplumu yarattık Bir milyon insanımıza cer kâğıdı olmasa da “ Karaelmas Kâğıdı”nı ellerine tutuşturuverdik.


Ramazan ayı yaklaşıyor. Yalnız ramazan ayında yardım yapma yarışına giren iş adamları, sanatçılar ve siyasetçiler, ekranlarda boy gösterecekler. Kamyonların üzerinden atılan erzaklarla insanlarımız ezilme tehlikesi geçirecekler. Belediyelerin kurduğu iftar çadırlarında sözüm ona fakirler doyurulup, ekranlarda röportaj yapılarak, deşifre edilecek, sonrada hoş olmayan görüntülerimizle dünyaya manşet olacağız!


Ey şirket patronları ve hükümet yetkilileri! Gelin garip dediğiniz ve asgari ücret azlığında torba erzaklarını ellerine tutuşturduğunuz, yine fakir diyerek kömür dağıttığınız insanlara, yaşanır bir ücret verinde, onlarda ne erzak, ne çadır, ne de bir ton kömürün el açmasına muhtaç kalmasınlar.


Sizlere kısadan bir hisse verip, müsaade isteyeceğim;


“ Peygamber efendimize yaklaşan bir dilenci yardım ister ve peygamberimiz bundan hoşnut olmaz. Herkesin kendi ayakları üstünde durmasından ve kimseye yük olmamasından yanadır. Ona bir şeyler verip göndereceği yerde sorar;

“ Evinde para eder eşyan var mı?”

“ Örtü ve yatak olarak kullandığım bir çul ve su içtiğim kap var”

“ Git onları getir!”

Eşyalar mescide gelince, açık arttırmayla satışa çıkarılır. İki gümüşe satılır. Hazreti Muhammed, paraları uzatarak;

“ Bir gümüşe yiyecek al. Diğeriyle de balta alarak bana getir. Dilenci söyleneni yapar ve baltaya sopa takan Hz Muhammed baltayı uzatır ve

“ Şimdi ormana git, odun kes ve sat. On beş gün sonra görüşelim” der. Dilenen on beş gün sonra gelir ve yüzü gülmektedir.

“Ey Allah’ın elçisi! On gümüş biriktirdim.” Diyerek parasını gösterir Allah’ın elçisi de gülümseyerek;

“ Şimdi bunlarla biraz yiyecek ve giyecek al. İhtiyaçlarını gör ve unutma, kendi kendine yetmek bir insan için dilenmekten daha onurludur. Dilenmek sadece hasta ve sakat olanlar içindir.”


Anlayana sivrisinek saz, anlayamayana davul zurna az


Yardımın gizli olanı makbuldür. Yoksa zaten incelmiş olan fakirler incinir.


Sağlıcakla kalın…


erterd@msn.com

Ağustos 2008-Bursa ERTUĞRUL ERDOĞAN

 
Toplam blog
: 300
: 466
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..